ÇİNİLER VE KONAKLAR ŞEHRİ KÜTAHYA

By | 8 Mayıs 2018

Bir dergide rastladığımız gezi yazısını gördüğümüzden beri Kütahya merak listemizdeydi.. Konakları, yemekleri, tarihi ve antik hazineleri ile ilgimizi çeken şehri nihayet geçtiğimiz haftasonu ziyaret ettik. Çok ilginçtir ki, Kütahyalılar bile bu ziyarete şaşırıp “burada bir şey yok, geri dön!” diye şakalar yaptılar!.. Oysa bilmiyorlar ki benim özellikle bu “orada görecek bir şey yok, yapacak bir şey yok” denen yerlere karşı ayrı bir zaafım var!. Her yerin kendine göre gizli cevherleri olduğuna inanıyorum.. yeter ki biz onları keşfetmek için istekli olalım.. Bu düşüncemde ısrarlı olmanın haklılığını bir kez daha yaşadım.. Kütahya tam da düşündüğümüz gibi kültürel anlamda zengin bir şehir çıktı ve şehirde geçirdiğimiz iki gün harika geçti! Ve hatta “bir şey yok” denen Kütahya’ya iki gün yetmedi!..Biz bu seyahati gerçekleştirirken özellikle instagram‘dan takip eden ve Kütahya’yı görmek için sabırsızlanan pek çok kişi olduğunu biliyorum.. Ben de herkesin bu kadar keyifle gezebilmesi için defterimdeki tüm notları paylaşmaya başlıyorum..

Kütahya Ulaşım

Kütahya’ya araba ile gitmek yaklaşık 4 saat.. Uçak ile Zafer Bölgesel Havalimanı’ndan ya da otobüs ve tren ile de gidebiliyorsunuz.. (Tren için Eskişehir’den aktarma gerekiyor) Biz katılacağımız #SatrançFinalleri organizasyonun saatlerini de göz önünde bulundurarak Uçak ile gidip Kütahya yeni otogardan otobüs ile döndük ki bu da en az 5 saat sürüyor..

Şehir içinde hiç ulaşım kullanmadık; şehir merkezi oldukça küçük, yürümeyi seviyorsanız her yere yürüyerek ulaşabiliyorsunuz..

Kütahya’da Konaklama

Konaklama için Atatürk Bulvarı’nın başlangıcında bulunan oldukça merkezi Hilton Garden Inn‘i tercih ettik. Buradan her yere yürüyebilir, geç saatlere kadar çevrede aradığınız herşeyi bulabilirsiniz.. Otelin konfor ve olanakları gayet yeterli..

Kütahya’da Gezilecek Yerler

Kütahya küçücük bir şehir ama tarihi oldukça eskiye dayanıyor.. Dolayısı ile pek çok küçük müze, mimari yapı ve tarihi eser var;

İlk olarak Çini Vazo ve Tarihi Saat Kulesi’nin olduğu meydandan başlayabilirsiniz.. Fıskiyeli çini vazo şehrin fotografik sembollerinden biri..

Arkeoloji Müzesi/Vacidiye Medresesi şimdilerde Arkeoloji müzesi olarak hizmet veriyor.. Küçük ama içinde barındırdıkları açısından oldukça zengin bir müze.. En önemli eser Çavdarhisar’daki antik kentten getirilen Amazonlar Lahdi.. Müzeye giriş ücreti 5 TL. Müzekart geçerli..

Çini Müzesi / II. Yakup Külliyesi olarak yapılan tarihi bina şimdi Çini Müzesi olarak kullanılıyor ve II. Yakup’uın sandukası da müze içinde bulunuyor.. Kütahya çinilerinin güzel örneklerini görebileceğiniz müzede en sevdiğim eserlerden biri çehresi Gençliğe Hitabe’den oluşturulan Atatürk portresi oldu.. Müzeyi ziyaretinizde tarihteki ilk toplu iş sözleşmesi olan”Fincancılar Anlaşması“nım duvarda çerçevelenmiş metnini okumayı unutmayın!. Bu müzeye de giriş 5 TL. ve Müzekart geçerli.

Aizanoi Antik Kenti / Dünyanın en iyi korunmuş Zeus Tapınağı, dünyanın ilk borsası gibi çok önemli yapıları barındıran Çavdarhisar’daki Aizanoi Antik Kenti’nin geçmişi 5000 yıla dayanıyor.. Nüfusu Roma döneminde 100 bini aşan kent aslında başlıbaşına bir ziyaret planlamayı hak edecek kadar önemli.. Bulunduğumuz günlerde şiddetli yağış olduğu için ziyaret edemedik ama ben bir gün mutlaka bu antik kenti ziyaret etmek istiyorum..

Germiyan Sokağı ve Konaklar / Şehrin en ünlü ve en fotografik sokağında restore edilip turizme açılmış konaklar yan yana sıralanıyor.. Ispartalılar Konağı, Germiyan Konağı, Lalezer ve Hanedan ziyaret edip içini gezebileceğiniz konaklar..  Konaklar şahana! Ancak.. Ne yazık ki işletme anlayışı olarak pek titizlik gösterilmediğini düşünmüyorum.. Sadece içlerini gezip birşeyler içmek ve sokakta güzel fotoğraflar çekmek için uğrayabilirsiniz.. Burayı bu konaklara yakışan şekilde fonda klasik Türk tınıları, kütahya çinisi tabaklar ve bölge mutfağının iyi yemekleri ile hayal ediyorum da, öyle olabilse muhteşem olurdu.. Ancak ne yazık ki, çeşitli kutlamalar için kiralanan, içeride org ile yüksek ses müzik çalınan ve hijyenden yoksun, bölge mutfağının kötü örneklerini bulabileceğiniz yerlere dönüşmüş.. Bu eleştirimi yukarıdaki hayalimle birlikte değişip güzelleşmesi umuduyla buraya bırakıyorum.. Yine de bu sokakta yürümek çok güzel..

Kent Tarihi Müzesi/  Şehirdeki harika müzelerden biri de Germiyan Sokağı’nda bulunan Kent Tarihi Müzesi. Şehrin tarihinden eski mesleklere kadar pek çok başarılı canlandırma yapılmış.. Ayrıca önemli yerlerin geçmiş ve bugünkü hallerinin karşılaştırmalarının bulunduğu bölüm çok ilginç.. Bir diğer ilginç detay da tarihteki topraktan yapılma ve minik heykelcikleri andıran tiyatro biletleri.. Bunlar Aizanoi antik kentindeki 15.000 kişilik Roma Amfi Tiyatrosu’ndanmış.. Bu müzeye giriş ücreti 1 TL

Ulucami/ 1400’lerde Beyazıt tarafından yaptırılıp pek çok onarımdan geçen cami şehrin görülecek önemli yapılarından biri.. Özellikle mimari açıdan görülmeye değer diğer camiler: Dönenler Cami(eski mevlevihane), Kurşunlu Cami (1377), Çinili Cami(1973), Lala Hüseyin Paşa Cami(16.yy)

Macar Evi/  Macar Devlet adamı Kossouth, 1849-51 arasında Osmanlı himayesinde 2 yıl Kütahya’daki bu evde yaşamış.. Evin konumu ve yapısı harika.. İçindeki eşyalar olduğu gibi korunup sergileniyor.. Ziyaret ücretsiz.

Ayrıca başta Ulu Cami civarı olmak üzere şehrin sokaklarında yürüdükçe daha pek çok konak gözünüze çarpacak.. Çoğu oldukça bakımsız, hatta ne yazık ki birçokları yokolma tehlikesi ile karşı karşıya.. Biz mümkün olduğu kadar fazla sokaktan geçip bu viran ama güzelim konaklara doya doya baktık.. Kimi zaman bir çeşmedeki, kimi zaman bir evin detayındaki Kütahya çinilerine dokunduk, geçmişe kulak verdik..

Hisar ve Hıdırlık Tepesi / Eğer şehirlere tepeden bakmayı sevenlerdenseniz kaleye çıkıp tüm şehri görebilirsiniz..

Balıklı Tekkesi yakın zaman önce kütüphaneye dönüştürülmüş.. Yağmur yağmaya başlayınca içinde biraz zaman geçirip şehrin mimari hazinelerinden birin daha keşfetmiş olduk..

Kitap&Kahve ise sadece bir kitap dükkanı ama sıradan bir yer olmadığı için gezilecek yerler arasında ona da yer vermek istedim.. İlk bakışta ara sokakta normal bir kitabevi gibi görünen dükkanın özel bir “okuma bahçesi” var. Buraya sadece kitap ile girebiliyorsunuz.. Telefon karıştırmak, dergi okumak ya da ders çalışmak yok!. Sadece kitap okumak var.. Kahve de onların ikramı!.. Daha önce hiçbir yerde rastlamadığım bu orijinal dükkanın üst katta da harika bir kışlık kütüphanesi var ama sahibi gelenlerin sıradan kitap/cafe konsepti ile karıştırılmasından rahatsız olduğu için şimdilik kapalı.. Burası gerçek kitapseverler için tam bir cennet!. Ayrıca burada yaşayanlar için kitaplara daha ekonomik ulaşmalarını ve daha çok okuyabilmelerini sağlayan bir üyelik sistemleri var.. Bravo diyorum!.

Kütahya’da Yeme İçme

Gitmeden önce araştırmalarım sırasında Kütahya mutfağına dair Cimcik, Sini mantısı, Tirit, Sıkıcık Çorbası, Haşhaşlı Gözleme, Haşhaşlı Pide, İncir Uyutması, Dolamber Böreği, Tosunum, Ağzı Açık, Küp Kebabı, Göveç (bölgede güveç bu şekilde söyleniyor)  yemek isimleri ile karşılaştım..  Ne yazık ki bu yemeklerin iyilerinin ancak evlerde yemeniz mümkün.. Germiyan Sokağı’ndaki tarihi konaklarda da bu yemekleri yapıp turistlere sunuyorlar ama kendi tecrübelerim bunun çok da iyi bir fikir olmadığını söylüyor.. Ne yazık ki Germiyan Konağı’nda tatma şansı bulduğumuz yemeklerden  güveç haricinde hiçbirini lezzet ve hijyen anlamında yeterli bulmadık..

Ancak merkez dışına çıkıp ilçelere giderseniz göveç için güzel alternatifler var; ben Bereket Göveç Salonu’nu not almıştım.. Küle gömülmüş patates ve göveç.. Daha sonra Kütahyalılardan başka iyi öneriler de geldi: Tavşanlı’da İkram Göveç ve en eski olan Çete… Bunları not edin; biz vakit bulup gidemedik ama merkezede tadacaklarınıza göre çok daha iyi olacaklarına eminim..

Peki Kütahya merkezde ne yenebilir?

Mülayimoğulları çok güzel döner ve İskender kebap yapıyor.. Çarşı içindeki 43 Nefis Köfte ve Çınar Köfte iyi alternatifler.. Ayrıca güzel irmik helvası ve kaymaklı kabak tatlısı da var!.

Sucukçu Asım  herkesin bilmediği enteresan bir adres. Eski mavi boyalı dükkanında ortak masalardan birine oturup sessizce beklemeniz gerekiyor.. Eğer Asım Usta sizinle ilgilenmeye karar verirse “Evet, ne kadar?” diye konuya giriyor.. siz de siparişi veriyorsunuz.. Yok eğer sıranızı beklemeden soru sorar ya da sipariş vermeye çalışırsanız kesin azarlıyormuş!.. Valla bizi azarlamadı; sorduğunda siparişimizi verdik: 2 tane 100gr. 1 tahin/şıra.. Sucukları ızgaraya koydu, nefis pideleri kesti, şıralı tahini metal tabağa döküp masaya getirdi, son olarak da pişen sucukları pembe kağıt yaydığı tabağa koyup masaya bıraktı.. Bu, bizim tüm Kütahya gezisinde yediğimiz en orijinal ve keyifli yemekti.. Farklı şeyleri seviyor ve bu denli salaşlığa varım diyorsanız mutlaka denemelisiniz…

Karavan’da haşhaşlı gözleme yemek bir Kütahya klasiği.. En güzel şubesi ise Cumhuriyet Caddesi üzerindeki Tarihi Küçük Hamam şubesi. Bir de ketçap ve marul koyulan “yaren” versiyonu varmış ama benim onu tatmak pek içimden gelmedi; belki siz denemek istersiniz..

Sevgi yolu üzerinde Benli Simit Fırını “sıcak simit”i ile epey meşhur.. Tercihen simiti alıp Ulucami meydanında çay evlerinde yemek daha lokal ve keyifli..

Eski Neşe Fırını yine çok heyecanla kaydettiğim bir adresti.. İlk orijinal şubesini bulup gittik, haşhaşlı pidemizi aldık; istanbul yolunda otobüste afiyetle yedik.. Haşhaşlı pide için bir de Mithatpaşa Caddesi’ndeki Osmanlı Fırını önerilmişti ama oraya gitmeye fırsatımız olmadı.. 

Siyah inci Pastanesi şehrin en kıymetli adreslerinden.. Sevgi yolundaki ve Hilton’un yanındaki şubelerine gittik.. Hilton yanındaki daha şık.. Profiterolü gerçekten çok güzel, mutlaka tatmalısınız.. Ayrıca biz her geçişte uğrayıp Türk kahvemizi de bu pastanede içtik, hep çok lezzetliydi..

Eğer dondurma seviyorsanız özellikle denemeniz gereken iki çeşit dondurma var: Kavunlu ve tahinli. Penguen ya da Roma Dondurmacısı’nda deneyebilirsiniz.

(Bunlar dışında Kütahyalılar’dan gelen birkaç öneri; ” Sanayi’deki Cumhuriyet Lokantası’nda güveç yemekleri ve kabak tatlısı ye, Star Gözleme’de haşhaşlı gözleme dene, Leziz Börek’te Tosunum dene, Kahveci Orhan’da Türk Kahvesi iç ve mutlaka Çalıkuşu’na uğra! diyordu ama biz yapamadık; belki sizin işinize yarar:)

Kütahya ve Çini

Kütahya Çinileri “Ateşte Açan Çiçekler” olarak tanımlanıyor.. Osmanlı döneminde çinicilik İznik ve Kütahya’da oldukça gelişiyor.. İznik saraya yakın olduğu için daha çok saray için üretim yaparken Kütahya daha çok halkın kullanımına uygun çiniler üretiyor.. Bu ikisi arasındaki belirgin fark desen ve formlarda da kendini belli ediyor..

Kütahya Çini Müzesi’nde en güzel örneklerini görmek mümkün.. Ayrıca İstanbul’daki Pera Müzesi’nde de Kütahya Çiniciliği’nin parlak yıllarına ait eserleri daimi olarak sergileniyor..

Kütahya halen çini üretiminde söz sahibi şehirlerden biri.. Otogar yolunda kocaman bir çiniciler çarşısı da mevcut.. Şehirde pek çok irili ufaklı çini atölyesi var. Ancak birkaç önemli ustanın ismi ön plana çıkıyor;

Kütahya çinisine bambaşka bir boyut getiren Sıktı Usta (Sıtkı Olçar) ve İznik Çinisi’ni yaşatmak üzere güncel yorumlar katan Mehmet Gürsoy.. Her ikisinin de Unesco tarafından Çini Sanatı Yaşayan İnsan Hazinesi ünvanı var.. Her iki ustanın da meşhur Germiyan sokağındaki konaklar arasında atölye/dükkanları bulunuyor..

Sıtkı Usta’nın vefatından sonra işlerini kızı Nida Olçar devralmış.. Altında Sıtkı II imzası bulunan eserler ustanın öğrencisi ve kızı tarafından üretildiğini gösteriyor.. Eğer imza sadece “Sıtkı” ise  eser epey kıymetli demektir!.

Kütahya çinicilikte artık “mektepli” ustalar da yetiştirme yolunda.. Dumlupınar Üniversitesi’nde ve Endüstri Meslek Lisesi’nde Çini ve Seramik bölümleri var..

Kütahya’da Alışveriş

Çini herhangi bir şey almadan asla dönmeyin. Sıtkı Usta, Alopaşalı, Mehmet Gürsoy iyi ve kaliteli üst kalitede örnekler.. Ama farklı dükkanlarda daha uygun hediyelik ve hatıra eşyalar bulmak mümkün.. Bunun dışında Güral Porselen ve Kütahya porselen her köşede karşınıza çıkacak..

Saman Pazarı’nda Helvacı Hakkı ve Helvacı Sabri’den helvanın iyisini alabilirsiniz.. Ayrıca yerel bir öneri burada haşhaş çektirip evde üzüm pekmezi ile karıştırırsam harika bir kahvaltılık olacağını söyledi bana..

Tavşanlı’nın leblebisi çok meşhur. Tavşanlı’da Çavdaroğlu ve Karagöz’den alınırmış ama merkezde de çarşı içindeki yemişçilerden leblebi alabilirsiniz..üstelik türlü çeşidi var!.

Ulucami’nin orada birkaç eskici dükkanı var.. Çok beklentili olmayın ama bu cıvıltılı sokakta yürümek güzel..

Kütahya’ya dair az bilinenler..

Şehrin tarihi 3 bin yıl öncesine dayanıyor..

Kütahyanın Osmanlı’ya Germiyanoğulları Beyliği tarafından “çeyiz” olarak verildiğini duymuş muydunuz? Süleyman Şah kızını Osmanlı şehzadesine verince Kütahya, Simav, Emed ve Tavşanlı’yı da Devlet Hatun’un çeyizi olarak Osmanlı’ya veriyor!

Kütahya aynı zamanda kaplıcalar şehri.. Yoncalı Kaplıcaları epey meşhur..  Ayrıca Frig Vadisi’nde doğa yürüyüşleri ve kuş gözlemi  pek çok doğaseverin ilgi odağında..

Kütahya’yı 360Kütahya projesi sayesinde interaktif olarak gezebilirsiniz.

Evliya Çelebi Kütahyalı.. Atatürk Bulvarı’nda ilk onun anıtı karşılayacak sizi.. Şehrin içinde bir de Müze-evi var..

Ezop’un Masalları’nı biliriz; işte o Ezop da Kütahyalı!

Çocuk romancısı Gülten Dayıoğlu Kütahyalı.. Onun hikayesinden bir alıntı ile bitirmek isterim Kütahya yazımı:

“Şu dünyada insanın öğrenmesi gereken o denli çok şey var ki!” İçi türlü hazinelerle dolu şu küçücük şehirde geçirdiğimiz zaman ve öğrendiklerimiz bu sözü gerçekten de kanıtlamıyor mu? Umarım siz de gider ve keşfetmeye değer güzel şeyler bulursunuz Kütahya’da..

One thought on “ÇİNİLER VE KONAKLAR ŞEHRİ KÜTAHYA

  1. Pingback: “İLK”LER İLE DOLU BİR HAFTA SONU: SATRANÇ FİNALLERİ VE KÜTAHYA | Gezici Günlük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir