SANA ÖZEL KOPENHAG : )

By | 18 Nisan 2014

copenhagen_joe_and_the_juice_kopenhag_rehberi

Bu aralar blogda Kopenhag etiketli yazılar çok popüler!.. Ne oluyor yahu, niye herkes Mayıs’ ta gidiyor?..
Posta kutumda bir sürü soru.. Eurovision’a giden de var, yıllık iznini orada geçirecek olan veya kısa kaçamak peşinde olan da..
Kimse hakkımı yemesin, aciliyetli soruların hepsini yanıtladım; blogda da ne güzel yazmışım A’dan Z’ye.. daha ne olsun?..
Tamam anlaşıldı, yetmemiş; biraz daha öneri istiyorsun sevgili takipçi..
Al bakalım, bunlar da sana özel Kopenhag notlarım:

– En sevdiğim zincir mola adresi: Joe and the Juice. Yüksek tondan müzik şahane sandviçler ve taze meyve suyu .Her şubesi farklı tatta, birkaçına uğra derim..

-En yerel muhabbet, akşamüstü içkisi mekanı, mahalle kahvesi Gavlen..

– Paludan Boghandel kitap-kafe mutlaka uğranmalı. Bu çevre tam öğrenci semti, çok hareketli ve iyi mekanlar var.. Cafe Dalle Valle diye çok güzel bir yerde güzel bir akşam yemeği yediğimizi hatırlıyorum mesela..

– Norrebro’da plakçı Route66’nın civarında arka sokaklarda çok güzel küçük dükkanlar var. Elmegade, Raunsborggade ve civar sokaklar..

– İskandidavya’nın en büyük AVM’si Field’s havaalanı yolunda Metro durağı Orestad. Ona harcanacak vakit Luisiana Açıkhava Müzesi’ne harcansa daha isabetli olur tabi : )

– Kopenhag’da iyi bir Fransız restoranına gitmek istersen(!) ki ben hiç istemem rezervasyonunu yaptıracağın yer Le Sommelier olabilir.

– DOP’tan Danimarka sosisi yensin mutlaka..Bir de Küçük Deniz Kızı’ndan Amalienborg Sarayı’na doğru yürürken sokak arasında isimsiz cisimsiz önündr uzun kuyruk olan bir sosisçi var..

– İlse Jacobsen. Bu ismi lütfen ezberleyene kadar tekrarla. Kendisinin yağmur botları bile Kopenhag’a tekrar gitme sebebim olabilir. Bir tane almadan dönmemeli. (Keşke ben iki tane alsaymışım, o ayrı)

-Pazar yeri ortamında yeme içmeyi seviyorsan İspanya- İtalya tarzı,  Tornhalle’ye bir öğünü ayırmak lazım..

– Zoo en sevdiğim bar.. Dj müziği eşliğinde genç ofis insanlarının buluşma yeri..Victor da çok eğlenceli. Berlin’deki Newton’ı andırıyor biraz.. Çapkını meşhur, dikkat!.. Her ikisinde de yemek de var..

– Vega’da iiyi konserler oluyor; bi nevi Babylon, elektronik müzik için adres CulturBox.

– Tivoli’nin içinde de bira üretitilen şubesi olan Faergekroen Bryghus çok iyi bir taze biraevi, uğranmalı..

– Merkezdeki en eski ve popüler kafelerden biri Sommersko. Buraların Cafe de Fleur’ü diyelim ama o kadar eski değil; 1976 doğumlu..

– BoBi bar da dumanaltı olmasa çok sevimli bir müdavim barı olacak ama neyse.. Sigara içiyorsan koş!.. Dumanaltı yerlere bayılırım dersen Drop In şahane bir canlı müzik rock bar..

-Munthe + Simonsen, Wood Wood, Illum Bolighus, Hotel Chocolat, sevdiğim dükkanlar ama zaten ana alışveriş caddesinden arka sokaklara yönelince sayısız güzel dükkan çıkıyor insanın karşısına. isim vermek anlamsız, vakit yettiğince hepsine dalıp çıkmak lazım..

– House Cafe ayarındaki Madklubben şubelerini ben hiç sevmedim ama belki sen seversin; et yemek için uygun olabilir..

– Tok olduğum bir zamanda tesadüfen görüp şeflerin çalışmasını uzun müddet izlediğim Feilberg & Otto’da yemek maalesef bu seferlik olmadı ama gelecek sefer ilk adresim o olacak..

– Royal Copenhagen’in fabrika satış mağazasında Georg Jensen’in de seri sonu ürünleri var; evin için bu tarz alışveriş yapmayı düşünüyorsan önce buraya gözat, sonra merkezdeki mağazasına uğra..

-Merkezde Laederstraede’de yine antikacı ve galeriler, güzel kafe ve barlar var..

– Nyhavn’dan kalkıp ring yapan küçük “Cafe Ruten” otobüsü nerede görürsen atla, en canlı, en bol kafeli cadde ve ara sokaklardan geçerek istediğin noktada iner yoluna devam edersin..

– Vesterbro’da Istedgade, Tullins sokağı vs. bohem bölgeler, buralarda takılmayı da Norrebro kadar sevmiştim.. Gammel Kongevej üzerinde de küçük güzel dükkanlar var..

– Nyhavn’ın sonunda kıyıdaki Ulusal Tiyatronun şahane bir kafesi var, basamaklı, minderli filan.. arada biraz oturmak lazım. Black Diamond Kütüphaneyi zaten daha önce yazmıştım; tekrar edeyim de atlanmasın..

– Bredgade’de antikacılar ve galeriler var, yürümesi zevkli. Sankt Anne geçidi, mola için kafeler bir de yakınlarda Murdoch’s Books & Ale diye çok keyifli bir otel barı var..Hazır buralarda dolaşırken Marmorkirken’e de uğramalı; çok güzel..

Bu kadar yeter mi? Şimdilik aklıma gelenler bunlar.. başka şeyler hatırlarsam onları da ekleyeceğim söz.. yeter ki sen keyifle gez..

Biraz dağınık yazdım galiba ama bu seferlik idare ediver..