NAPOLİ’YE SEVGİLER

By | 4 Haziran 2014

napoli_gezi_notlari_seyahat_rehberi

Hep söylerim..Günübirlik gezi her şehre yakışmaz; Napoli’ye çok yakıştı!..

Sabah 08.20 trenine biniyoruz, 10.30′da varmış olacağız. Hızlı tren de var ama 11.20 €’lik tren bizi mantıklı bir saatte Napoli’ye ulaştıracak.. Tren yolculuğu keyifli.. İtalya’da yol boyu manzara hep güzeldir zaten; yeşildir..

Merhaba Napoli

10.35 Napoli Centrale’nin kapısından çıkıp planım doğrultusunda Via Umberto’ya doğru yöneliyoruz. Değişik bir havası var şehrin. Henüz trafik karmaşasında 250 metre yürümüş olduğumuz halde birbirimize dönüp gülümsüyoruz. Bu, ‘şehri sevdim’ demek ama ben sesli olarak da dile getiriyorum. ‘Ya çok sıcak bir şehir, şimdiden sevdim diyorum’; ‘valla ben de!.. cevabını alınca da daha bir neşeli yürümeye başlıyorum.
Önce yolumuza Tahtakale-Mahmutpaşa ayarında kalabalıklar ve bir pazar yeri çıkıyor. Uzaktan bakmak pazarın notunu vermek için yeterli: Çakmaland AVM’ye hoşgeldiniz!.. İlgi alanımızda olmadığına göre Via Umberto’ya girip yürümeye devam..

Bir süre sonra dükkanlar başlıyor. Dükkanlara bakınıyor yanlara doğru uzanan dar sokaklara merakla ama tedirgin bakıyoruz. Ne de olsa çok hayırlı şeyler duymadık Napoli için. Zaten de o yüzden günübirlik geldik; keşif yapıp gelecek planlara yönelik havayı koklamak için..
Marsilya için de benzer şeyler duymuş ama hiç sorunla karşılaşmayıp çok da sevmiştik Marsilya’yı.. Napoli’nin de böyle olacağına daha o dakika emindim..

napoli_seyahat_notlari_tram

Yerel markalara takıntım var gittiğim yerlerde.. Uzun bir konu, bir ara anlatırım ama şimdi karşımıza Napoli’de kurulmuş bir erkek giyim markasının mağazası çıkıyor: Gutteridge. Massimo Dutti, Façonable, Hackett arasında bir yerlerde duran markanın birkaç t-shirti ilgimizi çekince daha şehri tanımadan alışverişe girişiyoruz.
Bu aslında içten içe planlı bir durum. Bulunduğumuz yer gitmeyi planladığımız pizzacıya çok yakın. Niyetimiz 11.30′ kadar civarda oyalanıp kimsecikler gelmeden, kuyruğa girmeden ilk masalardan birini kapmak!..

L’Antica Pizzeria Da Michele

11.45′de kapısının önündeyiz ve gerçekten de kuyruk göremeyince adresi kayıtlarımdan kontrol etmekten alamıyorum kendimi.. Öyle ya belki yanlışlıkla “öz hakiki Da Michele-oğlu”na falan gelmişizdir!.. Hayır, herşey doğru, erken gelmenin azizliği ile içerideyiz. Karşılıklı olarak o sihirli sayı söyleniyor garsonla birbirimize;

Soru: Due? .. Cevap: Due.. Oturtuluyoruz hemen bir masaya. Bu arada dışarıda kuyruk yok ama içerideki masaların tamamı dolu.. Sipariş için duvarda asılı kısa listeye bakıyoruz önce, sonra da etrafımıza. Menüde sadece iki çeşit pizza yazıyor ama etraftaki siparişlerde sadece ‘uno Michele, due Michele’ sözleri savruluyor. Kimseden geri kalacak halimiz yok; yine due diyoruz!.. Due de kola.. (Bu due’nin “iki” olduğu anlaşıldı değil mi?.. Tamam o zaman)

Siparişimizi beklerken yanımıza oturan seksenlerindeki orijinal Napoliten amca ile Milano’dan o’nu ziyarete gelen kızı ile detaylarını başka bir yazıya konu olabilecek uzun ve keyifli bir sohbete girişiyoruz. Bu sohbet sırasında Napoliten kültüründen, bölgenin yemeklerinden ve pizzadan da bahsediyoruz tabi. İşte o sohbet sırasında Napoli, pizza ve kafamdaki deli sorulara da komple yanıt buluyorum… Gelirken Da Michele dışında cebimde başka pizzacıların da adresleri ile geldim Napoli’ye.. “En iyisini bulma” takıntısı peşini bırakmıyor insanın; hepsini saydım ve aldığum cevap şuydu: “Hayır!.. Burası.. Sadece burası..  Napoli’de her pizza iyidir, kötüsünü bulamazsınız ama buranın pizzası en yalın, en geleneksel olandır. Bakın, ben şehir dışından gelen kızımı da buraya getirdim. Burada yaşayanlar buraya gelir..” Bitti.. Kafamdaki tüm soru işaretlerinin kalkması ile pizzamız da masaya teşrif etti.

Uzun uzun anlatarak acı çektirmek istemiyorum kimseye. O yüzden tüm pizzalar bir yana, bu pizza bambaşka bir yana diyorum kısaca. Bu kadar az malzeme ile bu kadar saf bir lezzetin ortaya çıkmasında elbette 1870′den gelen gelenek ve tecrübe ve ona değen ellerin kerameti var. Zira Da Michele’de kalabalık bir personel olmasına karşın pizza hamurunu tek başına eli ile açıp şekillendiren, kimseye el değdirmeyen eli öpülesi bir amca var..

napoli_en_iyi_pizza_da_michele_pizzeria

Minnacık bir parçasını bile ziyan etmeden adeta bir ayin gibi bitiyor ziyafet; masayı daha fazla meşgul etmeden hesabımızı ödeyip masayı paylaştığımız dostlarla vedalaşıp ayrılıyoruz. Hesap: 12€; an itibarı ile kapıdaki kuyruk ise sayılarla ölçülemez!.. Kuyruğa şimdi girseydik tüm gün burada ölebilirdi..

(Da Michele: Via C.Sersale 1/3 Napoli)

Şimdi Sokaklar

Saat 13:00′e yaklaşırken artık Napoli’nin sokakları ile başbaşayız. Önce Via Duomo üzerinden Napoli’nin merkez kilisesine ulaşıyoruz. Dar sokaklar, yoğun bir kalabalık; vızır vızır motorlar, canlılık, renklilik.. her geçen dakika daha da ısınıyorum şehre; seviyorum hatta.. Çok sayıda avlulu eski bina var; birinin iç avlusuna sıvışıp binanın nefis detaylarına dalıyoruz bir süre.. Apartmanmış. Napoli Bohemleri buralarda yaşıyormuş.. Üst katlara çıkmak istedik, izin vermediler..  O zaman yürümeye devam.

 napoli_bohem_hayat_mimari_gezi_notlari

napoli_seyahat_notlari_sehir_turu

Via dei Tribunali en dar ve en turistik sokaklardan biri. Sıra sıra pizza ve tatlıcılar, hediyelik eşya dükkanları ve çok çok insan var.. Napoli’de pizza denince ilk sıralanan pizzacıların birkaçı da bu sokak üzerinde. Bulup denemek isteyenler için adrese bile gerek yok, kapı önündeki kuyrukları takip edin, yeter..

antica_pizzeria_da_matteo_napoli_iyi_pizza

İlki no.94′deki Pizzeria di Matteo. En büyük övünç kaynakları Bill Clinton’un tercihi olmak!..Pizzaları gerçekten nefis görünüyor.  Hele bir kızarmış pizzaları var ki.. aklım kalmadı diyemem..

kızarmis_pizza_napoli_matteo

İkincisi no.32′deki Pizzeria Sorbillo. Yine kuyruk, kalabalık.. Kimi yer bulmakta şanslı, kimi kapı önünde kutuda yiyor pizzasını.. Kutuların içine bakıyorum, bunlar da iyi görünüyor!..

sorbillo_napoli_best_pizza

Üçüncüsü  No.58′deki Pizzeria I Decumani. Sanki burası birazcık daha sakin gibi.. Her üç pizzacı da da menü geniş, Michele gibi tek çeşit üzerinden gitmiyor siparişler. Hangisi daha yerel derseniz hepsinin önündeki kuyruklarda her lisanı duymak mümkün!..

Pizzaları bir kenara bırakıyor, uzun, kalabalık ve yorucu sokaktan sonra bir kahve molasının zamanıdır diyoruz.

14:30′da Piazza San Domenico Maggiore’nin ortasındayız, dört bir yanımız ve meydanın ortası kafe.. Planladığımız adres Gran caffe’Aragonese ama onun yerine tam meydanın ortasında güneşli bir masada; Gran Caffe’ Neapolis’de karar kılıyoruz. Çok ama çok keyifliyiz..

gran_caffe_neapolis_napoli_notlari

Molayı kısa tutuyor, tekrar cadde-sokak turlarına dalıyoruz. Napoli’de -bunu söyleyebileceğimi hiç ummazdım ama- şahane dükkanlar var! Özellilkle giyim konusunda çok yaratıcı ve özgün mağaza ile karşılaşıp fiyatların ucuzluğu karşısında da alışveriş yapmaktan kendimizi alıkoyamadık, yalan yok!..  Özellikle Via Tribunali’deki küçücük Princess mağazasındaki sample ürünler arasında tüm günümü bitirebilirdim aslında..

Yeni Sokaklar, Başka Molalar

Alışveriş yoruyor, bir küçük mola daha lazım. İstikamet Piazza Bellini. Intra Moenia notlarım arasına aldığım çok güzel bir edebiyat kahvesi. İçerideki sıcak atmosferine gözattıktan sonra dış alanda meydana -ve özellikle- Bellini heykeline nazır rahat bir koltuğa yerleşip siparişimizi veriyoruz; Sorbetto Limoni. Madem Amalfi sınırlarına ulaştık meşhur Sorrento Limonu’ndan sebeplenmeden dönmek ayıp olur!.. Bizzat bu nefis kalın kabuklu limonun kendisi içinde sunulan nefis limonlu dondurmamızı yiyerek keyifle geçiriyoruz zamanımızı.

napoli_yeme_icme_notlari_sorbetto_limoni

Çıkışta önce çok keyifli bir geçit var yolumuzun üzerinde; Via Port’ Alba. İstiklal Caddesi’nin arka sokaklarını andıran kitapçılı, bol kafeli kalabalık ve sevimli bir yol. Her görülen aralık sapmaya, keşfetmeye değer.. Buradan Piazza Dante Alighieri’ye ulaşıp Dante’nin heykeline de bir selam çaktıktan sonra nihayet Via Toledo’dayız. Via Toledo, Napoli’nin en ünlü alışveriş caddesi. Bir sürü yerel marka, ‘multibrand’ butik arasında dolaşıp vitrinlere bakıyoruz. Fiyatlar gerçekten şaşırtıcı derecede ucuz…Çok ama çok uzun bir cadde; tamamını yürüyüp Galleria Umberto’ya varıyoruz. Tanımında hep Milano’daki Galleria’nın aynısı diyerek anlatılan bu kapalı çarşının bende asla Milano etkisi yaratmadığını söylemeliyim. Sadece köşesindeki pastane vitrininin beğenimi kazandığı bu ruhsuz çarşıdan hemen çıkıp karşısındaki Devlet Operası Teatro di San Carlo’ya ilgi göstermeyi tercih ediyoruz.

galleria_umberto_napoli_gezi_notlari

Yine çok yürüyüp yorulduk, yeni bir kahve molasını çoktan hakettik. Bu kez mola şehrin en meşhur kahvesi Gambrinus’da. Şık iç salon ya da havalı terasa burun kıvırıp -her zamanki gibi- “italyan işi ayaküstü” alıyoruz kahvelerimizi…

gran_caffe_gambrinus_napoli_yeme_icme_notlari

Palazzo Reale, Piazza Plebiscito gibi Napoli listesinin popülerlerini fotoğraflayarak Giardini del Molosiglio, marina, Vezüv ve nefis Napoli manzarası izleyeceğimiz manzara terasına ulaşıyoruz. Fotoğraflar çekiyor, Napoli’yi daha da sevmek için sebepler keşfediyor, meydanda oturup buradaki kalabalığın arasına karışıyoruz..

napoli_notlari_gorulecek_yerler

Başka Napoli

Artık akşamüstü saatleri. Bu saatten sonra Napoli deneyimimiz tamamen karakter değiştiriyor. Şık muhitler, şık insanlar arasında başka bir Napoli’yi keşfe çıkıyoruz. Via Chiaia’dan girip dükkanların yavaş yavaş şık butiklere dönüşmesine tanık oluyoruz. Via dei Mille’ye vardığımızda artık Napoli’deki Nişantaşı’ndayız. Büyük markların mağazaları, saat ve mücevher dükkanları arasında zaman zaman küçük, şık pastaneler, antikacılar, barlar ve çok şık insanlar..

gay_odin_napoli_yeme_icme_notlari

Aşırı gürültülü, coşkulu, renkli Napoli’yi sevdiğim kadar şehrin bana tamamen sürpriz olan bu yüzünü de seviyorum. Tekinsiz, kozmopolit Naopli’den bahseden yazılar nedense şehrin bu yüzünden hiç bahsetmemişlerdi çünkü.. Şu dakikalar “ilk fırsatta yine Napoli’ye gelmeliyim” dakikaları.  Kimbilir daha keşfedilmedik ne sürprizler vardır.  Güzel Sanatlar Müzesi’nin yanından iç çekerek geçiyor ve Piazza Amadeo’ya varıyoruz. Buradan Villa Floridiana çok ihtişamlı görünüyor.. Tepeye doğru çıkan bir funiküler var ama kıvrılarak yukarı doğru çıkan yoldan yürümeye niyetliyiz.

piazza_amadeo_napoli_gezi_notlari

Corso Vittorio Emmanuelle’e kadar yokuş yukarı kıvrıla kıvrıla tırmandıkça güzelleşen bir manzaranın eşliğinde çıkıyoruz. Burası kesinlikle ‘asortik’ bir semt; gündüz yürüdüğümüz sokaklardaki şehir dokusundan tamamen farklı, geniş apartmanlar, botanik teraslar, villalar, nadiren restoranlar ile çevrili İstanbul’da boğaz hattını andıran bir semt..

napoli_seyahat_gezi_notlari

Bir süre sonra sol yanızda başka sağda başka Napoli manzarası başlıyor yine. Sol zengin, sağ fakir Napoli. Daracık, merdivenli, çamaşırlı, rengarenk sokaklar.. Bir an önce bu sokaklara karışmak, bol bol da fotoğraf çekmek istiyoruz. İlk gördüğümüz renkli sokaktan girip birkaç kare çekiyoruz. Ve o çektiğimiz fotoğraflar bu çevrede çekebileceğimiz son fotoğraflar oluyor.

Karşıdan gelen bir hanım bize gözleri ile hayır diyor. Devamında işaret dili ile anlattığı şu: Makine, telefon NO!.. Hoop anında götürürler!.. Teşekkür etmemizle tekrar geldiğimiz ana yola çıkmamız bir oluyor. Kendimize bir bakıyoruz; ellerde telefon, fotoğraf makinesi ve alışveriş poşetleri ile tam çantada keklik turistiz; poşetleri bile alırlar valla! Hemen ekipmanı yok edip poşet sayımızı bile mümkün olduğunca azaltıyoruz. Ayrıca ara sokaklardan zigzag inme planımızı rafa kaldırıp yola üstten devam ederek hedefe direkt nokta atışı ulaşmaya karar veriyoruz. Hedef?.. Yemek tabii ki, zamanı geldi..

Napoli’de Yemek

En başta planım öğle yemeğinde bir, akşam yemeğinde bir pizzacı ziyaret etmekti. Ne olur ne olmaz diye bir iki trattoria adresi de not almıştım ama büyük ihtimalle Via Grande Archivio, 23′de La Figlia del Presidente‘de keyifli bir pizza partisi yaparız diye düşünüyordum. Ancak öğle yemeğinde sohbet ettiğimiz Napoli yerlisi amca bu fikrin tamamen rafa kalkmasına neden oldu.

Hazır kendisinden bahsetmiş ve yemek konusuna girmişken Napoli’de mutlaka yenecekler listesi olarak yerlisinden verilen üç tavsiyeyi de paylaşmak isterim:

Salciccia con Friarielli Tavsiye üzerine yaptığım araştırmalarım bu yemeğin biraz buruk lezzetli brokoli yaprakları sotesi ile sunulan bir bölge sucuğu olduğunu söylüyor.

Spaghetti con le Vongole Liman şehri Napoli’nin olmazsa olmazlarından Kum Midyeli Spagetti için keyifli restoranların sahilde yanyana sıralandığı ve hepsinde de gayet güzel yapıldığı bilgisi de eklendi cebimize..

Pepata di Cozze Bu da yine Belçika ve Fransa’dan oldukça iyi tanıdığımız “bir tencere dolusu” midyenin Napoli hali.. Adres yine kıyı boyundaki restoranlar elbette..

Tepelere çıkana dek sahile inip Kum midyeli spagetti peşine düşmeyi planlıyorduk ama çok oyalanıp çok acıkınca 3 no.lu plan devreye girdi.

Trattoria da Nennella

trattoria_da_nennella_napoli_yeme_icme_notlari

Gün boyu telefonumun haritasında işaretlediğim yeri ve defterime yazdığım tipik Napoli mutfağı notu göz kırpmıştı bana zaten. Bulunduğumuz yerden yokuş aşağı ulaşmak da en fazla 10 dakikaydı. Aldığımız uyarıdan öyle korkmuşuz ki yokuş aşağı -kafamızı yerden neredeyse hiç kaldırmadan-kendimizi kaptırıp hızlı motorların geçtiği, çocukların meraklı gözlerle bize baktığı, ilginç tiplerin bize birşeyler mırıldandığı dar sokaktan lokantaya ulaşmamız sadece 5 dakika sürdü. Kurtulmuştuk!. Önümüzdeki tek engel lokantanın kapısındaki karmaşık kuyruktu…

Azıcık bekledik. Sonra ben dayanamadım. Ortalama bekleme süresini öğrenmek zorundaydım. İngilizce soruma düzgün bir yanıt alamasam da o sihirli sohbet yine iş başındaydı: Due? Evet, evet, aynet; due!.. İnanamıyorum sırayı aştık ve şimdi bir masadayız!.. O kuyruk neden var, ne bekler bilemiyorum ama şu an masadayım ve çok mutluyum..

Kareli masa örtüsü, tek kelime İngilizce bilmeyen ve bağıra bağıra konuşan personeli, müzikleri, karmaşası ile tam da bu şehrin ruhunu yansıtacak güzel bir yerdeyiz.Masamıza menü veriliyor önce; fotokopi ile çoğaltılmış günlük bir menü. Şahane!

En tipik başlangıç tabaklarından iki tane makarna, su ve ev şarabı siparişini veriyoruz. Ana yemek ve yan yemek siparişini hemen almayıp sonraya bırakıyor garsonumuz. Su ve şarap şişeleri, ekmek ve yağ hemen ve dann! diye konuyor masaya. Talimatlar, servisler, isimler bağıra bağıra havada uçuşuyor. Lokanta mı işletiliyor, bir tiyatro oyununda mahalle kavgası mı canlandırılıyor belirsiz.. ama çok keyifli..

Az sonra siparişlerimiz geliyor; biri domtes soslu balıklı bir makarna. Nefis… Diğeri ise daha önce hiç yemediğim bir şey: Hem patates hem de makarnanın birlikte piştiği, sulu yemek kıvamında bol peynirli bir sosun içinde ne pasta ne de gnocci diyemeyeceğim enfes şey.. İsimlerini not ettim: Mezzi Paccheri al Sugo di Coccio ve Pasta e Patate con Provola.

Bu yemekleri keyifle yerken bir yandan da garsonlarımızın şarkılara toplu halde eşlik edişine, yemeği biten kalabalık bir masaya bildiğin “klozet” içinde meyve servis edişine, büyük tezahurat ile bahşiş atılan sepetin inip çıkışında kopan şamataya seyirci oluyor, yükselen kahkahalara ortak oluyoruz.

salata_caprese_napoli_yeme_icme_notlari

İkinci tabaklarımız taptaze sütü akan mozarellası ile Insalata Caprese ve çıtır çıtır kızartılmış hamsi Alici Frite. Bu lezzetli tabaklardan sonra meyveyi reddediyoruz ama Limoncello’ya hayır diyemiyoruz. İtalyanın geleneksel içeceklerinden diyebileceğimiz ve aslen bu bölgeye ait limon likörü Limoncello’yu burada ilk kez ev yapımı olarak tadıyor ve anlıyoruz ki o şişede satılanlar tamamen hikayeymiş.. Buna bayılıyoruz..

Artık hesap ödeyip kalkma vakti. Bu ilginç mekanda hesap da masada değil, kasada ödeniyor. Toplam 24 € ödeyip bahşiş sepetine alkışlarla katkımızı yapıyoruz ama hizmet bitmiyor. Elimize verilen iki marka ile çıkışta sokağa kurulan kahve standından ikram olarak kağıt bardakta birer espresso çakıp keyfimizi taçlandırıyoruz.

Dönüş vakti

Artık dönüşe hazırız. Hemen alt paraleldeki Via Toledo’ya çıkıp Toledo metro durağına doğru yeraltına iniyoruz. Saat neredeyse 22:00, son treni yakalamak zorundayız. Gıcır gıcır, mis gibi metro hattından 1.30€’luk birer bilet ile 2 durak gidip merkez istasyon Garibaldi’ye varıyoruz.

napoli_metro_sehirici_ulasim

Şanslıyız ki son treni yakaladık.. Şanssızız ki son tren geldiğimiz tren kadar ucuz değil!.. Bu kez kişibaşı 24.50€ ödeyerek 15 dakika sonra kendimizi trene atıyoruz. Tren hızlı, geceyarısından önce yine kendi şehrimizdeyiz..

Sabah birazcık endişeli çıktığım Napoli yolculuğundan çok güzel anılar ile çok mutlu dönüyorum..

napoli_centrale_tren_istasyonu_romadan_napoliye_gidis

Bazı şehirler çok sevilmez.. Bazıları çok sevilir. Napoli çok sevildi..

Yine gidilecek..

2 thoughts on “NAPOLİ’YE SEVGİLER

Comments are closed.