SEVDİĞİM VİYANA

By | 18 Ekim 2017


Sevgili Viyana ile ikinci buluşmamız.. İlki ile ikincisi arasında uzun bir boşluk oldu ama şu anki hislerim üçüncü buluşma için bu kadar uzun bir ara olmayacak diyor.. Rüya gibi  beş gün geçiriyoruz bu kez Viyana’da..  Sokaklar, müzeler, kahveler, yemekler, konserler,…herşey dolu dolu ve çok keyifli.. Yine ayrıntılı bir gezi rehberi yerine bu seyahatte öne çıkanları, akılda kalanları, üzerimde kalan Viyana etkisini ve dolayısı ile en içimden gelen önerileri  bulacaksınız bu yazıda..

Merhaba Viyana

Şehirlerle ilk karşılaşma anına bayılıyorum.. Güneşli ve ılık bir Eylül sabahı Volkstheater metro durağından yeryüzüne çıktığımız anda kocaman bir ohh çekiyoruz!. Büyük porselen bibloları andıran binaları, önümüzden geçen kırmızı tramvayları ile muhteşem Viyana var karşımızda.. Bu şehir insanı daha ilk anda mutlu ediyor, kalbini çarptırıyor.. Hemen valizlerimizi birkaç yüz metre ilerideki otelimize doğru çekmeye başlıyoruz..

Viyana’da bu kez hep şehrin kalbinde olmak, ilgi alanlarımıza her an yakın olmak ve seyahatimize keyif katmak niyetiyle çok merkezi ama aynı zamanda çok keyifli bir konaklama seçimi yaptık. Özellikle Berlin ve Hamburg seyahatlerimden aşina olduğum 25 Hours Hotels‘in müzeler bölgesindeki otelini daha fotoğraflarından bile sevmiştim; güzel de bir indirim dönemi yakalayınca bu fırsatı değerlendirdik.  İyi ki de öyle yapmışız; şehirle ilgili harika anılarımıza öyle çok katkısı oldu ki..


Gün doğumunda pembeleşen gökyüzü manzarası ve Viyana silueti, odamızın kocaman camlarına bir tablo gibi asılıyor her sabah… Gözümü ilk açışımda her sabah bu tabloyu görüyor, her sabah bu şehri yeniden seviyorum..


Sonra duvardaki sirk konseptli murale güneş vuruyor; kalkıp müziği açıyorum.. her sabah bıkmadan pencereden bir video çekiyorum.. sırf kendime.. hatırlamak, özleyince bakmak için..

Gün böyle keyifle başlarken ve  kahvaltı için de otelin içindeki 1500 foodmakers varken başka kahvaltı alternatiflerini görmiyor tabi gözümüz.. Bu durumda da sevdiğim viyana adresleri kahvaltıdan değil kahveden başlıyor..

Sevdiğim Adresler

Viyana adeta bir kahvehaneler cenneti.. Şık salonlarda, eski salonlarda, şık sunumlu kahveleri kibar garsonların taşıdığı film seti gibi yerler düşünün.. Kahvaltı, gün arası kahvesi, öğle yemeği, akşamüstü içkisi, müzik dinletisi, tatlı kaçamağı ve hatta akşam yemeği, akşam içkisi, gece kahvesi.. Herbiri gün boyu her an başka bir filmin sahnesi..

Cafe Central, Cafe Hawelka, Mozart Cafe, Cafe Demel ve Cafe Sperl atmosfer olarak en sevdiklerim.

Cafe Central / İlk günün akşamüstü molası için ne güzel alternatif.. Viyana’ya geldiğimiz belli olsun dercesine!..  İçeri girdiğimizde piyano dinletisi başlamış; girişe yakın br masaya alınıyoruz.. Kimi masada erken akşam yemeği, kimi masada tatlı ve kahve.. Biz ise proseccolarımızı müziğe ve Viyana’ya kaldırıyoruz! / Herrengasse 14

Cafe SperlYüksek tavanlı geniş salonda kahvelerimizi içerken pencere önündeki güneş sızmış masalarda pek çok kişi gazete okuyor.. L salonun arka bölümünde ise birkaç genç bilardo oynuyor..üç bilardo masasından birinin üzeri örtülüp gazeteliğe çevrilmiş.. Hayatımda hiçbir kafede bu kadar çok gazete çeşidini birarada görmedim.. İki garson masalara içinde farklı farklı kahvelerle dolu fincanlar, minik bir bardak su ve üzerine kapatılmış bir kaşık olan minik metal tepsiler taşıyorlar.. Güneş hüzmelerinde toz zerrecikleri asılmış; dikkatli bakınca usulca dans ediyorlar..Bence “tarihi bir kahve” tam olarak böyle bir şey.. / Gumpendorfer Str. 11

Cafe Demel / Az önce caddedeki EMI müzik mağazasında yeni çıkan Fazıl Say Nocturnes albümünü bulmanın sevinci ve acaba Demel’in iç salonunda oturacak yer de bulacak mıyız merakı ile sırada bekliyoruz ama işin güzel yanı sırada birinciyiz. Bir masa kalkana kadar camekanın arkasındaki mutfağın hummalı çalışmasını izliyoruz.. Mermer tezgahta hamurlar hazırlanırken içerideki hafif ekşimsi nefis tereyağ kokusunu iyice içimize çekip daha da sabırsızlanıyoruz.. Siyah beyaz önlükli, kısacık gri saçlı ve gülerken ışıldayan aydınlık yüzlü hanımefendi bizi yerimize buyur ediyor.. Kadife koltuklu beyaz kolalı örtülü o loş salonda apfelstrudel ve kahve keyfi zamanı!.. / Kohlmarkt 14

Cafe Alt Wien /Aslında en çok seni merak ediyordum ama kahveni değil, ortamını.. Akşam vakti yemek sonrasında içeri girer girmez yoğun sigara dumanı karşılıyor bizi.. Evet, ne yazık ki pek çok mekan gibi burada da sigara içilebiliyor.. Masalarda, barda o kadar ilginç tipler oturuyor ki herbirinin dakikalarca izlemek istiyorum ama sigarasız iç salona geçmek zorundayız.. Garson siparişlerimizi getirirken duvarları afişleri, arada tuvalete gitmek için bu tarafa geçen -belli ki- müdavimleri seyrediyoruz.. Bir zamanların bu meşhur edebiyat kahvesine dair  “akşam hali enteresan” yorumlarına hak verviyorum ve yarın sabah tekrar bu sokaktan geçip mutlaka cephesinin fotoğrafını çekmek istiyorum.. / Bäckerstraße 9

Cafe Hawelka / Bir başka akşam, bir başka Leopold Hawelka mekanı.. İçeri girince tam sütuna yaslanmış ikili mini kanepede oturuyoruz.. İnsan bu eski püskü çizgili kadife koltuklarda oturmaktan, kahvenin yanında gelen küçücük su bardaklarından, afişlerden, detaylardan geçmişi okumaktan garip bir haz duyuyor..  Sanırım en çok fincanlardaki bay Leopold imzasını ve duvarlarda onun fotoğraflarını seviyorum.. / Dorotheergasse 6

Daniel Moser / Aslında şehirdeki ilk resmi kahve mola adresimiz burası.. Çünkü Viyana’nın ilk kahvesi bu caddede, tam buraya açılıyor; biz de rotaya buradan başlıyor, ilk “melange”ları burada içiyoruz.. / Rotenturmstraße 14

..Bunlar bu seferki ziyaretten sevdiğim anlar ama VİYANA KAHVELERİNDE başlıklı zamansız yazımda şehrin en iyi kahvelerinin tam listesini bulabilirsiniz.

Tarihi molaların yanısıra modern, yeni nesil kahve dükkanlarını da merak etmiyor değilim..Uzun bir listem içinden birkaçını deneyebiliyoruz..

Kaffemik/ Nitelikli kahve için en çok duyduğum adreslerden biri olan K’mik otelimize çok yakın ve bulunduğu bölgede sevdiğimiz pek çok sokak, dükkan ve plakçılar olunca nitelikli kahve kategorisinde ilk onu deniyoruz.. / Zollergasse 5

CaffeCouture/ Muhteşem mimarisine bayılıp sık sık içinden geçtiğim Ferstel Passage’ın sonundaki  Cafe Couture’un ikinci şubesi var. Güzel kahveler yapıyorlar, güzel çekirdekleri var, bu pasajın içinde oturup güzel bir kahve içmek zevkli..burayı hemen seviyorum.. / Freyung 2

Süssmund Kaffebar/ En sevdiğimi sona sakladım; Süssmund’a bayılıyorum..çünkü hayalimdeki nitelikli kahve dükkanının şekil bulmuş hali!. İçeri girince ilk müzik dikkatimi çekiyor klasik ve elektroniği buluşturan piano tınıları.. Bara yanaşıp çekirdekler arasından baristanın önerilerine kulak vererek iki farklı bölgeden kahve seçiyoruz. İçerisi çok büyük; bir kısmı mobilya mağazası, mimarlık ofisi gibi adeta.. Bir köşeyi işaret edip burada oturabilir miyiz diyorum.. “her yerde oturabilirsiniz, burası tamamen kahve dükkanı” diyor ve siparişleri hazırlamaya koyuluyor.. Biz de hem etrafı hem onu izleyebileceğimiz iki koltuk seçiyoruz.. Büyük bir özenle ve laboratuar titizliğinde, ikisini aynı anda, aynı dikkatle, aromalarını birbirine karıştırmadan hazırlıyor ve finalde önce kendine minicik iki bardak alıp test yudumu için kahvelerden ayırıyor.. Bizim kahveleri de aromalarına göre ayrı model fincanlara, fincanları ısıttıktan sonra doldurup yanında su ile birlikte getiriyor.. Bu deneyime bayılıyor içtiğimiz çekirdeklerden birinden bir paket kahveyi de ev için alıyoruz.. / Dominikanerbastei 11

Bu kadar kahve yeter, hiç mi bir şey yemedik biz? Yemez olur muyuz hiç! …hem de ne güzel şeyler!..

Plachutta / Viyana denince en ünlü yemek şnitzel ama bir de “tafelspitz var! Sebzeli dana haşlamayı andıran yemeği, yanında sebze ve çeşitli soslar ile birlikte bakır kaplarda, çok gösterişli bir sunumla masaya getiren Plachutta sanırım bu yemek için en doğru adres. Öğle yemeği için masasına kuruluyor sadece iki kişilik  servis edilmek üzere tek porsiyon tafelspitz ve kendilerinin üzüm suyundan sipariş ediyoruz. Bu yemeğin özel bir yeme seramonisi var; masada beklerken bunu öğrenmek için minik bir de broşür var.. Zaten garson servisin bir kısmını kendi yapaken aynı zamanda sizi yönlendiriyor.. Kesinlikle çok keyifli bir deneyim hem bu yemeği hem de yeni bir şey öğrenmeyi pek seviyorum.. / Wollzeile 38

Trzesniewski/ 1902’den beri hizmet veren bu ilginç açık sandviç zinciri, bence şehrin en güzel küçük sırrı ama ilk şube Dorotheergasse’dekine gitmek şart!. Farklı malzemeler ile hazırlanmış birkaç minik açık sandviç, yanına da lokallerin içtiği gibi minik, oyuncak gibi bardakta bira “pfiff” ile ayaküstü masalarda atıştırmaca.. Ben böyle küçük, lokal numaralara bayılıyorum!..

1516 Brewing Company / En az beş yıl öncesinden  bir tavsiye ile uzun zamandır Viyana defterimde..denenme zamanı çoktan gelmiş.. Kalabalık ve gürültülü genç gruplar arasındaki masamızı menüden birkaç tabak ve onların güzel biraları ile donatıp keyifli bir akşam geçiriyoruz.. / Schwarzenbergstraße 2

İyi Schnitzel’in Peşinde.. / Schnitzel Viyana’da önemli mevzu.. Ben de bu kez daha derin bir araştırmaya girip bu konudaki soru işaretlerimi tamamen giderip en iyiyi, en doğruyu daha detaylı öğrenmek istiyorum..

Peki neler öğrendim? Bir kere “orijinal Viyana şnitzeli” kesinlikle dana etinden olurmuş. Ama dana eti pahalı olduğu için ucuz alternatifi domuz etinden yapılmış. Danadan yapılanın adı “Wiener Schnitzel”. Domuzdan yapılanın adı ise “Schnitzel Wiener Art”. Bu isim ayrımı bir çok önemseniyor; bir çeşit patent gibi, coğrafi işaret gibi yasal zorunluluk.. Bir de bunun yanısıra daha sonra türetilen tavuk etinden yapılan versiyon var tabi.. Kafa karışırsa emin olmak için menüde “kalb” kelimesine dikkat edilebilir. yanında bu yazıyorsa dana etinden yapıldığı netleşmiş olur..

İyisini nerede yiyeceğiz? Ben de çoğunluk gibi Figlmüller sevenlerdenim ama Figlmüller’in asıl uzmanlık alanı domuz şnitzel; bunu da biliyorum.. Kaç kez izledim yapılışını.. Kaplama malzemelerin ile kaplandıktan sonra tek sefer kullanılan tertemiz kızgın yağın içine iki kez girip çıkıyor ve çıtır çıtır oluyor.. Ana şubesi Wollzeille’de pasaj içindeki küçük şube; diğeri ise yoğun talebi karşılamak üzere sonradan açılan.. Benim tercihim daima orijinal şube.. Önceden rezervasyon akşam için şart ama gündüz araya kaynama ihtimali çok yüksek.. Biz yine de garantiye almıştık rezervasyonla ama eğer rezervasyon yoksa pes etmeyin, deneyin şansınızı derim.. Dana şnitzeli nasıl yapıyor bilmiyorum ama ben kendi spesiyal şnitzellerini de tavuklu versiyonu da çok seviyorum. Ama bence şnitzelden de daha güzel ve gitmeden hep özlenen asıl şey o muhteşem patates salatası. Tatlılığı kabak çekirdeği yağından gelen o muhteşem salata!. Ben sırf bu salata uğruna her Viyana’ya gidişimde mutlaka Figlmüller’e gideceğim!

“orijinal viyana şnitzeli için” ise Gasthaus Pöschl, Schnitzelwirt 52 ve Plachutta’nın schnitzele odaklanan gasthaus opern şubesi araştırmalarımda karşıma çıkan ve herkesin iyi olduğunda hemfikir olduğu diğer üç adres.. Herkes derken, Anthony Bourdain, Ishai Golan ve şehirde yaşayan damak tadına düşkün pek çok ismi de kastediyorum; sadece iki üç günlüğüne Viyana’ya gidenleri değil.. Bütün günlerimi ve öğünlerimi şnitzel peşinde geçirmem mümkün olmadığı için sadece Gasthaus Pöschl’ü deneyebiliyorum. Gerçek Wiener Schnitzel, patates salatası ve bir kadeh Avusturya riesling’i… Hmmmmmmmmm!.. Bilmem anlatabiliyor muyum? / Weihburggasse 17

Bunun dışında yemek için üç ilginç adresim daha var ama..

Gastwirtschaft Wratschko / Anthony Bourdain’den öğrendiğim bu salaş mekan yine otelimize çok yakın; rezervasyonsuz ve biraz “yer bulur muyuz” diye çekinerek gidiyoruz. Bourdain’in programının adı “Rezervasyona Gerek Yok” ama o gittikten sonra mekanlar popülerleştiği için genellikle gerek oluyor!.. Giriş kısmı pub havasındaki mekana girince her tarafa koşturan bir garson kızdan başka kimseyi göremeyip ona soruyoruz iki kişilik yeri.. “şuradan geçin, istediğiniz yere oturun diye arka tarafı gösteriyor.. Şaşırıyoruz.. Mekan belli ki arkaya doğru uzuyor; arka salondan gürültü ve kahkaha sesleri geliyor.. Biz orta alanda mutfağa yakın sadece 3 masalı bir  bölümde oturuyoruz. Bizimle birlikte iki masa dolu şimdi.. İçerisi loş.. masamız temiz bile değil!. Bir ara kafası karışık kız masamıza uğrayıp menü verse de biz az önce içeri taşıdığı tabaklardan gözümüze kestirdiğimizi tarif ediyoruz; o da “haa, falan filan.. tamam iki tane .. diyor.. iki kadeh de kırmızı ilave edip kaderimizi bekliyoruz. Ne acayip bir gece, tam David Lynch filmi gibi bir mekan.. Aklımda hep bu David Lynch tanımlamam, masadaki tekli şamdan ve adını bile öğrenemeden yediğimiz i-na-nıl-maz soslu et yemeği ile kazılı kalacak.. yeniden gidene dek.. / Neustiftgasse 51

Zwölf Apostkeller / Savaş zamanı sığınak olarak kullanılan ve yeraltına doğru uzanan bir mahzen.. En alt katına kadar mutlaka hayret ve şaşkınlık içinde “vay be” diye mırıldanarak inmek lazım.. Biz öyle yapıyoruz.. sonra da bir masaya oturup atırştırmalık birşeyler sipariş ediyoruz. Hemen bir parantez: “heuriger” avusturya meyhanesi demek ve o yılın taze şaraplarını sunuyorlar..en çok da grinzing bölgesinde var.. şehrin içindeki en iyi ve eski alternatif burası ama mevsim yeni hasat şarap zamanı değil daha.. o yüzden ne bulursak onu içiyoruz..aç da değiliz; gulaşı iyiymiş ama onu da deniyemiyor peynir tabağı ve ıvır zıvırla geçiştiriyoruz.. eh işte.. ama mekan ve ambiyans olarak 1339’dan bahsediyoruz! /  Sonnenfelsgasse 3

Griechenbeisl/ Duvarlarında viyana kuşatmasının top izlerini saklayan acayip bir mekan daha!.. Yıl bu kez 1447. Burası Beethoven’in favorisiymiş; hep mantar çorbası içermiş. Tipik Viyana mutfağı sunuyor.. Binanın kendisi, mahzeni ve özellikle buraya gelen politikacı ve sanatçılardan oluşan önemli tarihi şahsiyetlerin imzaları ile dolu özel Mark Twain Salonu görülmeye değer.. / Fleischmarkt 11

Akşamüstü ve geceye devam için de sevdiğim iki adres var..

Lame Rooftop/ Viyana çatıları ve sembol binalara karşı günü batırmak için tam bir keyif noktası. Hem de baya bi keyif!../ Rotenturmstraße 15

Bunun dışında gece için en iyi alternatiflerden biri şahsen bizzat otelimiz 25thhours otel’in çatısındaki havalı bar. Bazen kaliteyi uzaklarda aramamak lazım!.. Biz her gün akşamüstü üzerimizi değişip başka bir yerlere koştururken herkes akın akın bizim otele geliyor.. Bir gün biz de çıkıyoruz terasa ve olayı anında kavrıyoruz!.Hatta şuraya bir link bırakayım; dj programına falan da bakarsınız.. /

Devam edecek…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir