KAR KÜRESİ KARS GEZİ NOTLARI

By | 18 Şubat 2017

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Merhaba Kars. Merhaba Karlar Ülkesi. Merhaba -adeta- kar küresi..

İstanbul’dan bakınca uzak, soğuk ve karlısın.. Hatta çok uzaksın.. Öyle ya, kaç yıldır isteyip de bir türlü kavuşamamalar bundan olmalı… ama işte bak, sonunda oldu!. Kavuştuk, tanıştık, sokaklarında yürüdük, bize kendini açtın; seni asıl şimdi anladık..

Kars’a geliş

Son dönemde Kars’a ulaşmanın en popüler ve masalsı yolu Doğu Ekspresi treni. Talep o kadar fazla ki, artık trenlere vagon ekliyorlarmış hatta!. Ama Kars’a bu tren ile gelmek ekstradan en az 24 saat demek. Tren yolculuğu çok uzun sürdüğü ve bizim şu dönem sadece ayırabilecek 48 saatimiz olduğu için bu macerayı bir sonraki sefere erteleyerek uçağı tercih ettik. Aslında Kars’a uçak ile gelmek de pek ekonomik bir seçenek değil; biletler biraz pahalı oluyor ama birikmiş uçuş millerimiz olunca sadece küçük bir vergi ödeyerek biletleri neredeyse bedavaya getirdik. Uçak yolculuğu yaklaşık 2 saat sürüyor ve tren kadar olmasa da yine de keyifli. Çünkü yol boyu masal gibi karlı dağ manzaraları eşlik ediyor size. 

Gayet modern Kars Harakani havalimanına inince şehre varmanın en hızlı yolu taksi. Yaklaşık 7 km. uzaktaki şehir merkezine 35 TL. civarında bir ücret alıyorlar. Biz merkeze giderken taksi; dönerken de otelin 25 TL.lik aracını kullandık.

Şehir içinde de müze haricinde herşey 2 km.lik bir alan içinde olunca biz daha çok üşüyerek de olsa yürümeyi tercih ettik; taksiye sadece müze dönüşü ihtiyacımız oldu.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Şehirle ilgili en çok izlenimi de bu serbet ve bol üşümeli, hafiften “kaydıraklı” yürüyüşlerde elde ettik tabi. Zarif ama bakımsız tarihi yapıların önünden geçtik, koyu renk giyinmiş amcaların peşi sıra sakin sakin yürüdük, kahvehane pencerelerinden içeriyi gözetledik, olmadık objelerden sarkan koca buz sarkıtlarına korku ve şaşkınlıkla baktık..

kars_seyahat_rehberi_gezilecek_yerler_gezi_notlari

İlk birkaç saat şaşkın, ne yapacağını bilemez haldeydik ama akşamüstü yağmaya başlayan lapa lapa kar Kars’ı kar küresine dönüştürünce kar ışıltısında yemek yiyeceğimiz lokantaya doğru yürüyüşe, şehre dair ilk hakiki hissler eşlik etti:

Kars dingin..Kars mahçup.. Kars sanki bir Nuri Bilge Ceylan filmi

kars_gezi_notlari_seyahat_rehberi

Kars’ta Konaklama

Kars’a gelmeden önce hayalim hep tarihi Rus yapılarından birinde olma şansı verecek bir otelde kalmaktı. Ancak çok yoğun bir dönemde denk gelen ziyaretimiz için epey zaman önce bakmama rağmen o seçeneklerde oda bulamadım. Buna başta biraz canım sıkıldı ama şimdiki fikrime göre her şeyde bir hayır var; bizim konaklamamız da hiç  fena değildi.

Booking.com’dan o tarihlerde yeri olan ve konuk değerlendirme puanı en yüksek olan tesisi seçtim. Kars Konak Hotel. Tam merkezde, cadde üzerinde, bildiğiniz standart bir uygun fiyatlı şehir oteli. Hayal ettiğim tesislerin yarı fiyatına burada iki gecelik bir oda ayırttım; pek güvenemeyip bir de telefonla yeri teyit ettim ama oraya gidince boşuna endişe ettiğimi anladım. Eğer sadece havlusu çarşafı temiz, güvenli bir kalacak yer sizin için yeterliyse bu oteli tavsiye ederim. Ben kale manzaralı taraftan oda istemiştim ama o tarafın odalarının camları küçük ve odalar daha darmış; sağolsunlar hemen ön taraftan daha ferah bir oda ile değiştirdiler. Otele her giriş çıkışta bir şey içer misiniz diye sorup kahvaltıda bunu da yiyin diye yumurta tavası ile etrafımızda döndüler!. En önemlisi de Kars’ta hep odaların soğuk olduğundan şikayet edildiğini okumuştum ama bizim otelimiz, odamız ve suyumuz gayet sıcaktı.

Yok ben daha konforlu bir otel isterim diyorsanız Kars Kale Otel; illa ki Rus mimarisi otel isterim derseniz Cheltikov ve Kar’s Otel aradığınız alternatifler olabilir.

kars_gezi_notlari_cheltikov_hotel1874’te Cheltikov ailesine konak olarak inşa edilen bu görkemli yapı, daha sonra Opera binası olarak da kullanılmış. Şimdi ise otel olarak hizmet veriyor..

Kars Şehir Turu

Kars’ın şehir merkezinde görülmesi gereken pek çok tarihi yapı var.  Aslında biz son gün yaptık ama eğer zaman olarak mümkünse ben önceliğin Kars Müzesi’ne verilmesini daha doğru buluyorum. Kars Arkeoloji Müzesi belki sizi görsel olarak çok ihtişamlı karşılamayacak ama içeride görecekleriniz bölgeyi gezerken her şeyi daha iyi kavramak adına çok faydalı olacak. Ayrıca çıkarken müze görevlisinden bir Kars Turistik Haritası isterseniz bu da size epey kolaylık sağlayabilir. Giriş ücretsiz.

kars_valiliği_kars_turizm_haritasi

– Kars Kalesi ve çevresi şehrin en büyüleyici noktası.. Tam buralara vardığımızda nadiren yağan kristal kar başladı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yağan kar ve etkileyici görüntü karşısında akla hemen Orhan Pamuk’un Kar kitabı satırları geliyor: “Sanki burası herkesin unuttuğu bir yerdi ve kar sessizce dünyanın sonuna yağıyordu.”

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

– Tarihi Taş Köprü ve çevresindeki hamamlar.. Mazlumoğlıu Hamamı, Muradiye Hamamı ve Topçuoğlu Hamamı.  Hamamlar belki özel izinle gezilebiliyordur ya da tur grupları için olabilir ancak biz sadece dışlarından bakmakla yetinebiliyoruz; Cuma öğleden sonra hepsinin girişleri kapalı.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

– Kümbet Cami ( eski adı ile 12 Havariler Kilisesi) ve hemen yanında Harakani Camii ve Türbesi yine taş köprü çevresindeki en görülesi tarihi yapılardan.. Ayaklarınız üşüse de içine girmeyi ihmal etmeyin..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

– Fethiye Cami (özellikle sabah saatlerinde gökyüzünün nefis tonları ile bizi her önünden geçişte çok etkiledi.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

kars_gezi_notlari_fethiye_camii3

Ancak dışındaki zarafet ne yazık ki içinde devam etmiyor. Kötü bir restorasyon, gözü tırmalayan döner demir merdiven.. aaah ahhh demeden olmuyor işte..

– Gazi Ahmet Muhtarpaşa Konağı (Şimdilerde Güzel Sanatlar Galerisi olarak sergilere ev sahipliği yapıyor..

Bunlar dışında Namık Kemal’in evi ve 1877-78 savaşı sonrası 40 yıl süren Rus hakimiyeti döneminin nefis binaları. Pekçoğu resmi kurumlar tarafından kullanılıyor günümüzde. Eğer o bahsettiğim haritadan edinebilirseniz, harita üzerinden tek tek tespit edebileceğiniz gibi, rastgele yürürken de pekçoğu zaten karşınıza çıkacaktır.

Eğer siz de sadece 2 günlüğüne Kars’a gidiyorsanız; bir tam günü Ani ve Çıldır’a ayırıp kalan zamanlarda şehir içindeki görülecek yerleri rahatlıkla gezebilirsiniz.

kars_gezi_notlari_gorulecek_yerler

Kars’tan Ani Harabeleri’ne..

Ani Harabeleri bu seyahatin olmazsa olmazı. Hep duyduğumuz, fotoğraflarına aşina olduğumuz Ani, içinde olunca çok başka, çok büyülü bir yer.. Aslında yaz aylarında gelmek tabi ki daha kolay ve içinde rahatlıkla gezmek, tüm tarihi kalıntılara daha çok yaklaşmak mümkün ama kar altındaki görüntüsü de bir başka.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Kış aylarında Ani Harabelerini 08:00-17:00 saatleri arasında ziyaret edebiliyorsunuz ve giriş ücreti 8 TL.  Çok büyük bir yüzölçümüne yayılmış farklı dönemlere ait 21 tarihi kalıntı var. Kimileri çok hasar görmüş kimileri hala çok heybetli. Ama asıl yeraltı şehirlerinde henüz gün yüzüne çıkmamış çok sayıda yapı olduğu biliniyor.

Ani Katedrali / Fethiye Camii  Kral Simbat tarafından yaptırılmış ve 1010 yılında yapımı tamamlanmış.. Selçuklular döneminde camiye dönüştürülmüş..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Abughamrents Kilisesi / Poladoğlu Kilisesi Prens Pahlavuni tarafından 980 yılında yaptılmış. Kentin en fotografik sembol yapılarından biri.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Diğer önemli yapılar; Amenaprigiç Kilisesi (1035’te yapılmış ancak 1957’de düşen yıldırım ile yarısı çökmüş), İpekyolu Köprüsü, Bakireler Manastırı, Selçuklu Kervansarayı, Minuchir Cami…

2016 yılında Ani Harabeleri UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine ekledi; beklentimiz gereken ilgi ve iyileştirmeyi görüp gelecek yıllara daha iyi şartlarda ulaşabilmesi.. Şu anda ne yazık ki ören yerine ait bir tuvalet dahi yok.. İçeride 30 dakikalık kısa tur ile ilk girişteki eserleri görmek ya da 2 saatlik uzun tur ile daha fazla eseri görmek mümkün.. Ancak eksilerde seyreden hava sıcaklığında tamamını gezmek pek kolay değil. (biz başaramadık mesela!) Sert hava koşullarını dikkate alarak çok sağlam giyinmelisiniz Ani’ye gelirken…

Ani Ören yeri Kars şehir merkezine 48 km. uzaklıkta.. Eğer Kars’a tur ile gitmiyorsanız Ani’yi görebilmek için bir kaç farklı alternatifiniz var. Araç kiralayabilirsiniz ki, bu bizim bilmediğimiz iklim şartları ve bilmediğimiz bir bölgede tercih etmediğimiz bir seçenekti. Kaldığınız otel ile görüşüp bölgesel tur şirketlerinden bir tur ayarlayabilirsiniz. Bunun yaklaşık kişibaşı 150 TL. olduğunu duymuştum. Tur sizi otelinizden alıp Ani ve Çıldır’ı gezdirip tekrar otelinize bırakıyormuş. Biz ise yine bu şekilde tur yapan bir şirketten kişiye özel bağımsız bir tur aldık. Yani o gün biz Ani ve Çıldır’a götürmek için bağımsız şoförlü bir araç tahsis ettiler diyebiliriz daha iyi anlatabilmek adına.. Biz iki kişi olduğumuz için bu aslında pahalı bir seçenek ama zamanı en iyi kullanabildiğimiz ve en konforlu seçenek aynı zamanda. Otelden yaptığımız tasarrufu bu tur için harcayarak hem çok kişiye özel bir gezinti yaptık hem yolu çok konforlu katettik hem de tüm ziyaret noktalarına tur gruplarından erken varıp daha sakin ve büyülü bir deneyim yaşama şansımız oldu. Dört kişi iseniz bence en ideal yöntem bu. Benzer şekilde gezmek isteyenler için Kop Kop Turizm  / Tamer Kop Tel: 0543 359 15 14

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Ani Harabeleri’ne gitmenin bir de ekonomik alternatifi var; İl Özel İdaresi tarafından hergün düzenen turlar.. Hergün Gazi Ahmet Muhtarpaşa Konağı önünden kalkıyor ve bir sabah bir de öğlen, günde iki tur yapıyor. Yetişkin 14 Tl. öğrenci 10 TL. / Bilgi için: 0474 212 88 81 –  212 21 79 – 212 14 18

Kars’tan Çıldır Gölü’ne..

Çıldır Gölü ise bambaşka bir kış masalı!.  Ani’den sonra yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculukla Çıldır’a vardık. Yol boyu bembeyaz dağlar, bembeyaz düzlüklerden, masal gibi fotoğraf karelerinin içinden geçiyorsunuz. Bu beyazlık insanı adeta sarhoş ediyor… Ve bir de tilkiler.. o kadar çok tilki gördük ki!..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Gölün başladığı noktadan itibaren yol daha da zevkli. Sol tarafınızda düz bir beyazlık görülüyor, şoför burası göl diyor; bakıp bakıp benzetemiyorsunuz. Nasıl olur? Nasıl böyle tamamen donar? 2000 metre rakımda olduğunuzu algılayamıyorsunuz bile..  Göl üzerine sıra halinde açılmış köstebek gibi oyukları görünce onların gölden balık avlamak için açılmış buz oyukları olduğunu anlıyorsunuz.. Sonra ara ara gözünüz o oyukların etrafında balıkçıları da seçiyor..

Gölün kıyısında iki tesis var; biri başlangıç noktasına yakın ve pek tercih edilmeyen; diğeri de Çıldır Gölü denince akla gelen tüm etkinliklerin olduğu yerdeki Atalay’ın Yeri.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Tesisin tam önünde Çıldır’ın o meşhur atlı kızakları var. Gölün ortasına doğru kızak ile kısacık bir turun bedeli  kişibaşı 15 TL. Kızaklar 2 kişilk ve bu kısacık tur inanılmaz keyifli..

kars_notlari_cildir_golu_atli_kizak_geziaiAtların hepsi ponponlarla, püsküllerle rengarenk süslenmiş. Turistleri gezdirmedikleri zamanda üzerlerini örtüyorlar. Tur sırasında da sizin bacaklarınızı örtüyorlar üşümeyin diye :)  Havanın ne kadar soğuk olduğunu hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum.  Genellikle tur grupları buz üzerine çay keyfi, balıkçıları izleme gibi hoşluklar ekliyor programlarına; biz de orada karşılaştığımız turlar sayesinde şahit olduk..

kars_cildir_golu_gezisi_alti_kizak_turu

Kızaklardan en meşhuru sanırım “Tekin Abi”nin.. çünkü gezinti sırasında söylediği şarkılar herkesin dilinde!. Biz en meşhuru, en süslü atı bir yana bırakıp en konforlu kızağı seçtik.. Atlarımızın isimleri Şahin ve Bulut’tu ve çok tatlılardı :)

Yemek için Atalay’ın Yeri’nde soba kenarında oturup sarı balık, turşu, salata, helvadan oluşan bir öğle yemeği yiyebilirsiniz. İşletmede şarap bira ve rakı da var ve rakı bir Çıldır raconu olarak buz ile değil “kar” ile içiliyor :)

kars_notlari_atalayin_yeri_cildir_goluBurası tek tesis olduğu için oldukça yoğun. Bir odayı tamamen tur grupları için hazırlıyorlar; diğerinde de bireysel masalar oluyor ama yer bulmak için biraz beklemek gerekebilir. Biz ve şoförümüz ayrı ayrı rezervasyon yaptırdığımız halde nedeyse açıkta kalacaktık ki dediğim gibi diğerlerinden erken varmış olmanın etkisi ile tam soba yanında bir masa bulabildik. Eğer kalabalıksanız özellikle gitmeden aramanızı tavsiye ederim ama.. / Atalay’ın Yeri Tel. 0535 211 03 48

kars_notlari_atalayin_yeri_cildir_gezisi

Açık söylemem gerekirse Çıldır Gölü’nün ilk vardığımızdaki daha sakin halini çok sevdim; yemeğimizi bitirip tekrar gölün üzerine çıktığımızda gelen otobüs ve minibüslerden göle dökülen kalabalıkla panayır yerine dönüşmüştü adeta.. Hayalim hep gün batımına dek burada kalmaktı; gökyüzü renk değiştirirken harika fotograflar çıkar diye düşünmüştüm ama bu kalabalık haline dört-beş saat daha dayanılabilir miydi? Sanmıyorum..

Boğatepe Köyü

Madem ki Ani ve Çıldır’ı gezmeyi erken tamamladık kalan vaktimizde acaba Boğatepe’yi de görebilir miydik?  Bana gelen tavsiyelerde mutlaka git göre denen köy rakım olarak daha da yüksekte olunca ulaşması zor olur, ulaşana kadar hava kararır diyerek bir dahaki sefere bırakmıştık ama şansımız bize güldü ve Çıldır dönüşü köye gittik.

kars_gezi_notlari_bogatepe_koyu_nasil_gidilir

Boğatepe Köyü’nün en büyük numarası bence peynir müzesi. Şoförümüz yoldan birkaç telefon görüşmesi yaparak bizi müzede karşılamaları için hazırlık yaptı ve Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği Eş başkanı Zümran Hanım bizi köpekleri Zeytin ve Tarçın ile birlikte karşılayarak müzeye götürdü. Burada hem peynir hem de bu  köyün önemine dair pek çok şey dinledik.

Bu büyük ayıbımı itiraf ediyorum ki; Zümran Hanım bizi ilk karşıladığında nezaketen bir ilgi ile kendisi ile selamlaştım ama müzeye girene kadar anlattıklarına karşı çok da ilgili değildim. İçeri girdikten sonra burada köyün kadınlarına katkısı olsun diye bir dernek kurduklarını; kadınların eşlerinin önünde ya da arkasında değil, “yanında” yer alması için çabaladıklarını; köylerinin çevresinde yetişen kıymetli otlarla bu kadınlar için çabaladıklarını anlatmaya başlayınca bakışım, ilgim değişti.. O anlattı.. ben karşısında büyülendim, o devleşti, ben küçüldüm..

Sizi bilgiyle daraltmadan kısaca paylaşayım neler öğrendiğimi..

Çevrede yetişen onlarca faydalı, hatta tedavide kullanılabilecek nitelikle zengin bitkiler var; bir kısmı endemik..

Bu bitkiler özenle toplanıp çeşitli yaplar kremler elde edilip buradan satılıyor.. tamamı organik ve gerekli analizleri, çalışmaları yapılmış..

Peynir için en önemli şey bölgenin bitki örtüsü. Buradaki hayvanlar hangi otu yerse sütlerinde bunun etkisi görülüyor çünkü..

Boğatepe civarında da hayvanlar buralarda yetişen bu yüksek değerli bitkileri yiyor ve elde edilen sütten meşhur Kars Kaşarı ve Kars Gravyeri yapılıyor.

Sadece bu iki peynir değil, burada yaptıkları çalışmalarla kaybolmuş peynirleri de tekrar yapmaya başlamışlar..

Tüm peynirler katkısız ve organik. Köyde irili ufaklı, aynı değerler ile üretim yapan pek çok mandıra var. (tekrar yazın gidebilirsem onları da tek tek gezmek isterim)

Taze kaşar yapılır yapılmaz yenmeye hazır oluyor. Eski kaşar ise 2 yıl dinlendiriliyor..

Gravyer ise çok zor ve özel bir peynir. Çok farklı aşamalardan geçip şirden mayası yapılıyor.  Dünyada sadece belli başlı birkaç yerde yapılabiliyor; birisi de Kars..

Gravyer asla bir kahvaltı peyniri değil.. şarap peyniri de değil.. Yemeklerin üzerine tüketildiğinde hazmı kolaylaştıran, sindirim problemlerini çözen bir sağlık deposu.. (uydurmuyorum, anlattılar :)

kars_notlari_peynir_muzesi_bogatepe

Kaşar peynirlerin üzerine yapan mandıranın isminin çıkaran kalıplar da müzede pek çok örnekle yer bulmuş..

Aslında peynirin tarihçesi ve burada nasıl yapılmaya başladığına dair Kafkasya’dan Atatürk’e kadar uzanan harika bir hikaye dinledim ama  Zümran Hanım, “köyümüz kadınları Fransızca dersi de aldı; çünkü her yıl buraya Fransızlar geliyor” dedikten galiba şaşkınlıktan koptum gittim, başka da birşeyin önemi kalmadı!

Ne güzel bir yere gelmişiz biz böyle!. İyi ki gelmişiz!.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Peynirlerin tadına baktıktan sonra birkaç bitkinin yağı, eski kaşar ve Gravyer aldık; Zümran Hanım’a değerli bilgileri ve vakit ayırdığı için teşekkür ederek tekrar görüşebilme temennisi ile ayrıldık..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Kars’ta yeme içme

Ne kadar zengin ve renkli topraklarda yaşıyoruz hiç düşündünüz mü? Tüm Anadolu’da ne kadar farklı yemek kültürü, ne büyük çeşitlilik var?. Kars’a gelince Rus döneminin etkisi ve Kafkasya bağlantısı, geçmişte yaşayan farklı kültürlerin etkisi birleşince ortaya çok zengin bir mutfak çıkmış.

Evelik çorbası, ayran aşı, kesme aşı, kıymalı Rus böreği Priyoş, soğan kavurmalı mantı Hangel, kavurmalar,  pilavlar ve safranlı nohutlu Piti… bunlar bir çırpıda aklıma gelenler ama 2 gün herşeyi tatmaya yetmiyor bile!

Tüm bunların üzerine bir de meşhur Kars Kazı efsanesi var. Buralara gelince mutlaka tatmak lazımmış. Kars Kazı, normal kazdan daha küçük, bölgenin iklimine uygun ve daha az yağlı imiş.. Serbest dolaşıp kendi bulduğu otu yermiş.. Ben eskiden hep kazı kesip kar altında saklama diye bir şey duyardım ama burada onun da başka bir efsane olduğunu öğrendik.. Asıl olay şu: Kaz ilk karı yediğinde lezzetlenirmiş. İlk kardan sonra kesilip salamura halde kurutulurmuş. Yeneceği zaman da önce haşlanır, tuzu çıkarılır, suyuna bulgur pilavı yapılır sonra da tandır yapılırmış.. Ha bir de bizim gibi acemiler ördekten ayırt edemezmiş; bazı yerlerde kaz yediğini sanıp ördek yemek de  muhtemelmiş :) Bunları  dinlerken kaz değil “gaz” denmesi; kaz yetiştiren değil, “gaz saklayan gadınlar” denmesi en çok sevdiğim detaylar..

Bir turist olarak Kars merkezde karşınıza çıkacak birkaç belirgin adres var. Biz de bunlara uğrayıp öne çıkan lezzetlerini denemeye çalıştık.

–  Kamer Mutfağı / Şehirdeki ilk öğle yemeğimizi  burada yedik. Evelik otundan yapılan çorba, Hangel ve Priyoş denedik; çorbayı ve Priyoş’u baya sevdik.

kars_gezi_notlari_karsta_ne_yemeli

– Kars Kaz Evi / Burayı birkaç yıl önce Kars ile ilgili  bir programda izleyip sahibi hanımefendiyi dinlemiştim. Kaz eti, miasfir olana ağır gelebilir, biz onların yiyebileceği gibi yapıyoruz demişti; ben de kafama yazmıştım.  Yukarıda kazı iştahla anlattığıma bakmayın; ben hayatının bir döneminde hiç et yememiş biri olarak böyle kazdır, ördektir, tavşandır duyunca içim burkulur, yiyemem.. Ama gezginiz ve illa ki tadacağız ya işte burada yaptıkları bulgur pilavı üzerine didiklernmiş kaz eti bana daha uygun diye düşünmüştüm hep.. Bir akşamı yemeğini buraya ayırdık ve soba kenarında gürcü şarabı eşliğinde yemeklerini tattık.

kars_gezi_notlari_kars_kaz_evi_yeme_icme_notlari

– Hanımeli Ev Yemekleri Yöresel Mutfak / Piti yemek üzere not aldığımız Kristal Lokantası’nda zamanlamayı tutturamayınca Hanımeli’ni deneme seansımızda Piti’ye bari burada şans verelim dedik. İyi ki de öyle olmuş!. Piti, safran, nohut ve incik ile yapılan özel bir yemek. Pişirildikten somnra tek tek emaye fincanlar ya da tıoprak kaplara alınıp bir kez de bu şekilde fırına veriliyor. Servis ederken de bir tabağa doğranan lavaşlar üzerine dökülerek yeniyor. Hep çok ağır diye duymuştum ama Hanımeli’nde öyle güzel yapmışlardı ki, bayıldım. Mutlaka burada denemelisiniz.. Sohbet sırasında kaz tandırın da burada evlerde yapılan geleneksel haline en uygun şekilde yapıldığını öğrendim. Bir daha kaz yer miyim bilmiyorum ama yersem onu da burada yerim. Yine çorbalar ve diğer yemekler de çok başarılı.. Seyahat boyunca yediğimiz tüm un helvaları gibi buradaki de nefis!. Bir de ev yoğurdunu unutamıyorum!.

Bu işletmeden çok bahsettim farkındayım ama hep evini geçindirmek için uğraşan ev  kadınlarını istihdam etmesi ve yemeklerin ev tadında olması beni baya etkiledi. Gelecek ziyaretimde restoran sıralamasında birinci tercihim olacak.

kars_gezi_notlari_yeme_icme_piti_yemeği

-Ocakbaşı Restoran / Bir akşam da kebap yiyelim diyerek gittiğimiz Ocakbaşı’nda  kendi icatları Ejder Kebabını denedik..

kars_yeme_icme_notlari_ejder_kebabi

Bunun dışında;

Görkemli bir Rus binasında hizmet veren Kılıçoğlu pastanesinde Türk kahvesi içtik her fırsatta. Kapıdaki çirkin ışıklı tabelasınıa talkılmadık; binasını sevdik, pencere önünde oturup dışarıda yağan karı izlemesini sevdik; kahvenin yanında elma suyu içmeyi sevdik; kahve içecek kafamıza göre bir yer olmasını sevdik galiba :)

kars_gezi_notlari_kılıcoglu_coffeewithgezicigunluk

Bir akşam da Şehir Kulübü Cafe Jezvee’ye gittik kahve ve Gürcü şarabı içmeye..

Kars’ta genel olarak tek bir kötü durum var. Mekanların çoğunda sigara içiliyor,  ortalık biraz dumanaltı.. Onun için biz nerede sigarasız bir ortam bulsak bize göre en iyisi oydu.. Pek hareketli denen gece hayatı hakkında bir fikrimiz yok.. Yemekten sonra birer kahve, birer kadeh şarap.. sonra hep odamıza çekildik..Oda penceresinden usul usul yağan karı seyretmek hep şiir gibi geldi.

Kars’ta alışveriş

İşte en sevdiğim bölümlerden biri. Bir sürü meşhur şeyi olan bir şehirde elbette biraz gurme alışverişi yapılacak!.

kars_gravyeri_kars_kasari_kars_bali

Halit Paşa Caddesi üzerinde sıra sıra peynir mandıra/dükkanları, balcılar var. Gitmeden önce defterime Ariş Ticaret ve Büyük Zavotlar’ı not almıştım. Ancak Boğatepe Köyü’ne gitme şansımız olunca peynir alışverişimizin büyük kısmını oradan yapmış olduk. Yine de birkaç dükkan gezip peynir tattık; not aldığım yerlerden biraz daha peynir almadan duramadık.

Kimyonlu kaşar, kekikli kaşar..

Karakovan Balı..

Kağızman’ın cevizli sucuğu meşhurmuş; birazcık da ondan..

Ve bir de Kavılca Bulguru.. Bunu da not almıştım; aynı cadde üzerindeki dükkanlarda satıyorlar. Alırken bilmiyordum ama İstanbul’a dönünce Caffe Nero’da bir kraker dikkatimi çekti; üzerinde Kavılca unundan yazıyordu.. Bir araştırdım ki, bu Kavılca bulguru glutensizmiş.

Bir taş köprünün yakınında bir de bizim pastanenin aşağısında hediyelik eşya dükkanı var. Kars Bazaar Yöresel hediyelik. Ama ben ne magnetleri ne de diğer hediyelikleri beğenemedim bir türlü.. Bir bal kaşığı almakla yetindim ve Kars’tan alınacak en güzel şeyin peynir olduğuna kesin kanaat getirdim.

Sanırım aldığım peynirler bittikten sonra da yine Kars’tan peynir ve bal getirteceğim. Dükkanların çoğu kargo ile gönderiyor. Telefonla sipariş ya da ya da direkt online satış var.  Daha ben oradayken telefonları çok sorulmuştu; buyrunuz:

Büyük Zavotlar: 0474 212 15 55 / www.buyukzavotlar.com

Ariş Ticaret: 0474 223 13 13

Notlar..

Size ufak tefek şekler satmaya gelen Kars çocuklarını geri çevşrmeyin, minik alışverişler yapın..

İmkan varsa onlara şeker çikolata ikram etmek ya da başkarına sıcak bir bere geçirmek nasıl değerli bilemezsiniz..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Aşırı derecede sıkı giyinin. Yün ya da termal içlik (bence termal daha iyi) polar sweatshitler, kalın yün kazaklar,rüzgar geçirmeyen mont ve kabanlar,  yedek bot.. listeyi sizi astronot gibi dolaştıracak birçok şeyle uzatabiliriz. Yeter ki durumun ciddiyetini anlayın.. Burada -25’lerden bahsediyoruz!

Yanınıza yoğun nemlendiren el ve yüz kremi alın. Bu kadar soğukta çok ihtiyaç oluyor..

Telefon ve Fotograf makinesinin şarjı soğuktan etkilenerek sıfırlanıyor, çabuk bitiyor, telefon kapanıyor. Mutlaka yedek şarj bulundurun ve telefonunuzu benim geliştirdiğim tuhaf yöntemdeki gibi pantolonunuz ile beliniz arasına sıkıştırıp sizden ısı almasını sağlayın :)

Giderken yanınızda hoşgörünüzü, Kars’ı sevmeye hazır kalbinizi götürün.. Burası konforuna, her bir fotografik köşesine hayran olacağınız Avrupa şehirlerinden değil.. Belki zaman zaman sizi görsel olarak ve konfor olarak hayal kırıklığına da uğratacak ama kibar, insanı ezen derecede saygılı, sevgi dolu insanı ve şehrin bazı halleri kalbinizi öyle ısıtacak ki… biliyorum seveceksiniz.. Çünkü ben sevdim :)

Herşey bir yana Atatürk posterli duvarlarını sevdim bu şehrin.. İnsanının görüşünü, modern zihniyetini sevdim..

Kafkas Üniversitesinin Bale Bölümü’nün başarısını, ününü sevdim..

Seyahatler hep birşeyler öğretir insana.. Burada da neler neler öğrendim.. Mesela Cemal Süreya. Hüç gitmediği Kars’a Paris’ten bir şiir yazmış;

KARS

Öyle güzel ki ölürüm artık
Beyaz, uykusuz, uzakta

şiir böyle başlıyor.. Bizim Kars gezisi ise bitiyor..

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Şimdilik hoşçakal karlar ülkesi.. Dediler ki, buraları bir de yazın, otlar yeşerdiğinde görün..yaylalara gelin.. Biz söz dinleriz…mutlaka yine geleceğiz

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

2 thoughts on “KAR KÜRESİ KARS GEZİ NOTLARI

  1. AYŞEN TAVUKÇU

    Çok net özetlemişsiniz deneyimlerinizi. 2015 Şubat ayında görmüştüm Kars’ı ve özellikle Ani ve Çıldır bölümünün tadı damağımdadır, sizinle aynı turu kullanmışız, başarılı bir seçim olmuştu. Ama otelde ben de soğuktan ve sıcak su kısmından çekinerek Rus yapılarından uzak durmuştum. Gittiğimde taş köprüden Konservatuara doğru yaptığımız yürüyüşte Katerina Sarayı diye bir otel gördüm, sonraki gezimde mutlaka orada kalmaya karar verdim.
    Gittiğim ve gideceğim yerleri bir de sizin gözünüzden görmek çok hoş oldu.
    Puglia yazınızla sizi tanıdım ve gezi tarzınızı kendimle özdeşleştirdim, notlarımı da aldım:)
    Zevkle yeni rotalarınızı takip edeceğim.

Comments are closed.