AKLIMDASIN ALFREDO !..

By | 2 Mart 2014

romada_yemek_fettuccine_alfredo

Şu hayatta genel olarak oldukça iddiasız biriyim.. En iyisini bildiğimi, en iyisini yaptığımı iddia ettiğim hiç bir şey yok. Müsadenizle makarna hariç!.. Haftada en az bir kez ana yemek olarak yediğim makarna kendi beslenme piramidimin en değerli üyesi. Kremaya bulanmamış, hafif ama lezzetli sosu,  en doğru karışımları ve en önemlisi en ideal pişme derecesini ne yazık ki dışarıda yemek yediğimiz nadir yerde bulunca insan evde kendi kendinin makarna ustası oluyor mecburen. Her İtalya seyahatinden yanımda getirdiğim baharatlar, peynirler müdavimi olduğum bir takım ürünler de eklenince yavaş yavaş bu alanda bir uzmanlık gelişiyor haliyle.. Yanlış anlaşılmasın, bu dalda uzmanlık ilan etmem sadece şahsi yorumuma dayanmıyor tabi!..

Şu an bu yazıyı az önce düzenlenmiş lezzetli bir makarna partisinin üzerine yazıyorum.  Hatta onun için yazıyorum..

Her parmesan rendeleyişimde aklıma geliyor çünkü, onu hep anıyorum.. Biraz özlüyorum.. Kim mi?

Alfredo canım, tanırsınız. Roma”yı bilip de Alfredo’yu bilmeyen mi var!..

Paris deyinceTürkler’in aklına  nasıl l’Entrecote geliyorsa Roma deyince de Alfredo gelir normal olarak. Şehre ilk kez giden hemen her turistin uğrak yeridir. Turistiktir. Kesinlikle ve fazlasıyla turistik!. İşte bu sebeple benim listemde yok(tu) Alfredo.. son Roma seyahatine dek…

Turistik yerlerden özenle kaçan ben bir akşam nasıl oldu, niye oldu anlayamadan Alfedo’nun kapısında buluverdim biz ikimizi!..

Giriş

Neredeyse bir haftadır Roma’dayız yine.. En sevdiğimiz en özlediğimiz yerlerde yemek yedik; birkaç yeni adres denedik, gözümüzü, ruhumuzu, midemizi fazlasıyla doyurduk, rahatız. Bu akşam yemekle ilgili hiç bir özel planımız yok; daha önce hiç denemediğimiz bir yeri deneyebilir, hatta biraz risk alabiliriz. Bir yandan yürüyüp bir yandan neresi olur diye fikir yürütürken şu cümle aradan sıyrılıyor:  Kaç kere Roma’ya geldin, Alfredo’da bir Fettuccine bile yemedin be!..  Cevap hızlı: E, hadi o zaman bugün gidelim!..  Kim şaka yapıyor kim ciddi derken, birbirimize “sen ciddi misin” diye sora sora kapısının önünde buluyoruz kendimizi. Henüz birkaç masa dolu dışarıda. İçeriye tedirgin bir adım atıyoruz. Görevli yaklaşıp rezervasyonumuz olup olmadığını soruyor. Ne rezervasyonu? Daha karar verdiğimizden bile emin değiliz ki biz!..

Hava sıcak, dışarıda oturmak tercih nedeni genelde ama biz seçenek sunulduğu halde iç salonda oturmak ve mekanın atmosferini incelemek istiyoruz. Koskoca iç salonda bizim gibi düşünmüş sadece iki masa daha var, geri kalan tüm masalar boş ama müzik her yeri dolduruyor. Alfredo’da yemek canlı müzik eşliğinde.. Köşedeki klavyeden  rahatsızlık vermeyen hafif yemek melodileri yükselirken masamıza oturup menüyü inceliyoruz..

Gelişme

Buraya geldiğimize göre en meşhur yemek yenecek: Fettuccine all’Alfredo. Yanına Salata Caprese, Bruschetta ve bir şişe de Frascati söyledik mi gecenin menüsü tamamdır.

bruschetta_roma_alfredo_yemek

Önce zeytinyağı, bruschetta, sonra da nefis Caprese geliyor. İlk kadeh Frascatiler bu lezzetli antipastiler ile tüketiliyor. Bekleme süresi oldukça uzun bu restoranda. Mutfağı köşesinden görebiliyorum, deli gibi bir çalışma var içeride. Garsonlar, komiler bir içeri bir dışarı gidip gelirken “Alfredo’nun gamsız kızı” adını taktığım  moda kurbanı patroniçe de arada içeri dalıp birşeyler kemirerek ortalıkta dolanıyor!.. Hareket sadece mutfakta değil, bu arada, açık alan da tamamen dolmuş durumda. Misafirler birden hucüm ettiler ve hız kesmeden gürültülü bir sohbete başladılar dışarıda. Konuşmaların büyük bölümü Türkçe. Tanrım, iyi ki içeride oturuyoruz; orası Türkiye de içerisi Roma sanki!..

Sanatçımız ağır ağır parçalarını çalmaya devam ediyor. Hatta ağırdan öte bezgin! Aksi gibi de sesi çok güzel ve öyle güzel parçalar çalıyor ki, ben onu dinlemekten çok memnunum..  Şimdi O’nu hep çok sevdiğim Roberta’yı söylerken hatırlamak istesem de şarkı aralarındaki offlayıp pufflamalarını, galeta kemirmesini (!) hatırlayıp gülmeden duramıyorum.. Ama Roberta’yı çok ama çok güzel söylüyor..

Dışarıdan gelen seslerle, müzisyenle, Frascati ile yeterince oyalandık; hatta duvarlara asılmış, kurucusu Alfredo’nun dönemin ünlülerine kendi eliyle fettuccine yedirirken çekilmiş komik fotoğraflarını tek tek inceleyip güldük; gelsin artık şu yemek! Geliyor. Önce şovu, sonra kendisi geliyor. Kibar garsonumuz Büyük bir kayık tabakta Fettuccine’yi önümüzdeki boş bir masaya koyup, sos ve peyniri ilave edip uzun müddet karıştırıyor. Bu karıştırma biraz artistik bir gösteri tadında. Sanırım içinde yarım kilo kadar peynir var!.. Yeterince karıştırdıktan sonra yarısını bir kişilik servis tabağına alıp diğer yarısını bu kayık tabakta bırakıyor.  Bir kumaş peçete ile tabağı tekrar düzenleyip servise hazır hale getiriyor.

Yuvarlak tabağı eşimin, kayık tabağı benim önüme koyuyor ama burası önemli; tabağı masaya bırakırken o İngilizce konuşan adam gidiyor ve yerine İtalyanca upuzun afiili bir cümle kuran enteresan bir tavır geliyor!.. ne dedi hiçbir fikrim yok ama sanırım kendi dilinde “makarmayı takdim etti” ve “kayık tabakta sunulmasının” özel bir durum olduğuna vurgu yaptı.. Eyvallah.. Şimdi Alfredo ile başbaşayız.

Daha ilk çatalda dönüp birbirimize bakıyoruz. Olamaz! Böyle bir lezzet o-la-maz!.. Oysa görüntüsü de hiç öyle ahım şahım değil..Lezzet bence tarifi olan bir şey değil, onun için hiç kendimi yormayacağım. Bunu özel yapan ne, o sosun içinde ne var hiç bilemiyorum ama bu makarnayı burada tatmış olmaktan son derece mutluyum..

Sonuç

İki tabak makarnaya neden 90€ ödediğimizi sanırım anneme anlatabilmemin bir yolu yok ama benimle benzer şeylerden keyif alan birkaç takipçimin, bu yazıya tesadüfen ulaşmış birkaç makarna delisinin beni gayet iyi anlayacağını tahmin ediyorum.

Genel anlamda o “turist olmak” durumuna karşı çıksam da bazı etkinlikleri, bazı ritüelleri de yapmadan olmuyor işte.. Yeri gelecek Big Ben’in fotoğrafını çekecek, yeri gelecek Eyfel ile poz vereceksin; Antep’teki o meşhur yerde kebap, Roma’daki bu meşhur yerde makarna yiyeceksin.. Sezar’ın hakkını Sezar’a; Alfredo’nun hakkını da bizzat kendisine teslim edeceksin!..

Sana gelince Alfredo, her parmesan rendeleyişimde seni anmaya devam edeceğim.. Bilmiyorum, belki bir gün yine geleceğim ya da belki sadece anılarımda ve o tatta kalmanı isteyeceğim…

caprese_alfredo_roma_yemek

İl Vero Alfredo – Alfredo di Roma Piazza Auguste Imperatore 30 Roma

Gezici Günlük notu: Ünlü ziyaretçilerinin eğlenceli fotoğraflarına göz atmak için adresi buraya ekliyorum. Bir de Cuma Cumartesi akşamları 19:00’dan itibaren “Tatlı Hayat” tadında aperitivosu varmış, sonra haberimiz yoktu denmesin!..

4 thoughts on “AKLIMDASIN ALFREDO !..

  1. Ines Di Lelio

    HISTORY OF ALFREDO DI LELIO CREATOR IN 1908 OF “FETTUCCINE ALL’ALFREDO”, NOW SERVED BY HIS NEPHEW INES DI LELIO, AT THE RESTAURANT “IL VERO ALFREDO” – “ALFREDO DI ROMA” IN ROME, PIAZZA AUGUSTO IMPERATORE 30

    With reference of your article I have the pleasure to tell you the history of my grandfather Alfredo Di Lelio, who is the creator of “fettuccine all’Alfredo” in 1908 in restaurant run by his mother Angelina in Rome, Piazza Rosa (Piazza disappeared in 1910 following the construction of the Galleria Colonna / Sordi).
    Alfredo di Lelio opened the restaurant “Alfredo” in 1914 in Rome, after leaving the restaurant of his mother Angelina.
    In 1943, during the war, Di Lelio sold the restaurant to others outside his family.
    In 1950 Alfredo Di Lelio decided to reopen with his son Armando his restaurant in Piazza Augusto Imperatore n.30 “Il Vero Alfredo” (“Alfredo di Roma”), whose fame in the world has been strengthened by his nephew Alfredo and that now managed by his nephew Ines, with the famous “gold cutlery” (fork and spoon gold) donated in 1927 by two well-known American actors Mary Pickford and Douglas Fairbanks (in gratitude for the hospitality).
    See also the website of “Il Vero Alfredo”
    I must clarify that other restaurants “Alfredo” in Rome do not belong to the family tradition of “Il Vero Alfredo – Alfredo di Roma” in Rome.
    I inform you that the restaurant “Il Vero Alfredo –Alfredo di Roma” is in the registry of “Historic Shops of Excellence” of the City of Rome Capitale.
    Best regards Ines Di Lelio

    1. Gezici Günlük Post author

      Thank you for this great story about this legendary restaurant.. I hope I can visit Alfredo again.. From Istanbul with love :)

  2. Erkut özen

    Lezzeti hissetmek, bir yazıyı okurken yutkunma hareketlerine yol açıyor ise başarılı llan bir kaç nokta var demektir!. Keyifle okudum leziz yazınızı.. Kolaylıklar..

    1. Gezici Günlük Post author

      Çok teşekkür ederim. Yazılarını keyifle okuduğum birinden güzel yorum almak da başka bir keyif!.. Sevgiler..

Comments are closed.