SARAJEVO MERHABA

By | 7 Ağustos 2014

saraybosna_gezi_notlari_giris

Şehre vardım. Uçaktan inip otobüse bindim. Yanımda çantam, bir de şehre dair önyargılarım. Savaş geçirmiş bir ülkenin yıkık dökük başkenti burası. Kendimi şartladım, hazırım. Hikayeleri dinleyip o binaları görünce  kesinlikle ağlamayacağım..

Otobüs hareket edince radyodan müzik de başlıyor. Çocukluğumdan bildiğim, kulağıma tanıdık melodiler. Annem Makedondur. Lisanını öğretmedi bize, onun için anlamam.  Aşina olduğum melodi yetiyor keyiflenmeme. Güneş vuruyor içeri, şehir merkezine doğru yol alıyoruz.

Neşeliyim..ta ki o ilk binayı görene dek. İstersen bir deftere 5000 kere “savaş kötüdür” yaz, belgeseller izle, en vahşi fotoğraflara bak, anlayamazsın. Gerçek başka türlü. Ağır ateş altında kalan binadaki “savaş lekeleri”ni gördüğüm an; o ilk an boğazım düğümleniyor, gözlerim doluyor. İdrak ediyorum ben; bu şehirde, şimdi, -artık- savaşın ne olduğunu biliyorum.. Sen, normal, sıradan hayatını sürdürüken birgün birdenbire kendini savaşın ortasında buluyorsun. Fikrini soran yok.Davet yok. Bir anda.

- Bu insanlar neden kaybetti biliyor musunuz?  Saraybosna’da  hemen her evde piyano var. Bu insanlar sanatçı, sporcu, savaşmayı bilmeyen normal insanlar da ondan..

- Savaşın tahribatını binalardan silmiyorlar; unutmamak için.. Çünkü unutulan hata tekrarlanır…

-  O gün ölmemek sadece, o gün işe giderken trende doğru koltuğa oturmaya bağlıydı. ..

Seyahatimden bana kalan, içime işleyen sözler bunlar.. İdrakımın sebebi. Tıpkı o otobüse binip neşelendiğim ve sonra gözyaşlarımı tutamadığım an gibi hep aynı oyunu oynadı bu şehir bana. Her tatlı anın ardından tokat gibi çarptı gerçeği yüzüme.

Tamamı graffitilerle kaplı metruk bina görüyorum; huzureviydi; içinde hasta ve yaşlıların yaşamasına aldırmadan ağır bomardımana maruz kaldı diyorlar..

Şehrin içinde yerlerdeki kırmızı boyalar orada vurulanların temsili kan izleri…

Pazar yerlerine bayılırım, capcanlı bir tanesini görüp heyecanlanıyorum; kanlı pazar baskını burada oldu; alışveriş yapan masum yüzlerce insan öldü diyorlar… Adımlarım geri gidiyor. O pazara hiç girmiyorum, resmini çekmiyorum.

 

saraybosna_notlari_1

Rastgele basıyorum bir yerde deklanşöre, sonra bakıyorum ne çektiğime. Çiçekler ne güzel.. Ne tatlı bir mavii.. O duvardakiler savaş lekesi mi?…

Burası böyle; ne görmek istiyorsan o. Çok mu iç kararttım? Sanmıyorum. Çünkü bu anlattıklarım hiç kötü değil. İdrak ettiğim şey sadece savaşın karanlığı değil; aynı zamanda yaşamın güzelliği. Fazladan alınan bir nefesin dayanılmaz hafifliği.

Düşünün ki savaş boyunca bile konserlerin durmadığı, müziğin susmadığı bir şehir burası.

Biliyor musunuz ki burada insanlar üzüntülü bir etki bırakmak da istemiyorlar kimsenin üzerinde. Savaşı konuşmaktan da o kadar hoşlanmıyorlar. Çok kayıp vermiş, en ağır bedelleri ödemişler. Ama şu an, bu gün var.  Yaşam güzel. Çok güzel. Artık güzel yaşamak istiyorlar. Bunu hakediyorlar.

Ne instagram’da ne burada.. şehrin eski hafızasından kareler yok, söz. Onlara sözüm..

İyi ki gelmişim bu şehre. Dersler bir yana, keyifliydi. Çok keyifliydi. Saraybosna değil, Sarajevo demeyi seviyorum. Geçmişteki olimpiyatları hatta eski Yugoslavya’yı hatırlatıyor bana Sarajevo demek. Sarajevo’yu geziyor, onu yaşıyorum ben şehirde. “Osmanlı Mirası” hürmetine tavaf edilip “ah, vah edilen Saraybosna’yı değil..

Size de anlatacağım tanıdığım Sarajevo’yu. Sırasıyla.

Saraybosna yeme içme notları İçin SARAYBOSNA YEME İÇME DOSYASI

Saraybosna alışveriş notları için SARAYBOSNA’DA ALIŞVERİŞ

Mostar gezisi notları için MOSTAR BİR KARTPOSTAL

Tüm Saraybosna notları için buraya tık..