YANILMIYORUM…

By | 3 Temmuz 2014

wpid-ımg_20140703_155445.jpg.jpeg

Bazen yanılmıyorum.. Tam da tahmin ettiğim gibi oluyor herşey. Üst üste birkaç kötü tecrübe..

M.O.C. İstanbul / Açılışı bir seyahatime denk geldiği için ilk ziyaretimi hemen yapamamıştım. Döndükten sonra da o kadar çok fotoğrafını, yorumunu gördüm ki “o kahveyi içmiş kadar oldum!” Öylesine fikir sahibi oldum ki sanırım oraya hiç gitmeyecektim.. ama bazen kararını koruyamıyorsun; kendini orada buluveriyorsun..

O kadar çok yürümüş ve yorulmuştum ki, tek istediğim güzel bir kahve ve  çantamdaki kitabı okuyabilmekti. Çok yakınında olduğum M.O.C.’a atıverdim kendimi..

Hakkını yiyecek değilim, mükemmel bir mekan tasarımı; ilk bakışta rahat, sıcak ve de havalı.. Köşedeki rahat kanepenin en köşesine oturduktan sonra benim için güzel olan herşey bitiyor ama…

Ben “Cold Drip” dedim, garson “ha, Cold Brew” diye beni düzeltti; bu kez ben siparişimi Cold Brew olarak  söylediğimde “ikisi de aynı zaten diyerek” gitti!.. Bu drip/brew meselesi için de bir araştırma yapayım; hem nedir bu ukalalık  diye düşünürken iki parmak – tam iki parmak- buzlu kahvem geldi. Çok hızlı geldi, demek ki hazırmış zaten… Tadına diyeceğim pek birşey yok, şahane değil, normal, olması gerektiği gibi bir kahve. Wouuw!.. falan yok işte.. Ama yansıra sipariş ettiğim minik elmalı milföy pek şahane..

Müzik sesi birazcık yüksek, yanımda oturup büyük, süslü, kremalı, soğuk kahvesi ile selfieler çeken üçlü biraz gürültücü; konsantre olup kitap okuyamayacağım.. Oysa duvarları “keşke evimde olsa” diyeceğin bir kütüphane ile kaplı bir yerde kitap okuyabilmek ne de güzel olurdu.. Ben yine faturayı kendime çıkarıp yanlış saatte uğramış olabilirim diyeyim.. Başka saatlerde burası nasıl oluyor pek öğrenme şansım yok; sanırım tekrar gelmeyeceğim.  Çünkü burası beni yanıltmadı… Lezzet, dekorasyon, fincan, kitle, müzik, samimiyet ve daha bir sürü küçük detay bir bütün.. en azından benim için.. Kendimi rahat, mutlu, keyifli hissetmedim. Biraz da enayi hissettim..

İki parmak buzlu kahve için 14 TL.nin Nişantaşı’na uyarlanmış bir fiyat olduğunu düşünüyorum. Yanısıra sipariş ettiğim minnacık güzel tatlı için de tek söyleyebileceğim; bu boyutta bir tadımlığın birçok yerde 3 TL’ye satılmak yerine kahvenin yanında ikram olarak geldiğine şahitlik etmişliğim çoktur… Bana neredeyse damlalık ile servis edilen değerli kahvenin personel tarafından karton bardağa doldurup doldurup içildiğine de şahit olunca, kalk git buradan dedim kendime.. Hesap pusulasının üzerine 20TL.yi bırakıp bir daha uğramamak üzere terkettim M.O.C.’u.. Evet, M.O.C.’tan bi’ kahve içtim.. Bu deneyim tam tahmin ettiğim gibiydi..

….

Genelde bilindiği gibi çok eleştiri yanlısı değilim..

Her gittiği yeri çok beğenen Gezici Günlük….

Hiç mi beğenmediği yerler yok? Hiç mi eleştirisi yok?

Olmaz mı? Her mekan için büyük para, emek ve zaman harcanıyor; hep iyi niyetli olmaya çalışıyorum; tolaranslı davranıyorum; tekrar tekrar şans veriyorum.. Eleştirmekten, bunları yazmaktan, paylaşmaktan da hiç hoşlanmıyorum… ama bu ara biraz üst üste geldi; içimi dökmem lazım..

Drip Coffee İst / Sadece çeşidi biraz daha bol ama yine de standart Bağdat Caddesi kahvesi.. Birkaç kahvenizi denemişliğim var ama işte budur dediğim hiç yok.. Diyelim ki tarzımı bulamadım; kabul.. Ama Cortado isteyince servis ettiğiniz kahve, espresso üzerine konmuş bir kaşık süt köpüğünden ibaretti ki biz İtalyanlar ona Macchiato diyoruz..üzgünüm..

Big Chefs Şişhane / Bu şubenizi seviyorum ben, özellikle Salon İKSV’de konser öncesi kurtarıcım, kahramanımsınız. Ancak, menüde fotoğraflı bir ürün varsa o yemek masama geldiğinde fotoğraftaki gibi görünmezse asabi oluyorum ben; tüm keyfim kaçıyor.. Aynen sunamıyor musunuz? O zaman öneri: Resmini koymayın, iştahımı kaçırmayın!.. Bakınız somonlu, kuskuslu salata.. Tam adını hatırlamıyorum, isim afili; sunum vasattı.. Bunu size yazıyorum ama siz genelde başarılısınız; her restoran payına düşeni alsın!.. Saygılar..

Burger Lab Karaköy / Bir: Patates kızartmanız fena kötü!.. İki: Rokforlu burgerinizin tadı güzel ama peyniri içinden su olup akıp gidiyor. Daha önce akmayanını yedim, onu burgerin içinde tutmayı becerenler var, bir sorun, fikir alın derim.. Üç: Bu sadece size değil; ahşap üzerinde servis yapan heryere: Lütfen ama lütfen bir parça yağlı/kraft her neyse, bir kağıdı yemek ile tahta arasına koyun ki o bıçak kesiklerinde biriken bakterilerin derdine düşüp yemeğimden keyif almayı ikinci plana bırakmayayım..

Namlı Karaköy / Kahvaltınıza hiç sözüm yok; benim konum bambaşka. Direkt olarak içerideki bir standınızda görevli bayan personeli hedef alarak yazıyorum: Sayın bayan, az önce gözlerimin önünde yerden sadece 15 cm. yükseklikteki tozlu bir rafı, tezgahınızın üzerini, tezgah üzerindeki aletleri, ocağı ve çay servisi yaptığınız termosların ağzını aynı bez ile sildiniz. Tek dileğim müşteri olarak gittiğiniz her yerde aynı özensiz ve pis servise maruz kalmanızdır… (Şimdi bunu ona söylemek yerine neden buraya yazıyorsun derseniz, kendisine de aynı cümleyi bizzat kurmuş bulunuyorum ama yetmedi, rahatlayamadım, ondan..

 

Bir de yer/mekan farketmetsizin; benden izin almadan, çayımın son yudumunu, kolamın son fırtını, son lokmamı bitirmemi beklemeden tabağımı, bardağımı gasp eden tüm garsonlar, hepinize komple gıcığım!..

… Biraz sussam iyi olacak..  Yine de..yine de her şeyi ve hep eleştirmemekten yanayım.. Herkese iyi günler..

2 thoughts on “YANILMIYORUM…

  1. Erkut özen

    “Yazamadıklarımı okumuş gibi olmak” gibi bir durumdayım şu an! Bu ne garip birşey diye durdum düşümdüm birkaç saniye. Mekanlara şans vermek fikrinizin keyfine, ürünlerin fotoğraftaki gibi çıkmamasının stresine, enayi gibi hissetmenin sessizliğine ortak oldum. Elinize sağlık.. Sevdiğim tarzda, samimi, harika gözlemler.

    1. Gezici Günlük Post author

      Hepimizin ortak sıkıntılarını biraz olsun dile getirebildiysem ne mutlu bana.. çok teşekkür ederim..

Comments are closed.