MOSTAR BİR KARTPOSTAL

By | 17 Ağustos 2014

saraybosna_mostar_gezi_notlari

Her Saraybosna ziyaretçisinin tekrar ettiği gibi, oralara kadar gidip de Mostar’ı görmeden dönmek olmazdı. Biz de seyahatimizin bir gününü Mostar gezisine ayırarak bundan sonra oralara gidecek olanlara “şekerim, mutlaka Mostar’ı da görmelisin” deme hakkını kazandık!.

Gitmeden önce yaptığım araştırmalarda Mostar’a tren ya da otobüs ile ulaşabileceğimizi öğrendim ancak tren yavaştı ve az sayıda sefer yapıyordu. Otobüs ile ulaşım ise daha çok sefer sayısı ile ulaşım imkanını biraz kolaylaştırıyordu. Bazı gezi yazılarında da araç kiralayarak gitmenin daha rahat olduğu, toplu taşıma seferlerinde aksamalar olduğu belirtiliyordu. Kesinlikle üzerinde hemfikir olunan tek şey ise her ne şekilde gidilirse gidilsin yolun ne kadar keyifli ve bol manzaralı olduğuydu.

Ne araç kullanmak ne de yollarda hırpalanmak istiyorduk; bu durumda joker hakkımızı kullandık. Tur Grubu!. Burada hemen bir parantez açıyorum. (Bilindiği üzere seyahatlere tur ile gitmek pek de tarzım değil; ancak paket turun fiyatı fena halde uygun ve uçağı da tarifeli sefer ise o zaman “gezicigunluk kuralları”nı bir kenara bırakır, bütçeme bakarım. Saraybosna seyahati de bayrama denk geldiği ve biz çok yakın tarihte gitmeye karar verdiğimiz için uçak bileti fiyatları seferden çook önce uçuşa geçmişti bile. THY’den baktığım uçuşun bilet ücretine, aynı uçakla gidilen, tranferler ve konaklamanın da dahil olduğu(!) bir paket tur bulunca hiç vakit kaybetmeden kaptım iki kişilik yeri. Turdan sadece uçak, alan-otel transferi ve konaklama için faydalanarak gayet özgür ve istediğimiz gibi şehirde takıldık.-Artık parantezi kapatabilirim.) İşte bu ulaşım ve konaklamanın yanına, bu tura katılarak bir de Mostar’ı eklemiş oluyorduk ki, bunun da ne kadar yerinde bir karar olduğunu gün içinde kavradım.

Aynı şekilde Saraybosna’dan Mostar’a günübirlik turlar düzenleyen birçok yerel tur şirketi de var; bağımsız gitmek yerine böyle gitmek isteyenler onlardan biri ile de bu geziyi gerçekleştirebilir.

Mostar Yolu’nda

Tur sabah erken saatlerde başlıyor. Yol inanılmaz keyifli. Bir an bile boş yok, full manzara. Tepeleri buluta boyanmış dağlar, kıvrımlı yollar, yeşilin elli tonu ve Neretva Nehri… Fotoğraf çekmek için deliriyor insan ama virajlı yolda, hareket halindeki bir araçta bu hiç de mümkün olmuyor. Gördüğüm her detayı, su kenarındaki güzel evleri, dağları, bulutları, naturel hard diskime kaydetmekten başka çare yok.. Ama bu güzelliği unutmaya da imkan yok…

saraybosnadan_mostara_gidis_mostar_notlari

Yol boyunca bölge tarihi ile ilgili daha kapsamlı bilgi edinme fırsatı buluyorum. Geçmişte buralarda yaşananlar ile bugünkü hayat arasında kafamda bir türlü kuramadığım denge Mostar gezisi esnasında -sonunda- yerine oturuyor.

Yol üzerinde küçük bir mola veriyoruz. Neretva neri boyunca yol kenarında birçok kuzu çevirme yapan yol kenarı tesisi var. Zdravo Voda onlardan biri. Suyun döndürdüğü bir düzenekte kuzu çevirme yapılıyor; manzara harika, hava tertemiz. Tabi biz daha henüz sabah saatleri iken, buraya kuzu yemek için uğramıyoruz. 15-20 dakikalık bir kahve molası bu. Bosna usulü kahvelerimizi içip tekrar yola koyuluyoruz ama akşam dönüşte yine bu tesiste mola verip kuzuların tadına bakma fırsatı da olacak.(mış).

Önce Poçitel

Turun programında Mostar’dan önce Poçitel var. Yaklaşık 1300’lerde kurulan ve 1400’lerde Osmanlı’nın himayesine geçerek 1800’lere dek Osmanlı’nın bölgedeki askeri karargahı olarak kullanılan köy, orijinal mimarisi ile ün yapmış. Savaşta gördüğü zararın telafi çalışmaları halen süren köy aslında oldukça küçük.Taş örme duvarların arasına saklı kapıdan geçip yukarı doğru tırmanıyoruz. Basamaklar üzerinde satıcılar sıralı; kimi külahta kuru meyve, kimi el işi örtüler satıyor. Camiye dek tırmanıp manzaraya tepeden bakıyoruz. Bir de kale var ama oraya kadar çıkmaya cesaret edemiyoruz, yol oldukça dik..

pocitel_turu_gezi_notlari

Tekrar köyün girişine inip meydandaki Adem’in Yeri’nde birer meşrubat içiyoruz. Yalan söyleyemem, Poçitel tarzım değil. Bir suluboya resim, bir iki fotoğraf karesi. Gerçekliğine inandırmıyor beni, kolay vedalaşıyorum. Ne ilginçtir ki bu ülkede gördüğüm en hatırı sayılır duvar sanatı örneklerinden birini Poçitel’de bir köprü altında görüyorum ama o bile yetmiyor bu hayali yere bağlamaya beni.

pocitel_streetart_pocitel_turu

İstikamet Mostar

Buradan sonra iki alternatif var. Ya direkt Mostar’a gidilecek ya da Blagaj’da öğle yemeği yenip sonra Mostar’a geçilecek. Turları bilirsiniz, illa ki bir iki uyumsuz tip vardır, yolda yapacak birşey bulamayınca onlara gıcık olun da vakit geçsin diye konulmuş gibi!.. Bizden de o iki uyumsuz çıkıyor ve itiraz ediyorlar; gezinin ekstra 5 EUR maliyet gerektiren Blagaj ayağı iptal ediliyor. Benim için sorun yok, zaten çoğunluk istiyor diye onay verniştik ama Meşhur Blagaj Tekkesi’ni ve Sarı Saltuk Türbesi’ni göremeyecek olan birkaç kişi epey homurdanıyor.

Kartpostal Mostar

Kartpostaldan önce yine top tüfek lekeli binalar…

dont_forget_mostar_gezi_notlari

Burası savaştan daha fazla zarar görmüş. Yolda savaşın detaylarını tahribatın boyutlarını öğrendik. Bir de Mostar köprüsünü sandığımız gibi Sırpların vurmadığını. Onun vuranlar Hırvatlarmış ve Bosnalılar bugün Hırvatlar’a daha kırgınmış.. Tahrip edilmiş binalar arasından ilerleyen otobüsümüz bizi tariihi şehir merkezine yakın bir noktada bırakıyor; ğle yemeği için.  Yemek başarılı değil. Tur programına dahil olan, turistik bir restoranda verilen başrolünde köfte, yan rollerde bilumum ıvır zıvırın olduğu vasat bir yemek. Köfte ise Saraybosna’daki güzelim Zeljo köftelerinden sonra tam bir hayalkırıklığı.  Ama az sonra şehirde dolaşırken anlıyorum ki zaten bu şehirde çok da iyi birşeyler yemek pek de mümkün değil..

Yemekten sonra köprüyü görebilieceğimiz en fotografik nokta olan caminin arka avlusuna geçiyoruz. Mostar Köprüsü tam karşımızda. Adeta bir kartpostal. 10, 20, 30 kare fotoğrafını çek, asla doyamıyorsun. Doyamasak da çekiyoruz biz de. Bu nokta gerçekten de köprünün en iyi göründüğü yer; siz de Mostar’a giderseniz bu avludan köprüye bakmayı kesinlikle ihmal etmeyin. Köprünün bir yanı Boşnak, bir yanı Hırvat ikametinde. Çok eskiden tam tersiymiş yerleşim ama şimdi böyle. Ve yine çok eskiden -savaştan önce- bir Boşnak ve bir Hırvat birbirini sevip evlenirse tam bu bulunduğumuz noktada verdikleri ünlü bir poz varmış; birleşen iki elin arasından görünen köprü ile.. Ama bu güzel kare de şimdi çok eskilerde kalmış.. Üzülüyor insan bu küçücük detaylarla bile. Hele ki gezerken “asla unutma!”, ” Herkes birşeyler verdi..kimileri herşeyini  verdi” gibi yazıları, duvarlardaki izleri gördükçe daha çok etkileniyor.

Neyse, hüzünlü detayları bırakıp köprüye konsantre olalım; güzelliğine..

mostar_koprusu_gezi_notlari_saraybosnadan_mostara_gidis

Altında uzanan yeşil/mavi Neretva nehri, iki yanında uzanan yerel mimari,  yeşil.., bulut… hepsi birlikte kusursuz bir manzara sunuyor izleyene.

Yeterince tadını çıkardıktan ve bol bol fotoğraf çektikten sonra sıra köprüden geçmekte. Zaten artık bir kaç saatliğine serbest zamandayız, herkes dağılıyor bir yere ama en çok da köprünün üzerine. Hediyelik eşya tezgahlarının sıralandığı taş yoldan yütüyerek köprüye varıyoruz. Taşları pek kaygan köprüde dikkatice yürüyor, her yönden her yöne bakıyor, yine güzel fotoğraflar çekiyoruz. Bilindiği gibi yıkılan köprünün nehrin dibini boylayan eski taşları dipten çıkarılarak aynı taşlarla yeniden inşa edildi savaş sonrasında Mostar. Üzeri oldukça kalabalık; bir grup da bir adamın etrafını çevrelemiş tuhaf bir pazarlıkta. Daha önce köprüden atlayanları TV’de izlemişsinizdir; bu adam da yan duvarın üzerinde, etrafındaki kalabalıktan 25 EUR toplamalarını istiyor atlamak için. Gülüp geçiyoruz; dönüş yolunda öğreniyoruz ki para toplanmış, adam atlamış’.. Çok turistik!..

mostar_gezi_notlari_ne_yapilir

 

Şimdi nehrin karşı kıyısında, Hırvatların yerleştiği taraftayız. Köprünün bitiminden itibaren birçok kafe ve restoran var. Kimisi nehri saran yeşilliklerin arasında şahane manzaraya sahip. Oturup hemen kahve içmek var ama biz başka bir muzurluk peşindeyiz. Köprüden atlayamayız,  evet ama, nehre ayaklarımzı sokacağız!. Karşı kıyıya geçtikten sonra solu takip ederek restoranların arasındaki merdivenlerden nehir kıyısına iniyoruz. Burada nehre girmek ve en önemlisi Mostar’ın farklı bir açıdan fotoğrafını çekmek için bir alan var. Bir çok turist burada. Aşağıdan bakınca da köprü harika görünüyor; buradan da birkaç kare fotoğraf çekiyoruz. Sonrası Neretva!. Kenara oturup, ayaklar fora!. Ayaklar fora ama su buzzz!.. Olsun, sonra gezi programlarında burayı görünce “pöh; o da ne ki, biz nehire ayaklarımızı soktuk” diyeceğiz.. Gerçi az sonra hemen yanımızdan buz gibi suya dalan bir Mostarlı havamızı söndürüyor ama olsun, biz 15-20 dakikalığınıa bu keyfi yaşadık. Seyahatlerden uzun zaman sonra böyle anlar kalıyor geriye. O suya ayadığı daldırdığındaki his, güneşin sudaki parıltısı, ayağını oynattıkça suda duyulan şıpırtı.. anıların bunlar oluyor.

mostar_koprusu_mostarbridge_gezi_notlari

Birkaç kişiye de heveslendirip suya ayağını sokan sayısını arttırdıktan sonra biraz sokakları dolaşmak niyetindeyiz. Turistik ve tarihi merkezden çıkmadan biraz dolaşıyor, Mostar’ın minyatürü bir başka köprüden geçiyoruz. Otelleri restoranlar, kafeler bir sürü.. Aslına bakarsanız yerli görsek şaşıracak kadar turistik bir yerdeyiz. Ama Mostar’ın gerçeği bu, insanlar dünyanın her yerinden bu güzel köprüyü görmeye geliyorlar. Tarihi merkezin dışında da görecek çok fazla bir şey yok.. Oturulacak her mekan fazla kalabalık, turistik ve masalarda gördüğümüz yiyecekler çok da iç açıcı değil. Dükkanlardan klasik magnet alışverişimizi de yaptıktan sonra tekrar karşı kıyıya geçip bu kez şarap alışverişine yöneliyoruz. Güzel, küçük bir şarap dükkanı var. Bölge şaraplarından önceden notlarım arasına aldığım iki farklı üreticinin blatina şaraplarından alıyoruz. Fiyatlar çok yüksek değil ve bol çeşit var. Biraz daha yürüdükten sonra bir içecek molası verelim diyoruz. Tercihimiz Ali Baba. Gece disko, gündüz kafe olan mekan kayanın içine oyulmuş ilginç bir yer. Tercih etmemizin birinci sebebi kaya içinde olduğu için serin olması. Bir diğer neden de yol üzerinde gördüğümüz mekanların kalabalık ve son derece turistik olması. Gerçi burası da turistik, zaten başka türlüsünü bulmak mümkün değil ama burası hiç değilse daha sakin. İçeceklerimizi yudumluyor, bayram nedeniyle ikram edilen baklavanın tadına bakıyor, biraz serinliyoruz.

alibaba_mostar_gezi_notlari

Daha sonra biraz daha keşif yürüyüşü yapıp, birkaç fotoğraf daha çektikten sonra artık dönüş için toparlanıyoruz.

Mostar, birkaç saat ayırmanın yetebildiği ender şehirlerden. Birşey eksik kaldı duygusu olmuyır. Vakit yetiyor. Mostar gerçekten bir kartpostal. Ön yüzündeki eşsiz köprü manzarasına bakıyorsun bir süre. Sonra arkasını çevirip kısa bir not yazıyorsun: Mostar’dan sevgilerle… Kart kendiliğinden gönlüne postalanıyor. Ücretsiz. Alıcısı sensin. Ömürboyu saklayabilirsin…

Buruk değil, mutlu ayrılıyorum Mostar’dan. Yine güzel yollardan geri dönerken “iyi ki gelip gördüm” diyorum..

Zdravo Voda

zdravo_voda_saraybosna_turu_kuzu_cevirme_nerede_yenir

 

Dönüş yolunda gelirken uğradığımız tesiste yine duruyoruz. Bu kez sebep kahve değil, kuzu!. Saraybosna’ya geleceğimi duyan ve daha önce gelen birçok kişi “aman, o su değirmenli kuzu çevirmecilerde mutlaka kuzu eti ye” demişti. Ete çok  düşkün değilim ve bir sopanın üzerinde dönen kuzucuk görmek de çok hoşuma gitmez ama madem geldik, tadına köşesinden bakmalı diyerek paylaşmalık tek porsiyon kuzu yanına da  Blatina söylüyoruz. Kuzu eti de Blatina da gerçekten güzel ama asıl harika olan olan manzara.

Keyifli bir 40 dakikanın ardından yuvamız Saraybosna’ya dönüyoruz. Yuvamız diyorum; çünkü insan bir şehirde kalıp bir başka yere günübirlik gidince akşam döneceği o şehri yuvası gibi hissediyor. Şarabı da biraz hızlı içmişiz.. Yuvamız Saraybosna!..

 

Saraybosna Gezi Yazıları’na da şuradan ulaşabilirsiniz.