SİENA’DA BİR GÜN

By | 18 Haziran 2015

siena_gezi_notlari_sienada_yapilacak_seyler

Nedense çoğunluk bir günlüğüne gider Siena’ya. İstisnalar, özellikle Palio yarışları için zamanı kollayanlar da yok demiyorum ama genel olarak herkes oralardan geçerken bir uğrar; Floransa’dan günübirlik gider. Bu kadar güzel ve bu kadar eski bir şehir her nedense Roma-Floransa-Venedik hattında bir günde tüketilip gider.. Bir meydan, iki-üç sokak, bir tabak yemek, bir katedral..hoop bitti gitti!.. Eylül Ekim 2014’te yaptığımız iki haftalık Kuzey İtalya seyahatinde iyice anladım ki böyle yaparak şehirleri ziyan ediyoruz. Çok değil bir gece bile kalıp sabah o şehirde uyansan algın, o şehre dair hislerin bambaşka oluyor… Bu iddiamı İtalya için savunuyorum tabi. Bir ülkenin her şehri, köyü, kasabası, sokağı güzelse bir günü de bilmem hangi şehirde -mesela Siena’da- harcamış değil kazanmış olursun.. Aldım sazı elime, ahkam kesiyorum.. Peki kendim yaptım mı bunu? Hayır!.. Benim Siena’da birçokları gibi günübirlik.. O yüzden şimdi ahkam kesmeyi bırakıp o günü anlatıyorum…

Sabah erkenden Floransa Santa Maria Novella (SMN) tren istasyonunun arka sokağından kalkan otobüslere biniyoruz. SITA Bus Service. Aslında tren ile gitmek de mümkün ama tren Siena’ya varınca oradan merkeze ulaşmak için ya 2 km. yürümek ya da 5 dakikalık bir otobüs yolculuğu yapmak gerekiyor diye tren yerine otobüsü tercih edip yolda bir – iki köyde daha durarak sözde 1 sa.30 dk. ama uygulamada 2 küsur saatte Siena Piazza Antonio Gramsci’ye varıyoruz.

Zaten burası şehrin ana meydanı. Hayır, o çok bilinen istiridye şeklindeki meydan değil; ona da hemen buradaki ara sokaktan içeri dalarak az ileride ulaşabiliyorsunuz. Girdiğimiz dar yol iki önemli meydanı birbirine bağlayan ve şehrin ana alışveriş caddesi diyebileceğimiz bir hayli kalabalık ve renkli bir sokak. Cadde diyemiyorum çünkü Siena’nın kendine has dar ve dolambaçlı yollarına “cadde” kelimesi hiç uymuyor. Ama bu yol diğer inişli çıkışlı Siena sokakları ile kıyaslandığında evet, resmen cadde aslında!..

Dükkanlara bakına bakına yürüyor ama asıl planladığımız ilk durağı arıyoruz. Nannini’yi.. Nannini şehrin eski ve meşhur pastanesi. Bir şubesi de Piazza del Campo meydanında bulunan pastanenin orijinal şubesine girip ayaküstü kahve-tatlı ritüeli gerekleştiriyoruz. Siena’nın bu anlamda kendine özgü çok özel tatları var.  Panforte, yuvarlak, içi portakal, limon, kavun aromaları içeren meyve şekerlemesi ve badem dolu nefis bir tatlı. Güzelce sarılmış hoş bir de paketi oluyor ki dönüşte yanınızda getirilecek şeyler listesinde üst sıralarda yer alıyor kendisi. Ancak buraya kadar gelmişten kahvenin yanında üçgen kesilmiş bir dilimini de anında denemek lazım. Bir diğer güzellik “Ricciarelli”; bademli un kurabiyesi. Böyle söyleyince onu küçümsemiş hissediyorum aslında. Çünkü öyle yoğun bir badem aroması var ki ısırınca insanın aklını kesinlikle başından alıyor..  Böyle tatlardan minicik bir tadım tabağı hazırlatıp, üzerine de birer fincan nefis espresso içtikten sonra artık o meşhur meydanı görme vakti.

il Campo adını istiridye şeklinden alan hafif eğimli o meşhur meydan işte!. Bir ucunda heybetli kulesi ile Palazzo Pubblico etrafında meydanı çevreleyen kafeler, restoranlar ve hediyelik eşya dükkanları var. Her yıl Temmuz ve Ağustos’ta düzenlenen Palio yarışları işte bu meydanda gerçekleşiyor ve aslında merakla beklenen, seyahat tarihini denk getirme çabasına neden olan bu yarışlar o kadar kısa bir süre içinde gerçekleşiyor ki izleyip hiç bir şey anlamayana dahi rastladım!.. Bu meydanı çevreleyen binaların mimarisine dikkat kesilmek lazım. Binaların balkonları bu yarışları izlemek için çok yüksek rakamlara kiralanıyormuş; şimdi de balkonlarda oturmuş meydanın kalabalığını izleyenler var..

Palazzo Pubblico’yu ziyaret etmek ve kuleye çıkıp şehre tepeden bakmak popüler bir turistik atraksiyon ancak bizim gittiğimiz gün ulusal bir bayrama denk geldiği için yurt çapında tüm müzeler ücretsiz ve burada da bu bedavadan faydalanmak isteyen deli bir kalabalık var. Yani normalde turistlerin istilasında olan il Campo bu kez Siena halkının da kalabalığını barındırıyor. Birkaç fotoğraf çekip bu turistik meydandan daha sakin sokakları keşfetmek üzere ayrılıyoruz. Diğer tüm sokaklar sanki bu meydanın etrafında sarmal şekilde dolanmış. Her sokak birbirine benziyor, dar ve dolambaçlı; kaybolmaya müsait. Bunun bilinci ile hemen her noktaya Campo Meydanı’na çıkış yönlendirmesi koymuşlar ama aski yönde hareket ederek küçük, bilinçli kaybolmalar yaşamak çok keyifli.

Sokaklar, kapılar, pencereler kadar küçük dükkanlar da keyifli. Sanırım Siena’da daha önce hiçbir İtalyan şehrinde görmediğim kadar antika/hediyelik/sanatsal ürünler satan dükkan var.. Birçoğunun vitrinine bakıyor, bazılarının içine girip çıkıyoruz. Birçok baskı, desen,biblo, yazı takımı beğenip Bianchi adlı bir dükkanda neredeyse evin duvarına pahalı bir harita baskısı almak üzereyken son anda vazgeçiyoruz. Çok da iyi yapmışız. Somuçta burası şehrin tarihi ve turistik merkezi. Sultanahmet Meydanı’ndaki bir dükkandan bu tarz birşey almak beni nasıl mutlu etmeyecekse eminim eve döndüğümde o harita da beni çok rahatsız edecekti. Ama güzeldi..

Öğe yemeğinden önce turistik mutlaka görülmeli listemizi tamamlamak istediğimiz için Siena Katedrali Duomo di Siena’ya doğru yöneliyoruz. Duomo girişi ücretli. Bağlantılı olan müze Metropoltana’yı es geçerek sadece katedral ziyareti için biletimizi alıp içeri giriyoruz. Katedralin içi tamamen siyah/beyaz mermerden yapılmış ve etkileyici bir geometrik dizaynı var. Bunca yıldır gezer ve çok sayıda kiliseye, katedrale girer çıkarım; Siena en etkileyici olarak aklımda yer edenlerden.. Özellikle Pissano eseri olan minberi hayret ve hayranlıkla inceleyip birkaç fotoğraf çekiyoruz. Duomo çıkışında artık aklımızdaki tek şey ne yiyoruz sorusu.. Pek ne yiyoruz? Elbette Pici ve Ribolitta!..

Pici bu yöreye ait bir makarna çeşidi. Bildiğiniz gibi makarnalar modeline göre farklı sos emme potansiyeline sahip. Pici’yi böyle yamuk yumuk kalın, elde yapılmış bir spagetti gibi düşünün.  Kıymalı, domatesli, fesleğenli, peynirli soslarla gayet güzel oluyor.. Ribolitta ise yine yöreye özgü semizotu yemeği/çorbası diyebiliriz. İçine farklı bakliyatlar da eklenebiliyor; yemek ile çorba arası çok hoş, geleneksel bir lezzet çıkıyor ortaya. Siena’da belirli bir restoran ismi kaydetmemiş sadece restoranların yoğun olduğu sokak isimlerini kaydetmiştim defterime; Via del Parrione, Via Pantoneto, Duomo, Via de Citta’da alternatifler boldu..

Daha hangisi diye düşünmemize fırsat tanımadan hava durumu verdi kararı. Yağmur başladı, bu durumda ilk görünen açık kapıdan içeri dalındı!.  Taverna del Capitano. Masalarda turistler vardı gibi ama mekan fena değildi. Menüde tatmak istediğimiz yemek isimlerini de görünce “vino di casa” yı da ekleyerek siparişimizi verdik.  Sipariş ettiğimiz herşey gerçekten gayet lezzetliydi. Yağmur hızlandıkça hızlandı, biz yedikçe yedik, içtikçe içtik..  Yağmur durdu,yemek bitti,  biz de olay mahalini terkettik..  Önce bir kaç dükkana girip çıktık, küçücük biblolar, magnet, yüksük gibi hatıra eşyaları topladık. Siena’da çok farklı yüksükler, küçücük çok sayıda sembol biblolar var. Mahallelerin sembolü olan flamalar, her mahallenin kedi, tavşan, baykuş,..sembolü derken çeşit artmış; üstelik çok turistik görünümlü de değiller, işçilikleri çok incelikli.. Güzel bir baykuş ailesi aldık; kedili muhteşem kartpostallar.. Bir ara yağmur yine çoştu, bu böyle olmayacak diyerek bir de şemsiye aldık.. Bu artık benim için normal. İtalya’da hep aniden yağmur yağar, mecburen alırsın hemen bir “ombrello”…

Yağmurun amacı sadece bize şemsiye aldırmakmış..aldık.. o da durdu!  Sonrasında çıkan güneşi fırsat bilerek tekrar Campo meydanına indik bu kez bambaşka bir ara geçitten.. Oturduk meydanda bir köşede yere; etrafı, insanları ama en çok da binaları seyrettik. Güneş bizi iyice ısıttı; kafalar da zaten biraz güzel, şimdi Siena denince hep o meydandaki sahneleri anımsıyorum.. Saçma sapan şeylerle iyi eğlenmişiz..

Son bir kahve içelim diyerek Via di Citta’ya yöneliyoruz. Diyeceksiniz ki, meydanda bir sürü yer varmış niye orada oturmadınız.. Cevabım şu: Tarzımız değil!.. İki seksi hanımefendinin kendi işlettiği küçük Caffe Fiorella’yı beğendik, girip orada ayaküstü içtik kahvelerimizi..

Artık dönüş zamanı yaklaşıyordu. Aslında planımda dönmeden önce uğranacak iki yer daha vardı. Akşamüstü biraz acıkacaktık, merkezden biraz uzakta Piazza Liberta’da Enoteca Italiana’ya gidecektik. Tarihi şarapevinde birer kadeh şarap içip mimarisinin tadını çıkaracaktık.. Orası uzak gelir, yolu gözümüz yemezse merkezde Antica Pizzicheria’da 1889’dan kalma bu dükkanda şarküteri keyfi yapacaktık.. Lakin yemekte doldurup doldurup fondiplenen bardaklar buna izin vermedi.

Dar dolambaçlı Via Piangiani’den  yine yürüdük aşağıya. Daha gelirken gözümüze kestirdiğimiz Consorzio Agrario Siena dükkanına girdik. Burada yörenin tüm gıda ürünleri, iyi tarım örnekleri biraraya toplanmış. Baharat, makarna, risotto pirinci ve Siena’nın ünlü tatlarından almak için her şeyin bir arada bulunduğu güzel bir dükkan. Ricciarelli kurabiyeleri, Panforte ve onun daha baharlı daha vahşi versiyonu Panpepato di Siena aldıktan sonra bu dükkanın bir köşesinde konumlanan ve asıl ilgi alanımız olan Menchetti’ye kapağı attık. Menchetti rivayete göre Siena’nın en güzel pizzasını yapıyor, hem de 1948’den beri. Fırından çıktığı anda kapış kapış giden “pizza al taglio”. Yani kaç dilim isterseniz kesilip tartılıyor, buharı üstünde ister anında yiyorsunuz, ister eve paket götürüyorsunuz. Akşamüstü saatlerinde uğradığımızda önümüzdeki kuyrukta evi için paket alan birçok Sienalı vardı.. Biz de patatesli ve kabak çiçekli, margharita.. güzel bir çeşit yaptırıp otobüste yemek üzere yanımıza aldık.

İşte, tüm günü böyle tamamlamış, otobüse yarım saat kala yine meydana varmıştık. Meydandaki rastgele bir pubda biraz oturduktan sonra yola çıktık.. Nefis pizzaları yiyerek, acaba Siena’ya yine gelinir mi diye düşünerek Floransa yolundaydık…

2 thoughts on “SİENA’DA BİR GÜN

  1. İlknur

    Yazınız çok beğenerek okudum.Bu kadar güzel yazıya daha çok Siena fotosu eşlik etse daha güzel olurdu diye aklımdan geçirmedim değil.

    Sevgiler!

    1. Gezici Günlük Post author

      Haklısınız fotoğraf konusunda. Yazıyı cok uzun zamandır ihmal ettiğim için içimden geldiği anda hızla yazıp yayınladım.Böyle durumlarda ayrıca bir fotoğraf postu da hazırlıyorum sonradan.. Umarım önümüzdeki günlerde diyelim :) Teşekkürler..sevgiler..

Comments are closed.