ESKİŞEHİR’DE NE YAPSAN? ESKİŞEHİR GEZİ NOTLARı

By | 6 Kasım 2018

Cuma’dan Pazar’a uzun bir hafta sonu geçirmek üzere ziyaret ettiğimiz Eskişehir’e gitmeden önce alışıldığı üzere şehirle ilgili araştırmalar yapmak yerine bu kez kendimi “sosyal medya”nın gücü”ne teslim ettim ve sordum: Eskişehir’de ne yapsam? Yanıtlar hızla akmaya başladı.. Yeme içmeden gezilecek yerelere kadar gelen tüm önerileri alt alta sıralayıp içinden kendi ilgi alanıma uygun olanları işaretledim. Güneşli bir Kasım hafta sonunda, o notların ışığında, arada spontane keşifler de yaparak  şahane bir Eskişehir gezisi yaptık.. Şimdi o uzun listeyi -arada kendi deneyim ve yorumlarımı da ekleyerek- gidecek olanlar için burada paylaşmak istiyorum. Ben her önerinin doğru kişi ile eşleştiğinde faydalı ve kıymetli olduğuna inanıyorum.. O yüzden siz de lütfen bu uzun listeden kendi tarzınıza, gezi anlayışınıza uygun olanları seçerek kendi özgün listenizi oluşturun..  En az benimki kadar keyifli bir Eskişehir gezisi dileği ile..

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Gezici Günlük (@gezicigunluk)’in paylaştığı bir gönderi ()

Eskişehir’de Nereleri Gezmeli? Gez.. Gör.. Yap..

  • Odunpazarı evleri arasında yürü.! (Sanat Köprüsü’nden geç, müzelerini gez, Kurşunlu Külliyesi’ni gör, Cam Üfleme Atölyesi’ne uğra, hediyelik al, sevimli kafelerinde mola ver.. diye ayrıntı veriyor öneriler..)
    Bu gönderiyi Instagram’da gör

    Gezici Günlük (@gezicigunluk)’in paylaştığı bir gönderi ()

  • Köprübaşı’ndan kalkan teknelerle Porsuk’ta dolaş.. ya da gondola bin! (Adalar semtinin bu noktası şehrin tam kalbi; en turistik noktası.. Bir tarafta gondollar, diğer tarafta da nehir tekneleri var. Gondollar 4 kişilik, tekneler ise doldukça kalkıyor(daha ekonomik).. Haftasonları çok kalabalık olduğu için uzun bir kuyruk oluşuyor. Önceden uğrayıp belirli bir saate rezervasyon da yaptırılabiliyor..) Suyun içinden olmasa bile mutlaka su kenarından, Porsuk kıyısında bir yürüyüş yapmalısınız. Sarı sonbahar yapraklarına basarak, ağaçlardan süzülen güneşin altında, renkli köprülerden geçerek kıyı boyu yürümek çok keyifliydi. Geri dönüp baktığımda sanırım en sevdiğim şey Porsuk kıyısında yürümek!.
    Bu gönderiyi Instagram’da gör

    Gezici Günlük (@gezicigunluk)’in paylaştığı bir gönderi ()

  • Sazova Parkı’nı gez! (Son yıllarda Eskişehir fotoğraflarında sıkça görülen Korsan Gemisi, Masal Şatosu gibi popüler noktalar bu kocaman parkın içinde.Merkezden uzak olduğu için özel araç, merkezden minibüs, Odunpazarı’ndan otobüs ile ulaşılabilir.)
    Bu gönderiyi Instagram’da gör

    Gezici Günlük (@gezicigunluk)’in paylaştığı bir gönderi ()

  • Kanlıkavak Parkı’ndan Porsuk kıyısına bisiklet turu yap!
  • Tarihi Hamam’da hamam keyfi yap!
  • Tribünde Eskişehir Spor maçı izle!
  • Kentpark, Şehr-i Aşk Adası ve tepeden Eskişehir manzarası sunan Şelalepark’a git. (Bunlar güzel havalarda Eskişehiri ziyaret edenler için keyifli açık alan alternatifleri.. Porsuk kıyısında plajlar bile oluşturmuşlar..) 

  • Anadolu Üniversitesi Japon Bahçesi’ni gör.  Havuzlar, göletler, ilginç ağaçlar ve ortalıkta dolaşan kaplumbağaları duyunca bana çok çekici gelen bu gizli bahçeye elini kolunu sallayanın giremeyeceğini daha gitmeden öğrenmiştim. O yüzden üniversite genel sekreterliği ile iletişime geçip istedikleri dilekçeyi yazdım ve bürokratik süreci beklemeye başladıma ama bildiğiniz gibi bürokrasi yavaş işliyor.. O yüzden B planı devreye girdi.. Yunus Emre Kampüsü içindeki Konukevi’ne gidip bahçesinde bir kahve içmek istedik. Daha sonra da bahçe içindeki patikadan geçerek Japon Bahçesi’ne ulaştık.. Aylardan Kasım diye mi, yoksa başka bir sebeple mi bilemiyorum ama bahçe umduğum kadar bakımlı değildi.. Yine de boş havuzlar ve güzel ağaçlar arasından yürüyüp başarmış olmanın mutluluğunu yaşadık.. Bence gitmek şart değil ama aracı olup çok merak edenler elbette uğrayabilir.. Yukarıda edı geçen açık alanlar Japon Bahçesi’ne tercih edilebilir. 
  • Eskişehir müzelerini ziyaret et!. (Şehirdeki müzelerin çoğu özellikle Odunpazarı civarında toplanmış:

ETİ Arkeoloji Müzesi 

Kurtulıuş Müzesi*

Ahşap Sanatları Müzesi

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi*

Tayfun Talipoğlu Daktilo Müzesi

Balmumu Heykelleri Müzesi*

Eğitim Karikatürleri Müzesi

Lületaşı Müzesi ilk akla gelenler..  (yanında * işareti olanlar en çok önerilenlerdi..) 

Ben bu bölgedeki müzeler içinden sadece Kurtuluş Müzesi’nin gezebildim. Aslında çok büyük bir alanı yok ama içindeki dijital ekranlar sayesinde Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele’yi anlatan oldukça kapsamlı bir müze oluşturulmuş.. En güzel sürprizi;  finalde oluşturulan özçekim odasında Atamız ile ilk meclisin önünde beraber bir fotoğraf çektirip mail adresinize gönderebiliyor olmak!. Giriş ücreti 6 TL. ve müzekart geçerli değil. Güzel sanatlara ilgim sebebiyle Anadolu Üniversitesi’nin Çağdaş Sanatlar Müzesi‘ni de ziyaret ettik ama etkinlik yok gerekçesiyle kapalıydı, gezemedik.. Bunun yerine vaktimi ETİ Arkeoloji Müzesi’ne harcamayı tercih ederdim..  Bunun dışında elbette Eskişehir denince en çok önerilen ve mutlaka ziyaret edilecek bir diğer müze de Tülomsaş Devrim Arabası Müzesi. Geçmişte hikayesi beyazperdeye de aktarılan Devrim Arabası’nın biraz hüzünlü bir hikayesi var: 1961’de dönemin yönetiminin talimatı ve küçük bir bütçe  ile sadece 129 günde Eskişehir’de üretilip 29 Ekim törenlerine yetiştiriliyor. Toplam 4 adet üretiliyor ve iki tanesi tören için Ankara’ya götürülüyor. Güvenlik protokolü gereği araçlar benzinsiz olarak götürülüyor ve tören öncesinde 2 numaralı araca bir bidon benzin dolduruluyor.. Ancak Cumhurbaşkanı 2 yerine 1 numaralı araca binince araç 100 metre gidip duruyor.. 2 no.lu diğer araç hipodromda başarılı bir şekilde dolaşsa da basın ve diğer herkes tarafından dile getirilmediği için ilk yerli araba Devrim, başarısız bir proje olarak rafa kalkıyor.. Devrim’in güvenlik protokolü bahanesi ile bilinçli olarak engellendiği söylenir.. Diğer üç tanesi hurdaya çıkarılan yegane Devrim, Tülomsaş’ta ücretsiz olarak sergileniyor. Vaktiniz varsa müzeye kadar Porsuk kıyısından keyifli bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Bu önerilere Eskişehir hayvanat Bahçesi ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi de eklenmiş. Yapılacaklara son öneri benden.. Eskişehir Senfoni konseri izleyin!.. Opera olarak geçen Eskişehir Belediyesi Sanat ve Kültür Merkezi’nde Eskişehir Senfoni Orkestrası’nın konserleri yapılıyor.. Ben gitmeden programına bir türlü ulaşamamıştım ama orada bir afişin izini sürerek  gişeye gittik ve son anda oluşan yer açılmasını değerlendirip sadece ve sadece 7,5 TL.ye şahane bir konser izledik!. Girmeden “biletinial” sitesinden kontrol edebilir ya da akşam tam 19:00’da gişenin önünde olup şansınızı bizim gibi deneyebilirsiniz.  Eskişehir’de Nerede, Ne Yemeli? Ye.. İç.. Dene..

  • Balaban Kebap ye!.  Eskişehir mutfağında yoğun olarak Kırım etkisi var. En öne çıkan lezzetlerden biri Balaban kebap. Balaban, Tatarca’da çok büyük demekmiş; porsiyonu büyük olduğu için pideli köfte ve şiş et ile hazırlanan kebap bu ismi almış.

Gidenler tarafından çeşitli konaklar ve  farklı kebapçılarda önerilse de yerlilerin üzerinde uzlaştığı Abdüsselam’da yedik biz Balaban’ı. Bir pasaj aralığında küçük ve salaş bir dükkan. Kızartılan pidelerin üzerine kemik suyu, yoğurt, domates sos, köfte ve et şiş eklenip tereyağ dökülerek hazırlanıyor. Ben Vedat Milor sözü dinleyerek tüm soslarını az koydurdum ve tadını çok sevdim.  Bunun dışında köfte ve “balaban” yemek için Hüsmen Baba, Tatlıdil Köftecisi, Odunpazarı’ndaki Köfteci Ahmet ve ütü ile köfte pişiren Kebapçı Fahrettin Usta, en çok önerilen ama deneme şansı bulamadığım diğer adresler.. Öneri ve yorumlardan anladığım kadarı ile her köfte ya da her pideli köfte “balaban” değil.. İsimler üzerinde küçük bir yorum araştırması yaparak tercihte bulunmanızı öneririm.. 

  • Çibörek ye!.

Evet, “Çiğ” değil, “Çİ” börek.. Diyorlar ki; “ismindeki ‘çi’ eki güzel/lezzetli anlamına gelir.. Tatarlar yağda ‘şır’ sesi çıkardığı için şırbörek de derlermiş.”  Yani isim kıymanın çiğ olmasından kaynaklı değil; çiğbörek demeyelim, onları üzmeyelim!. Çibörek harcı özellikle sulu olur; yerken içinden akarmış.. Bu su çiğ konan kıymanın buharla pişmesi için önemliymiş. En ideal yeme şekli dikine ikiye katlayıp ısırmakmış)  Peki Eskişehir’de en iyi çibörek nerede yenir? Buna gelen en popüler cevaplar Papağan, Kırım Çibörek Evi, Alpu ve Temel. Ben her gün bir başka adreste denedim. Kırım, Papağan ve Alpu. Yorumum: Bu çibörek her yerde güzel!.. Ama yorumlanış şekli farklı.. Papağan tam merkezde ve turistler tarafından kolay ulaşıldığı için en bilinen, tercih edilen yer. Çibörek ölçüsü biraz daha büyük ve hamur kıvamı daha kalındı. Tadı kötü değil ama daha ağır buldum ben. Beşli porsiyonu zor bitirdim, o gün bir daha acıkmadım..  Kırım ve Alpu’da ise ebat ve incelik hemen hemen birbiriyle aynı. Bunları daha hafif ve ince buldum; uzman değilim ama orijinal, ideal ölçüsü sanki böyle gibi geldi. Yerken ve yedikten sonra hiç ağırlık yapmadı.Zorlasam ikinci porsiyon da giderdi!.  Ancak şunu söylemeliyim ki Alpu’nun iç harcının tadı damağımda kaldı. Bir bütün olarak değerlendirdiğimde beni en mutlu eden, en lezzetli bulduğum Alpu oldu. (Ne yazık ki çarşıdan uzak, en tenha ve en salaş olan da oydu ama ben en çok onu sevdim.) Bana kalırsa “en iyi” diye bir şey yok; damak tadınıza uyana rastlarsanız belki de Eskişehir sokaklarında gireceğiniz herhangi bir çibörekçi bile sizi mutlu edecek.. 

  • Nazar’da İskender ye! Herkesin değil, sadece  üç-dört şehir yerlisinin önerdiği Nazar’ı mutlaka deneyeceğim diye listeme alsam da fırsat olmadı; akşamları da erken kapattığı için bir türlü zamanlamayı tutturamadım..
  • Pino’da hamburger ye!. Çok çok çok fazla kişi önerdiği için gözümde farklı canlandırmıştım ama kapısına gidip herhangi bir zincir restoranın yerel versiyonu ile karşılaşınca girip denemekten vazgeçtim.. Sevenlerine afiyet olsun diyebilirim sadece..

Ayrıca;

  • Kara Kedi’de boza iç!.. İşte bir Eskişehir klasiği daha!. Eskişehirde boza, bizim Vefa’da alıştığımızdan farklı olarak mısırdan yapılıyor, biraz daha koyu kıvamlı ve daha tatlımsı.. Üzerine leblebi koymadan bol tarçınlı yeniyor. Evet yeniyor.. “Eskişehir’de boza içilmez, yenir” diyorlar.. Alıştığımız gibi geceyarılarına kadar açık değil.. İçecekseniz 21:00’a kadar gidin!.
  • Petifür ye!. Bu tatlı Şu hamuru ve krema ile yapılıyor; oldukça hafif.. Adres olarak üç yer önerilmişti. Süreyya Pastanesi, Petifürcü Lalezar ve Divanes Pastenesi..   Lalezar ve Süreya eski ortaklar ve oldukça köklü işletmeler.. Ben bu 60 yıllık işletmelerden  Lalezar’da deneyebildim; petifür baya leziz bir tatlıymış!..  
  • Mazlumlar Muhallebicisi’ne git!. Bu öneriyi gerçekleştirmeye fırsat bulamadığım için “mazlumların ahı”nı almaktan korkuyorum ama valla vakit etmedi!. 1927’de kurulan muhallebici eskiden hal binası olan tarihi bir binada, Haller Gençlik Merkezi’nin içinde bulunuyor.. Çevresi el ürünleri satan dükkanlarla dolu; hem gidip burayı gezebilir, hem de sütlü tatlıları deneyebilirsiniz.
  • Özgem’de Turşu suyu iç! Sonradan Özgem Turşu’ya bir de alternatifi geldi: Gedelek Turşucusu. Biz Türkler nedense gezi denince önce yeme içme anlıyoruz.. Öneriler de coşuyor!.. Ben görmezden geldim ama dileyen deneyebilir..

  • Kahveni şurada iç, burada mola ver!Kahve düşkünlüğümü bilenler bir sürü isim paylaştı: Walker’s Coffee, Hey Joe Coffee, Kokopelli Coffee Co.,’78 Coffee, Black Cat Coffee, Ciel Coffee..  Daha uzun molalar kahve/kitap keyfi için Adımlar Cafe, İda Cafe, Eflatun Kitap Cafe önerildi.. Bunlara ben de yürürken rastladığım, mola verdiğim ya da atmosferini beğendiğim birkaç adres eklemek istiyorum.. 

Raw Coffee & Food, hemen Hey Joe ve Black Cat’in olduğu yere yeni açılmış. Böylece o sokak çok hoş bir atmosfere bürünmüş.. Bir gün Hey Joe’da bir gün de Raw’da mola verdik. Raw’ı baya sevdim..  Bach.ce Academy Studio, yürürken ilgimi çekti; burada canlı mini konser ve dinletiler oluyormuş ancak biz denk gelemedik..  Monk Coffeee and Books uzun bir yürüyüşe şahane bir mola oldu benim için.. Hem güzel kahveleri, kekleri var, hem şahane kitapları.. Biraz da plak var.. Şehirdeki yabancı bir ülkede hissi uyandıran sevimli yerlerden biri.  En ilginç ve beklenmedik keşif ise Eflatun Kitap’ı ararken bulduğumuz Kitapsız Mekan ya da diğer adı ile Ters Ağaç oldu. Uluslararası tiyatro festivallerine katılan bir kukla tiyatrosunun mekanı olan kafenin şahane bir atmosferi var. Burada kahve değil, kendi yaptıkları biradan içtik.. Harika bir molaydı!. Bir de dekorasyonu ile beni genelde Amsterdam ve Berlin’deki ruin-kafelere ışınlayan Kedd var.. Dükkana bayıldım ama kahve çok başarılı değildi.. Yine de bu civarda yürünecek güzel sokaklar ve denenebilecek değişik kafeler var… Keç?, Simple, Eski Moda mesela..

Bu gönderiyi Instagram’da gör

Gezici Günlük (@gezicigunluk)’in paylaştığı bir gönderi ()

Öneriler şöyle devam ediyor..

  • Kahvaltıyı Doyuran’da yap!.. Yine Eskişehir’e dair en çok önerilen, en sevilen yerlerden biri ama bende deneme isteği uyandırmadı en baştan beri.. Farklı bir yer denemek istiyordum.. Pazar kahvaltısı  için kafamda Ayfer Usta Gurme vardı.Yine merkezden  biraz uzak; araçla gidilebilecek konumda; özellikle Eskişehir yerlilerinin uzun hafta sonu kahvaltısı için sevdiği bir yermiş.. Destan adını verdikleri ve masaya çok fazla şey yığdıkları bir kahvaltıları var.. İster onu, ister bizim gibi menüden istediklerinizi seçersiniz onu bilemem ama mutlaka pufidik pişileri denemelisiniz.  Biz bayılıp çift porsiyon sipariş ettik!..(yalnız gitmeden rezervasyon şart.) Cumartesi için de öneri instagram’dan taze taze geldi. “Bal Kahvaltı” yeni açılmış. Farklı konseptlerle çeşitli serpme kahvaltı seçenekleri var; biz adı Yuvarlak Çay menüyü sipariş ettik.  Hem mekan atmosferi, hem servis hem de ürün kalitesi olarak çok beğendik. Umarım hiç bozmaz da siz de aynı keyfi alabilirsiniz. 

Bar / Meyhane / Eğlence derseniz

  • Varuna Gezgin’e giiiiiiiiittttt!..  Onlarca aynı  öneri..Çünkü pek çok şehirde karşımıza çıkan seyahat temalı kafe/bar Varuna, “bir Eskişehir markası!” İlk şube burada açılmış; alışıldığı üzere seyahatlerden toplanmış binbir obje ile dolu duvarları saatlerce incelenecek dev bir mekan.. Akşamüstünden itibaren çok kalabalık oluyor.. İster  çeşit çeşit bira, ister kahve.. Tek kusuru herkes çok sigara içiyor!.

Barlar Sokağı’ndaki Neyzen ve Mayday rakı-meze ikilisi için öneriler arasındaydı.. İstanbul’dan tanıdığımız Sensus Şarapevi’nin Eskişehir’de de bir şubesi var. Gaga Restaurant, Mezze House, Sempre diğer öneriler.. 222 Park, Retro Hall, Peyote Eskişehir konser ve etkinlikler için öneriler.. Eskişehir’den Ne Alınır? Al.. Getir..

  • Tarihi Odunpazarı Fırını’ndan tahinli cevizli bükme al! Aldım!. hem de sabah fırından çıkmış, ılık ılık!..Bir alternatif öneri de Palmiye Simit Fırını. 
  • Kurtuluş Kuruyemiş’ten çekirdek al!
  • Lületaşından bir şey al. Sırf Eskişehir’in bu ünlü taşından yapılan objelerin satıldığı bir çarşı bile var.
  • Atlıhan Çarşısı’nda hediyelik bak!.. (Eskişehire dair küçük anı ürünlerinin hepsi bu çarşıdaki dükkanlarda toplanmış..Çarşı Odunpazar’nın tam ortasında..
  • Tanınmış Helvacı’dan Met Helvası al. (Pişmaniye mantığında ama farklı şekillendirilmiş bu helva çarşı içinde sık sık karşınıza çıkacak.. Hediyelik olarak petifür, nohut unundan yapılan Taklan Kurabiyesi ya da bu helvadan alabilirsiniz.

Bunlar  da benden.. Güzel kitabevleri ve sahaf dükkanları var. Darmadağınık Fahrenheit 451 Sahaf, Dekavil Sahaf, Eski Moda Vintage Dükkan, Germinal Sahaf, Ayrık Otu Galeri/Cafe’deki el yapımı yaka iğneleri, Eskişehir Kitapçısı&Monk Coffee’nin plak ve kitapları listenizde olsun.. Eskişehir’de Nerede Kalınır? Kal.. Konaklama için temiz ve ekonomik seçeneklerden biri bizim de tercih ettiğimiz Ibis Hotel. Barlar sokağına, Porsuk kıyısına, haller Gençlik Merkezi ve Varuna’ya, aynı zamandaki popüler yeni nesil kahve dükkanlarına çok yakın.. Merkeze de yürüyerek ulaşılabiliyor.. Porsuk manzaralı, merkezi Ada Life Otel  ve 1890’larda açılan ve devamlı misafirleri arasında Halide Edip’in de olduğu tarihi Hotel Madame Tadia (aynı isimle yaşatılan modern tesis) gelen diğer öneriler.. Abacı Konak Otel ise Odunpazarı yürüyüşümüzde ilgimizi çeken, tarihi konaklardan oluşan keyifli bir seçenek.. Eskişehir Ulaşım / Mevsim / Zamanlama / Bütçe Hızlı tren ile İstanbul Pendik’ten yaklaşık 2 saatte, özel araçla yaklaşık 4 saatte ulaşılıyor. Şehrin ana merkezinde hiç ulaşım kullanmadan bile dolaşmak mümkün.. Tramvay hatları, minibüs, otobüs ve taksiler daha uzun mesafeler için kullanılabilir.. Çok düz bir şehir olduğu için bisiklet kiralayarak da gezilebilir.. Eskişehir’e günübirlik ya da hafta sonunu kapsayan 2 günlük turlar ile de gitmek mümkün.. Biz Kasım ayında renklerin sarıdan kızıla döndüğü çok keyifli ve güneşli günlerde gittik.. Hava sıcaklığı sabah erken ve akşam çok düşüyor; gün ortasında daha ılık.. Ama Eskişehir soğuk havası ile ünlü; kışlar oldukça sert geçiyormuş.. Rahat gezebilmek için ilkbahar ve sonbahar ideal.. Küçük bir şehir olduğu için bir hafta sonu ayırarak gezilebilir. Mekanlar çok erken açılmıyor; çok erken kalkıyorsanız kahvaltı yapmak, kahve içmek için iyi bir yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Öğlen 13:00’den sonra açılan ama geç kapanan kafeler bile var.. En erken 09:00 -hatta hafta sonları daha geç- saatler şeklinde düşünmekte fayda var..En iyisi gideceğiniz yerlerin açılış-kapanış saatlerini kontrol etmek.. Genel olarak öğrenci şehri olmasının etkisiyle ekonomik bir şehir; yeme içme için başta çibörek olmak üzere çok uygun fiyatlı alternatifler bulmak mümkün..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir