ROMA’DA YERELLİĞİN KANUNLARI

By | 1 Aralık 2014

roma_gezi_rehberi_romada_yerel_olmak

Bu kadar yoğun turist alan Roma’da ‘turist kalmak’ olası görünse de ‘şehir yerlisi’ takılabilmek de imkansız değil.. Sadece birkaç ipucu ve yerelliğin olmazsa olmazlarına ihtiyacın var ki, işte onlar da burada!

– Unutma! Gittiğin mekanda etrafındaki herkes hararetle İtalyanca konuşuyorsa yemek için doğru yerdesin demektir. Salaş bir ‘pizzeria’, geleneksel bölge yemekleri yapan bir ‘trattoria’, bir de ‘antipasti’si güzel bir ‘enoteca’…Gitmeden önce cebinde mutlaka böyle birkaç adres olsun..

– Öğle yemeği için şehrin en turistik en popüler meydanında yemeğe oturmak üzereysen, hemen kalk! Çünkü şehrin yerlisi şu an muhtemelen arka sokaklarda bir fırında!.. Kimi fırınların sıcak büfesinden enfes sulu yemekler seçip ayaküstü yiyor, kimi de sıcacık ‘rosso’ ya da ‘bianca’ sade pizzasının içine peynir, bresoala vs. koydurup sandviç yaptırıyor ve sakin bir ‘piazza’da ya da gölge bir sokakta bir kapı önünde takılıyor..

– ‘’Roma’nın keyfi yürüyerek çıkarmış.’’ Yalan!.. Roma motor ve otobüs demektir. Hakkını verebileceksen motor kirala, aksi halde otobüsleri kullanmayı öğrenmelisin. Sistem biraz karışık görünse de birkaç başarısızlıktan sonra zafere ulaşacaksın. Tipik bir Romalı gibi en sevdiğin lokantanın peşinde kendini küçük otobüslerde bulacaksın.

– Ulaşım biletini tekli almanı önermem. Kalacağın gün sayısına göre günlük, üç günlük ya da haftalık biletin olmalı. Olmalı ki, onu bir kez makineden geçirip tarihlendirdikten sonra bir daha hiç makineyle, biletle uğraşmadan taşıta biner binmez geçip yerine oturabilesin. Her saniye bilet ve onu damgalatacak makine arayan turist olmak istemezsin..

– Kahven seni elevermesin, dikkat! Sabah kahvaltısında nefis bir cappucino iç ve sonra gün boyu onunla vedalaş. Öğleden itibaren bir kafeye kurulup cappuccino söylersen bunun İtalyancası ‘’ben turistim’’ demektir. Gün içinde kahve, sık sık ve küçük porsiyonlar halinde muhtemelen de ayaküstü içilir. Tek yudumluk espresso beni kesmez dersen ‘doppio’’ de, kahven duble servis edilsin. Şeker eklemek serbest! Hava sıcaksa buz gibi bir caffe fredo da tercih sebebi. Ve günün son kahvesi akşam yemeği yediğin lokantada, tatlı üzerine bir espresso olsun.

– Kahve demişken, burada hayat hem tatlı, hem hızlı; öyle oturarak kahve keyfi uzak ihtimal.. Sakin bir köşede kahveye biraz sohbet eşilk etsin ya da birazcık dinleneyim n’olur dersen eğer, kahven, şansın varsa iki; en kötü ihtimal üç katı pahalı olacak, hazır ol!.. En güzeli, inat etme, bara yaklaş ve ‘’Un caffe’ per favore’’ de; mis gibi espressonu iç, öde ve çık..

– Barista’ya bir hoşluk yap.. En popüler yerlerde mesela Ciampini, Cafe Greco gibi mekanlarda kahveni barda içsen de buralıymış gibi küçük bir şıklık yapmak elinde. Kasadan aldığın fişi barın üzerine koyarken üzerine bir 1’lik koy. Baristayı tanıyorsun, müdavimsin hesabı..

– Bir sabah kahvaltını iş çevrelerine yakın bir bölgede mesela Parliamento ya da Repubblica civarında yoğun bir kahvede ayaküstü yap. Bir cornetto bir de espresso, az sonra mesai başlayacak, öyle düşün!..

– Hep kahve mi içeceğim deme! Evet, içeceksin; buralısın, sınırları zorlayacaksın! Hangi ara sokakta üç beş semt sakinin biraraya geldiği küçük bir bar görsen, içeri dalıp kahveyi çakacaksın. Dedikoduların ana konusu hiç şaşmaz, Berlusconi.. Sana da birşeyler söylerlerse gülümse ve dinlediğini belli edercesine kafa salla. Nasılsa anlamıyorum demek seni kurtarmaz, İtalyan anlatır!…

– Küçük evlerde yaşayan genç İtalyan, yemeği evde pek pişirmez; iş çıkışı aperitivolarda sosyalleşir. Ayak uydur, akşamüstleri aperitivo mekanlarında salın..Çok yeme, aperitivo uğruna akşam yemeğinden vazgeçilmez!..

– Haftasonunu sen de herkes gibi tatlı kapat. Pompi’nin merkez üssü Via Albagonda no.7’deki ilk şubesine gidip sokağı dolduran onlarca Romalı ile birlikte tiramisu ye. Burada sokakta yere oturmak, ayakta takılmak hem daha ucuz hem de racona uygun..

– Yemek için İtalyanca.. En azından ana gıda maddeleri, sebzeler ve yerel lezzetlerin isimlerini öğrenmek zorundasın. Aksi halde komik bir çeviriyle yazılmış İngilizce menülerde anlamsızca kaybolacaksın.. Hatta işi biraz abartmak ister misin? Ciddi ciddi İtalyanca öğrenmeye ne dersin?.. Dünyanın en melodik, en eğlenceli lisanlarından biri olan İtalyanca’yı öğrenmek kulağına hoş geldiyse hemen “Bu Yıl İtalyanca” yazımı incelemelisin.. Daha pratik bir çözüm istersen her İtalya yolcusuna rehber olsun diye hazırladığım İTALYANCA TURİST SÖZLÜĞÜ‘ne göz atmalısın!.

– Pizza başlı başına bir yemek olabilir; peki ya makarna? Hiç sanmam! Burada makarna bir ara yemektir. Öncesinde başlangıç, sonrasında et yemeği vardır. Ana yemek istemiyorsan başlangıçları zengin tutmalısın…

– Potabile..İçilir / Non Potabile..İçilmez.. Bunu bildikten sonra sokaklardaki tüm çeşmeler senin; pet şişeyi unut.. Tek yapman gereken musluğun ağzını parmağınla kapayıp yukarıdaki delikten fışkıran suyu doğru noktaya isabet ettirmek. İlk denemede etrafında kimse olmasın, dikkat. Herhalde kimseyi ıslatmak istemezsin :-)

– Seyyar satıcılar kabusun olmasın.. Özellikle turistik bölgelerde elindeki çiçeği, saçma sapan bir oyuncağı ya da yağmur başlarsa sattığı şemsiyeyi alman için gözüne sokmaya çalışan satıcılar olacak. Formül şu, hamleyi hissedince istemiyorum der gibi hafifçe elini kaldır, yüzüne bakmadan ‘No, Gra(t)zie!’’ de.. Bitti gitti, turist değilsin seni rahat bırakacak..

– Bazı anlar hiddetlenebilirsin. Seyyar satıcıya, yanından kıl payı geçen motora sinirlendiğinde yerel bir tepki olarak cebinde bir iki küfür bulundur!.. Harareti yüksek, tepkileri belirgin Akdeniz insanısın ne de olsa, yeri gelince bas kalayı!.. Küfür lazım olursa bende en ağırından bir tane var, yanlış yerde ağzımdan çıkmasın ama gerekirse de elimin altında olsun diye özenle saklıyorum. İhtiyacın olursa, bilgin olsun…

– Kadınsan, topuklu ayakkabı ile bu yollarda yürümeyi öğrenmek zorundasın.. Şehrin kadınları bisiklete, motora topuklu ile binip Arnavut kaldırımı yollarda topuğu her seferinde taşın üzerine denk getirerek yürümeyi beceriyorsa sen de becerebilirsin. Bir iki talim..olacak bu iş!..

– Pazara çıkmadan olmaz.. Kaldığın sürece tüketeceğin meyveni, mis gibi İtalyan otlarını, en tazesinden mandıra mozarellasını bulmak için pazarlar vazgeçilmezin. Turistik Campo di Fiori son tercih, bilmem hatırlatmama gerek var mı?. Sakin semtlerde sabahları kurulanlar en ideali..(Mercato Pigneto, Mercato Trionfale mesela..)Gönül ister ki esnafla ufaktan sohbet et, güzel domatesi vermezse -bir minik- lafı dokundur..neyse mühim değil,, elinde pazar alışverişinle otele dönerken kendini mutlu hissedeceksin..

– Hazır alışverişe girişmişken odanda buzdolabı varsa bir şişe Frascati at içine. Dolabında soğuk bir şişe Frascati varsa ve bugün hiç yanlış otobüse binmediysen, tamamdır; artık gerçek bir Romalısın!…