KENDİNİ BİR GÜNDE SEVDİREN MİNİK YUNANLI: MEİS GEZİ NOTLARI

By | 23 Temmuz 2018

Hayatın küçük hediyelerini, tahmin edilemeyen mutlulukları çok seviyorum.. Geçmişte günlerce karşısından izleyip manzarasında güneşi batırdığım Meis, meğer benim için aynen böyle küçücük bir hediyeymiş.. Orada tam karşımda duruyor, içinden içinden “ah bir gelsen buraya, ne çok seveceksin beni” diye fısıldıyormuş da farkedememişim.. Yıllar sonra bir haftasonu kaçamağında yeniden buluştuğumuz Kaş’tan  günübirlik geçme fırsatı buluyoruz Meis’e.. O da tüm sustuklarını birkaç saatte anlatıveriyor bana.. İçini, kalbini açıyor.. Sadece birkaç saatte birbirimizi çok seviyoruz..  

Yazının devamında önce Meis’te geçirdiğimiz keyifli günün özetini ardında da Meis Adası’na ulaşım, vize, konaklama ve adaya dair diğer ipuçlarını bulacaksınız..

Merhaba Meis

Kaş limanında hızlı hızlı sabah kahvemizi içtikten sonra bizi Meis’e götürecek tekneye biniyor ve yarım saatlik bir yolculuk ile adaya varıyoruz.. Daha adaya yaklaşırken tekne önce “birkaç saat sonra” yüzeceğimiz plajın önünden geçiyor..  Daha o dakikalarda heyecanlanıyoruz.. Tekne daha sonra renkli evlerin yanyana sıralandığı liman içine doğru girince fotoğraf makinelerini fora edip evlerin renkli cephelerini çekmelere doyamıyoruz!.  Minik adacık daha tekneden inmeden tüm samimiyeti ve güzelliği ile selamlıyor bizi..

Gümrükten geçip pasaportumuza Yunanistan’a giriş damgasını vurmalarından itibaren akşamüstü 16:30’a kadar ada bizim!. Tepemizde neredeyse öğlen güneşinin olmasına aldırmadan önce kıyı boyu yürüyoruz.. Minik minik lokantalar, birkaç küçük dükkan, tam kıyıya atılmış masa ve sandalyeler, sanki bir havuzmuşcasına kıyı ile neredeyse aynı yükseltide harika bir deniz ve renk renk pencere ve kapıları ile güzelim evler, evler… İşte Meis bu!: Aslında size anlatabileceklerimin hepsi bu!.  Meis’de bunlardan başka hiçbir şey yok.. Yavaşla.. Sakinleş.. An’da kal.. Ruhunu dinlendir.. Bütün gün yapacaklarımızın kısa özeti bu…

Kıyı boyu o kadar güzel , o kadar sevimli, o kadar “ada” ki.. Hani insan “ada” dediğinde zihninde bir resim canlanır, içinde berrak bir su çalkalanır ya, işte o resim bu kıyı olmalı.. Boydan boya yürüyüp yorulıunca Meltemi Cafe‘de “frappe” molası veriyoruz.. Yunan’a geldin mi hemen bi’ frappe.. Kapıdaki gölge masalarda sırtımızı Meltemi’nin duvarına, yüzümüzü U şeklinde etrafımızı çevreleyen renkli Meis tablosuna verip buz gibi kahvelerimizi içiyoruz.. Ortalık ne sakin..

Kahve sonrası bir tur da arka sokaklarda atıyoruz.. Arka sokaklar dediysem öyle kaybolacak kadar çok sokak da yok adada.. Dar sokaklar, merdivenler ve sanki herbiri “acaba ne renk yapsak de şu gelen turistleri çıldırtsak?” diye düşünülüp özenle boyanmış evler.. Yarım saatlik bir yürüyüşle içimi tamamen Meis renkleri ile yıkıyorum.. adeta kapı -pencere renkleri ile terapi yapıyorum.. Geleli daha ne kadar oldu ki? Ben daha şimdiden Meis’i çok seviyorum!.

Yavaş yavaş acıkıyoruz.. Haritama gelmeden önce kıyıdaki restoranlardan birkaçını işaretlemiştim.. Lazarakis, Alexandra’s,  Paragadi ve Billy’s.. İçlerinden en çok tam kıyıdaki beyaz örtülü masaları ile Lazarakis göz kırpıyor bana..

ama ne yalan söyleyeyim bunlar sanki daha çok akşam için gibi.. “Bu saatte ve bomboşken değil, akşamüstü günbatımında oturmalıyım bu masalara elimde uzo kadehi ile..” diye düşünürken kurtarıcu bir öneri instagram’dan imdadıma yetişiyor..  Bir ada müdavimi “biz öğle yemeklerini burada yeriz” diyor ve bir tabela fotografı gönderiyor.. Ta Platania.

Adanın arka tarafına doğru, küçük bir meydana bakan tatlı bir lokanta.. Bana bunlarla gelin!.. Hızla yokuşları tırmanıyor ve yarım saati bulmadan ağaç gölgesi masalarına kuruluyoruz.. Baba hoşgeldiniz diyor, anne içeride sarma sarıyor, kızı servis yapıyor..

Hemen masamızı o harika sarmalar, feta peynirli yunan salatası ve ahtapot yahni ile donatıp bir kupa da beyaz söylüyoruz.. yemekler inanılmaz lezzetli.. lokanta çok keyifli.. İyi ki buraya gelmişiz; kendimi şimdi çok daha mutlu hissediyorum..

Yemek boyu karşı masadaki Milanolu aile ile uzaktan uzağa italyanca pratik yapıyorum bir de!. Meis Adası İtalyanlar arasında oldukça popüler; yaz tatilini burada geçiren, burada evi olan İtalyan çok.. Bunda sanırım bu adada çekilen italyan yapımı, Oscar ödüllü Mediterraneo filminin payı büyük.. Yemek sonrası yürüyerek ineceğimiz koy neredeyse bir İtalyan mahallesi..

Yokuştan aşağı inince merkezeden çok çok daha sakin Mandraki Koyu selamlıyor bizi.. Göl gibi durgun berrak  deniz, birkaç ev, tek bir lokanta ve az ilerideki küçük plajdan rüzgarla bize ulaşan tek tük İtalyanca kelimeler.. Önce gidip onların yüzdüğü plaja bakıyoruz.. İtalyan kadınlar hiç durmaksızın konuşurken çocuklar az ilerdeki minik kilisenin duvarına çıkıp çıkıp suya atlıyor..  Burası da adanın bambaşka bir şirin köşesi.. ama bizim aklımız hemen karşıda görünen o meşhur plajda: Agios Georgios (Aya Yorgo).

Haritalarda Saint George Beach olarak görülebilen plaj adadan ayrı ama kıyıya çok yakın iki adacık üzerinde.. Buradaki kaya oluşumları eşsiz bir doğal plaj yaratmış.. Üzerinde de buraya adını veren minik kilisesi ve tek bir plaj işletmesi var. Merkezden deniz taksi ile kolayca 5 daikakda ulaşılabiliyor.. Ama biz merkezde değil, Mandraki Koyu’ndayız. Hemen koyun tek restoranından yardım istiyoruz ve bize deniz taksi çağırıyor. Kostas teknesi ile 5 dakikada gelip bizi adacığa taşıyor.. Bizi tam 16:00’da plajdan alıp merkeze bırakması için sözleşiyoruz ve “aman sakın bizi unutma” diye de tembihliyoruz. “Benim adım Kostas!. Tam 4’te buradayım!” diyor bize.. Şimdi plajda yaklaşık iki saatimiz var. Şezlong kiralamak yerine kendimizi önce denize atıyoruz ve buradaki vaktimizin çoğunu da bu inanılmaz güzel suyun içinde geçiriyoruz..  Sudan çıkınca tesiste oturup birer yunan birası içiyoruz denizin muhteşem rengine karşı.. Bu tesisi bir Türk kızı işletiyormuş.. Eğer o tatlı lokantayı bulamasak burada da birşeyler atıştırabilirmişiz..

Adaya gelenlerin pek çoğu bu plajın yanısıra bir de Mavi Mağara’yı ziyaret ediyor. Adanın arka tarafında yine deniz taksiler ile gidilebilen ve içindeki maviliğin büyülediği söylenen mağara bizim bugünkü planımızda yok.. Biz şimdiye kadar bulduklarımızla oldukça mutluyuz, koşturmaya, herşeyi bir günde görmeye çalışmaya hiç niyetimiz yok..  Mağara bir sonraki sefere kalsın.. hem belli mi olur, gelir kalırız belki birkaç gün buralarda!..

Hızlı Kaptan Kostas sözünde durup tam vaktinde bizi adadan alıp jet hızıyla merkeze bırakıyor..(Bu servisin bedeli gidiş dönüş kişibaşı 5€.)  Son 15-20 dakikamızı da merkezde seramikler, keten giysiler ve güzel şapkalar satan iki tatlı dükkanda geçiriyoruz.. Ama bir şey almıyorum.. Bu adadan yüzdüğümüz plajdan iki taş, sokakta başımıza dökülen pembe çiçekler ve güzel anılardan başka bir şeyle dönmüyoruz geriye.. Tam da onun ruhuna yakıştığı gibi.. Yetiyor…

Tekne Kaş’a doğru hareket ediyor.. aynı evler tek tek selam vererek önümden akıyor.. Zihnimde Mediterraneo filminin müziği başlıyor.. Açılış cümlesini hatırlıyorum:

“Böyle zamanlarda hayatta kalmanın tek yolu kaçmak ve hayal kurmaya devam etmektir. – Henry Laborit

Bu tatlı adaya  yeniden kaçmanın hayaline daha limandan çıkmadan dalıyorum..

Ve şimdi sizi Meis’e gittiğinizde lazım olacak ipuçları ile başbaşa bırakıyorum..

Meis hakkında..

  • Türkçe adı Meis ama Yunanca Kastellorizo ya da  resmi adı ile Megisti olarak geçiyor. Fransızcası CastelRoux, İtalyancası Castelrosso. Türkçe’ye buradan hareketle çevirince de Kızılhisar Adası oluyor.. Minicik bir ada için ne çok isim!.
  • Tarih boyunca Roma, Bizans St. Jean Şovalyeleri, Mısır, Osmanlı, Venedik, Fransız, İtalyan ve İngiliz egemenliğinde kalmış ve son olarak Yunanlılara bırakılmış.. Üzerinde Osmanlı’dan kalma minicik bir cami de var.. Cami şu an sanat müzesi olarak hizmette..
  • Nüfusu 2. Dünya Savaşı ile azalmış ve günümüzde sadece 400 kişi yaşıyor.. Yönetim olarak Rodos’a bağlı. Kaş’a sadece 2 mil uzaklıkta.
  • Bu kadar az nüfusa rağmen adaya düzenli feribot seferleri ve  Rodos üzerinden  uçak seferleri var!.
  • Ada genelinde başlıca görülecek yerler: Liman Bölgesi, Agios Georgios Kilisesi, Nikolas Stamatiou Okulu, Osmanlı Camii(müze), St. Jean Kalesi, hamam, Harafia Bölgesi’ndeki Rum Ortodoks Kilisesi, Santrapeia Okulu, Mandraki Limanı, Paleokastra Kalesi, Mavi Mağara ve Agios Georgios Adası..
  • Adada oldukça sakin bir hava hakim.. Havalı beach club, gece kulübü, alışveriş çılgınlığı gibi şeyler yok.. Ancak akşam saatlerinde limandaki lokantalar dolmaya başlayınca birkaç saatliğine adaya özgü keyifli, müzikli bir eğlence ortamı oluşuyormuş..
  • Ada bütçesi: Bir bardak frappe 3,5€. Bizimki gibi bir öğle yemeği 30 ,5 € tutuyor.. Plaja deniz taksi gidiş dönüş 5€. Mavi mağara olursa 15€..  Plajda şezlong 4, bira 3,5€.  Restoranlarda greek salata 6, bir porsiyon kalamar 15€ civarında..
  • Seyahat öncesi motivasyon için Gabriele Salvatores’in yönetmenliğinde en iyi yabancı film oscar ödülü sahibi Mediterraneo(1991) filmi ve filmin Giancarlo Bigazzi & Marco Falagiani imzalı müzikleri.. ya da gezicigunluk/igtv Meis videosu!..

Meis Adası’na nasıl gidilir?

Meis Türkiye’ye en yakın Yunan Adası. Öyle ki, Kaş’tan adaya tekne seferleri ile yaklaşık yarım saatte kolayca geçilebiliyor.. Yalnız elbette Yunanistan Schengen üyesi bir ülke olduğu için bu kadar yakın da olsa, komşu da olsa adaya gelebilmek için mutlaka Schengen vizeniz olması gerekiyor.. (Yeşil pasaportu olanlar diğer Schengen ülkelerinde olduğu gibi vize ihtiyacı olmaksızın yeşil pasaport ile giriş yapabiliyor.. Eğer hazırda Schengen vizeniz veya yeşil pasaportunuz yoksa bu adaya kapı vizesi ile de girebiliyorsunuz ama bunun için gerekli evraklar  yanınızda olmalı.. ) Kapı vizesi çok kısa süreli olduğu için Euro’nun oldukça yüksek seyrettiği şu dönemde sırf Meis’i ziyaret etmek için kapı vizesi almaya değer mi ondan emin değilim ancak eğer  vizeniz zaten varsa ve Kaş tatilinizde harcayabilecek fazladan bir gününüz varsa mutlaka Meis Adası’nı görmelisiniz!.

Kaş’tan Meis Adası’na geçiş ücreti 2018 itibarı ile 25€ + 15 TL. yurtdışı çıkış fonu.. Bu ücret tüm acentelerde fiks. Kaş merkezde gezerken acentelere uğrayıp bilgi alabilir ya da kaldığınız  otelden bu konuda yardım alabilirsiniz.Bizim otelimizde ek ücret talep etmeden böyle bir hizmet vardı; biz de onlardan yardım aldık.. Bir gün önceden pasaportlarımızı verdik (vizemiz vardı; sadece işlemler için acenteler pasaportu önceden alıyorlar) Sabah anlaşmalı oldukları LateBreaks bizi 09:30’da otelden aldı ve limana götürdü. Meis Express ile adaya geçtik. Dönüşte de bizi yine otelimize bıraktılar..

Genellikle adaya seferler 10:00 ya da 10:30’da başlıyor ve dönüş 16:00 ya da 16:30’da oluyor.. Ancak yaz için akşam saatlerini adada geçirmenizi sağlayacak geç dönüşlü bir alternatif de var; bunu da araştırabilirsiniz.. Ayrıca ada gezisini bir tur şeklinde organize eden; adada tekne ile mağara ve plaj gezisinin ve öğle yemeğinin dahil olduğıu bir alternatif de varmış ama ben bu fikre şahsen çok uzak olduğum için çok ilgimi çekmedi.. Siz bu şekilde gezmekle ilgilenirseniz detayları ayrıca araştırmanız gerekiyor..

Adaya giderken ve dönerken gümrükten geçiş işlemleri biraz vakit alıyor; dönerken daha kısa ama giderken dikkatle incelendiği için kendinizi biraz beklemeye hazırlayın.. Kaş’tan geçerken pasaport polisi tekneye binmeden adınızı okuyup çıkış mühürü vurulmuş pasaportunuzu veriyor ve tekneye geçiyorsunuz.. Karşı kıyıya iner inmez bu kez onların polisi pasaportunuzu dikkatte inceleyip giriş mühürü basıyor.. (Benim pasaportumda birazcık-!- fazla giriş çıkış olduğu için o kadar uzun inceleyip her sayfasında yüzüme tekrar tekrar baktı görevli!.. Ama sonunda giriş mührünü elbette bastı!)  Dönüşte Kaş’a gelip pasaportunuzu tekrar geri almanız 17:30-18:00’i buluyor.. Eğer bu gezi tatilinizin son gününe denk geliyorsa gittisi, gelsidi, beklemesi ile planınızı 09:30-18:00 arası bir gezi olarak düşünerek yapın ki zamanlamaya dair aksilikler yaşanmasın..

Adada serbest olarak geçirebileceğiniz yaklaşık 4,5-5 saat oluyor.. Yeterli mi? Eğer Meis’i çok sevdiyseniz asla değil ama  biraz yürümek, biraz yüzmek, güzel birşeyler yemek; tatlı bir ada ile tanışmak ve güzel bir gün geçirmek için gayet yeterli..

Meis Adası Konaklama

Biz bu kez kalmadık ama yine gelirsek diye alıcı gözle bakınca ilk dikkatimi çeken oteller; Megisti Hotel, Mediterraneo Hotel, Poseidon Hotel ve Alexandra Hotel. İçlerinde en manzaralı ve en keyiflisi Megisti. Ayrıca kiralık ev ve pansiyonlar da bulmak mümkün..

#gezicigunlukmeis              @gezicigunluk/instagram

Giden herkesin aynı tadı alıp adayı benim kadar sevmesi dileği ile!..

  • Meis için hazırım; bir de Kaş Notları’nı okuyayım derseniz….  KAŞ GEZİ NOTLARI

One thought on “KENDİNİ BİR GÜNDE SEVDİREN MİNİK YUNANLI: MEİS GEZİ NOTLARI

  1. Pingback: KAŞ KALKAN HAFTA SONU KAÇAMAĞINDAN NOTLAR | Gezici Günlük

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir