İZMİR İZMİR İZMİR!..

By | 30 Nisan 2015

cityofizmir_izmir_gezi_norlariBugünlerde bana yer-gök İzmir!.. Gitmeden önce haberini verdiğim üzere @cityofizmir projesi için İzmir’e gidip, dört harika gün geçirdim. Döndüm ama aklım hala Sevgili İzmir’de.. Dolu dolu geçen seyahat ve sayısız fotograf karesi.. Şimdi fotoğrafları paylaşmaya devam ediyor; hem İzmir’de yakaladığım güzellikleri, keşiflerimi İzmir’e gitmeyi düşünenlerle paylaşmanın, hem de @cityofizmir’in dünya turizm sahnesine taşınması için hazırlanan bu yeni nesil instagram projesine destek vermenin mutluluğunu yaşıyorum.

Proje kapsamında şehri ziyaret eden, manzara fotografları ile dünyaca tanınan Türk instagram fenomenleri ve İzmir’de yeme içme mevzuunu derinlemesine ele alan gastro-blogların ardından üçüncü grup olarak bu kez biz; şehrin kültür sanat sahnesi, günlük yaşam, şehir hayatı gibi konular üzerinde yoğunlaşmak üzere görev başındaydık..

Bu kapsamda gezdiğim İzmir’den ve keşiflerimden son derece mutluyum.. Gece 02:00’de yatıp, sabah 05:00’te keşfetmeye hazır, heyecanlı uyandım her sabah.. Yürüdüm, vapura, metroya, bisiklete bindim, boyoz yedim, gevrek yedim, konsere, sergiye, hatta bit pazarına gittim!..

Bu aralar İzmir’e bir keşif gezisi düzenlemek isteyenler için işte dopdolu bir İzmir macerasından adresler, notlar, deneyimler:

Faydalı Bilgiler…

Kendim kullanmadım ama Adnan Menderes Havalimanı’ndan Alsancak Cumhuriyet Meydanı’na Havaş servis ile gelme süresinin 60 dakika ve ücretinin 10 TL. olduğunu www.havas.net’ten öğrendim. Detaylar için siteye gözatabilirsiniz.

Şehir içinde toplu taşıma kategorisinden sadece metro ve vapuru kullandım. En büyük dostum 3 5 bilet!.. Bir gidiş bir dönüşü kapsayan 5.5oTL.lik bu bileti her ihtiyacım olduğunda otomatlardan kaptığım gibi kendimi vapura, metroya attım.. Alsancak’tan Karşıyaka’ya, Karşıyaka’dan Pasaport’a.. Konak’tan Karşıyaka’ya, Karşıyaka’dan Alsancak’a.. dolandım, durdum.. Vapur sabah erken sakin, gün batımında manzaralı. Vapura binmiş gelin bile gördük, gülümsedik. Metro ise tek hat; sadece Bit Pazarı’na giderken yine 3 5 biletle kullandım ve hiç sorun yaşamadım.

Bir de bisikleti var İzmir’in; Bisim. Yollar artık Bisim!.. Özellikle Kordon boyunda sık sık durakları olan Bisim’e internet üzerinden ya da info noktalarından üye olup gün içinde ulaşımda kullanabiliyorsunuz. Bisim kullanmanın saati 2 TL. Tüm şehir içi ulaşımında olmasa da vaktiniz olursa kıyı boyu keyifli bir bisiklet gezintisi yapmanızı öneririm.
image

Konaklama için Alsancak ile Pasaport arasında bir otelde kalırsanız rahat edersiniz.  Bizim gibi aşırı derecede şımartılmayı isterseniz Swissotel Büyük Efes İzmir doğru adres olacaktır.

 

Yeme İçme, Sokak, Sanat, Kültür, Şehir…

Mutfak Girit Benim İzmir deyince aklıma hep zeytinyağlılar, otlar, ferah yemekler gelir. O yüzden daha ilk gün ilk yemekte beni bu hayalle buluşturan Mutfak Girit’i çok sevdim. Ot mevsiminin artık sonu olmasına rağmen yine de ucundan kıyısından yakalayabilmiş, Cibez, Radika, Su teresi, Ebegümeci, Kuzukulağı, Yabani Sarımsak gibi otlardan kurulmuş muhteşem masaya kurulabilmiştik.. Sizin de aklınızda olsun; ot mevsimi  aslında Ocak-Mart arası imiş. Masada en çok neyi beğendin derseniz tereddütsüz enginar dolması der ve müsadenizle bir tencere yerim!. (Mustafa Bey Cad., 30 Alsancak)
image

Awake Coffee İzmir’in ilk cesur kahvecisi, ilk üçüncü dalga kahve dükkanı Awake burada bulduğuma en sevindiğim şeylerden. Chemex’ten V60’ye tüm demleme kahveleri hazırlayan, cupping etkinlikleri düzenleyen Awake’in havası oldukça kuzeyli. Gözümü bağlayıp getirseler belki burası Berlin derdim ama kapı önündeki masalarına vuran sımsıcak İzmir güneşi hemen ele verirdi gerçeği.. Mutlaka uğrayın ve hazır mevsim yaza dönüyorken enfes Cold Drip kahvelerini deneyin. (İtalya Sok., 3B Alsancak)
image

Kemeraltı Çarşısı Şehrin en renkli, kalabalık, kozmopolit sokakları, alışverişin kalbi Kemeraltı. Her ne kadar sokaklarında yürürken kaosun içinde hissetseniz de başınızı yukarı kaldırarak yürüdüğünüzde asıl güzelliklerini, mimari inceliklerini görüp sırlarını yavaş yavaş keşfetmeye başlıyorsunuz. Çarşı aynı zamanda -tıpkı bizim Kapalıçarşı gibi- lezzet anlamında da cevherler saklıyor. Tarihi Kemeraltı Börekçisi’nin Su Böreği, artık Manisa’da bile böylesinin bulunamayacağı söylenen Doyuran Manisa Kebabı, Hisarönü Şambalicisi, köftecileri, turşucuları, çeşit çeşit dükkanı, Kahveciler sokağı, hanları ile Kemeraltı başka bir dünya ve ben galiba o dünyayı çok sevdim. Kişisel tavsiyem eğer vaktiniz olursa bu renkli çarşıyı bir de Pazar sabahı sakinliğinde gezmeniz. O zaman çok daha farklı şeyler göreceksiniz.

Kızlarağası Han Kemeraltı’nın en popüler, en turistik hanı Kızlarağası’nın içinde bir tur atıp sonra ortadaki avluda keyifli bir kahve molası vermek lazım.. Mis gibi kahvenizi içerken benim gibi kartpostal yazabilir, insanlar ve mimariyi seyre dalabilirsiniz. Sonrasında mutlaka orta avludaki merdivenlerden üst kata çıkmak lazım. Orası da başka dünya. Eskiciler, gramofonlar, plaklar, el yapımı ürünler…tüm bunlara bakarken sütun aralarından görünen civar mimariyi de kaçırmamalı elbette..

Bubobubom da buradaki küçük dükkanlardan biri. Kızlarağası Han’daki kahve molası fotografımın altına bırakılan “Bubobubom’u sevebilirsiniz” notunu dikkate alarak ziyaret ettiğim bu küçük el yapımı ürünler atölyesinde taş üzerine el boyaması yaka iğneleri, magnetler, mutfak ve ev aksesuarları, oyuncaklar ve kahve molalarıma eşlik edebilecek çok tatlı şeyler buldum. Böyle cicilere ilgisi olanlar için çok tatlı dükkan!.
image

Mirkelam Han yine Kemeraltı’nın cevherlerinden biri. Nefis bir mimariye sahip han epey yıpranmış, bakımsız kalmış olsa da fotoğraf sevenler için hala oldukça güzel kareler saklıyor. Birçok İzmirli bile bilmediğine göre bu hanın şehirdeki en güzel keşiflerimden biri olduğunu düşünüyorum. (Adres yok, sora sora bulunuz.)
image

Abacıoğlu Han Kemeraltı içindeki en güzel, en keyifli Han da sanırım burası. Avlusunda kafelerin bulunduğu han, öğlen ağaç gölgesinde güzel bir yemek yemek, çarşının kalabalığından sıyrılmak için çok hoş bir seçenek. Mutlaka içine girmelisiniz.

Ayşa Abacıoğlu Han’da yemek molası verdiğimiz nefis adres. Ben İzmir’de öğrendim ki, izmir’e zamanında birçok Boşnak göç edip yerleşmiş. Dolayısıyla geniş mutfak kültüründe onların da yeri var. Ayşa’da Boşnak böreğinden fırın yemeklerine geniş bir ev yemeği yelpazesi var. Ama asıl olay mekanın ortasına kurdukları o eşsiz açıkbüfe. Dolmanın her türü, otlar, zeytinyağlılar, salatalar ile kurulmuş bir büfe düşünün; ne yiyeceğinizi şaşırdığınız.. Dev bir soğuk tabağını bitirdikten sonra aşureye de hayır diyemiyor kapanışı pek tatlı yapıyorum. (Abacıoğlu Han Kemeraltı Çarşısı)

Neşe Köfte ve Salih Usta Yaptığım ankette 100 esnafa sordum: Kemeraltın’ndayım, açım, köfte yemek istiyorum. Nereye gideyim? İşte en popüler cevaplar: 1.Salih Usta 2.Neşe 3. – Yok!.  Sorduğumda akşamüstüydü, Salih Usta kapatmıştı; ben de Neşe’yi denedim. Yoğurt da dahil 10 numara!. Yaşasın esnaf lokantaları, arka sokak lezzetleri!. (906.Sk., 28 Hisarönü Kemeraltı)
image

Yeni Şükran Oteli Kemeraltı Çarşısı’nda son olarak bahsedeceğim mekan  bir otel. 120 yıllık bir konakta döneminin en modern oteli olarak açılan ve bu yüzden “Yeni” Şükran Oteli adı verilen 100 yıllık otel adeta bir müze niteliğinde. Konağın labirent gibi koridorlarından açılan odaların her biri ayrı bir renk, bir film seti. Burada biraz vakit geçirip etkilenmemek, kimler geldi buradan, kimler geçti, ne hikayeler, ne hayatlar yaşandı düşünmemek mümkün değil. Buralara gelirseniz mutlaka dolaşmak için izin isteyin, bu otel sizi şaşırtacak.
image

Twins Coffee Roasters Ben bu yazıyı hazırladığım sırada o son hazırlıklarını tamamlıyor; bu haftasonu açılacak. İzmir’e İstanbul’dan yeni transfer bir kahve dükkanından bahsediyorum. Twins belki İstanbul’dan gelecekler için değil ama İzmirliler için yeni. Az sütlü kahvesi Bongo ile tanışmanızı isterim. (Cumhuriyet Bulvarı, 150 Alsancak)

La Puerta Garson elinde bir bardak kokteyl ve bir şişe bira ile geldi. “Ben şimdi bu şişeyi bu bardağa hızla devireceğim akmasın diye siz de hızlı hızlı içmeye başlayın” dedi. Daha nasıl yani diye pazarlık yapmaya hazırlanırken herşey bir anda oldu, o devirdi, ben hüplettim.. Operasyon tamamdı, hiç dışarı taşmadı!.. Bu sahnenin geçtiği yer doğru düzgün bir kare fotografını bile çekemediğim ama en beğendiğim, en eğlendiğim  La Puerta. Türkiye’de bence benzeri yok; çok dünyalı, çok eğlenceli. Keşke çok vaktim olsaydı da bir de gündüz gitseydim, o camekanların ardına sığdırdıkları dünyaları, eski eşyaları tek tek inceleseydim.  Diyorlarmış ki , bu sokakta bu mekanın ne işi var!. İşte La Puerta zaten İzmir’in en marjinal ve renkli sokağında olduğu için, kendi renkleri ile güzel.. (1460 Sk. Alsancak)

1888 La Puerta’yı kapatıp bir de partiye bakalım diyenlerin peşine takılıp girdik 1888’e. Çok da beğendik. Yine İzmir’in şahane konaklarından birinde konumlanmış, mimarisiyle, bahçesiyle çok hoş bir mekan, İzmir’de elektronik müzik dinlenebilecek sayılı adreslerden.. Lakin uzun uzun tadını çıkaramadık. Tekrar gitmek lazım. (Cumhuriyet Bulvarı, 248 Alsancak)

İncirevi Peki İzmir’den ne alınır? sorusuna gayet hazırlıklıyım. Şahsen tecrübe ettim ve bu soruya en iyi cevabın incir olduğuna karar verdim. Ben iyi kalite incir almak istiyorum dediğimde Tariş dışında bana tek bir adres verdiler: İncirevi. Kurutulmuş mevvelerde en büyük tehlike aflatoksin. Meyveyi bu tehlikeden uzak tutmak için bazı prosedürlerin uygulanması gerekiyor ki, tüm dünyaya incir ihraç eden İncirevi bu konuda bir hayli titiz davranıyormuş. Açık olarak kilo ile satılan ve çikolata gibi paketlenmiş iki farklı versiyonu olan incirlerden, kahvenin yanına incir lokumundan ve en önemlisi İncir Kolonyası’ndan aldım. İncir kolonyasının tertemiz ve ferah sütlü incir kokusunun hayranıyım. Daha önce denemeyenlere özel tavsiyemdir. (Halit Ziya Bulvarı 70/A)

Bit Pazarı Bana içinde bulunduğum şehirle ilgili çok ipucu veren Bit Pazarlarında dolaşmayı hep çok sevmişimdir. İzmir’de de bir Bit Pazarı olduğunu öğrendiğimde sabahın köründe kalkıp düştüm yola. Bit Pazarı Halkapınar’daymış. Çankaya’dan bindiğim metro ile birkaç durak sonra Halkapınar’a ve daha istasyondan görünen pazara ulaşıyorum. Uyarmalıyım ki burası o yurtdışında gördüğümüz bohem bir pazarlarından değil; bit kısmı çok, pazar kısmı bizlere göre az.. Ama yine de bir renk, bir değişiklik. Oldukça da büyük, sokaklar boyu sürüyor. İkinci el giyim, hırdavat, bit pazarı hayalimizin dışındaki pek çok tezgah arasında tek tük keyifli tezgahlar, enteresan şeyler çıkıyor.. En çok seyyar  mobilize pastaneyi beğeniyorum. Kırmızı komik bir arabadan dönüştürülmüş, vitrinli pastalı falan baya bildiğiniz pastane!.. İzin isteyip fotoğrafını çekiyorum hemen. Emaye tabaklar arasında yıllar önce bizim evde de olan bir beyaz kaseyi bulunca pek seviniyor 5TL.ye kaptığım gibi dönüş yolunda buluyorum kendimi..
image

Folk Art Gallery İzmir’in en yeni sanat alanlarından biri olan Folk Art Gallery, İzmir’de her yerden görünen gökdelenler Folk Art Towers’ta yer alıyor. Açılışını Ellerin Büyüsü adlı çok etkileyici bir sergi ile yapan galeride şu sıralar Çanakkale Savaşı’ndan yayınlanmamış fotografların yeraldığı “Bir Hürriyet Türküsü” sergisi var. Özellikle modern mimariye ilginiz varsa bu geleriyi de İzmir rotanıza ekleyebilirsiniz. (Manas Bulvarı, 47 Bayraklı)

Kırkmerdiven Cafe Yine ben İzmir’de gezerken gelen bir öneri ile ziyaret ettiğim yeni ve marifetli bir kafe Kırk Merdiven. Tarihi Asansör yakınında açılan bu küçük kafede kahvenin yanısıra 40 farklı sanat dalına yer vermek amaçlanmış.. Mini konserlerden, masal dinletilerine, atölye çalışmalarına dek hergün farklı tatta bir etkinliği bulacağinız mekan tenha  saatlerde oldukça fotografik. (305. Sokak Karataş)
image

Arkas Sanat Merkezi 1875 yapımı, kendi döneminin en güzel mimari yapılarından birisi ve hala Fahri Konsolosluk olan binada yer alan Arkas Sanat Merkezi’nde dönemsel sergiler düzenleniyor. Haziran’a dek Arkas Koleksiyonu’ndan Saray Halıları sergisinin olduğu sanat merkezi Salı’dan Pazar’a 10:00-18:00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. Önceden randevu alarak ücretsiz rehberli tura da katılabileceğiniz Sanat merkezi perşembe günleri 20:00’ye dek açık.. (1380 Sok., 1 Alsancak)

Tarihi Asansör Her ne kadar bir yerin yerlisi gibi davranmayı seviyor olsam da bazı turistik hareketler var ki, onlar mutlaka yapılmalı. Mesela Karataş Mahallesi’ne gidip renkli Dario Moreno Sokak’tan geçerek tarihi asansöre çıkmak. Eğer günbatımı saatlerine denk getirirseniz pek romatik oluyor.
image

Balıkçı Hasan Böyle denize nazır, manzaralı bir şehirde balık yememek olabilir mi? Elbette olamaz. Onun için biz de bir akşam programımıza Kordon’daki Balıkçılardan biri olan Balıkçı Hasan’ı ekliyoruz. Bu şehrin yemek kültürüne hayranım. Tüm mezelerde, deniz mahsullerinde otlar var; balık enginarlı!.. Cennet böyle birşey olmalı. Kordon’da balık yemek sizin de bir akşam muhakkak programınızda olsun. (Atatürk Cad., 186 Konak)

Container Hall Şehrin en yeni konser sahnesi olan Container’ı da Athena konserini bahane ederek görmek istiyoruz. Container gerçekten de bir konteyner; oldukça başarılı bir mekan. Mekanın Mayıs ayı etkinlik takviminde Goran Bregovich, Outlook Launch Party, Sıla ve Şebnem Ferah konserleri var. (Üniversite Cad., 92 Bornova)
image

Beit Israel Sinagogu Yapımı 1907 yılında tamamlanan ve 600 kişilik kapasitesi ile İzmir’ın büyük sinagogu olma özelliğini taşıyan yapı İzmir’de çokkültürlülüğü algılayabilmek açısından oldukça önem taşıyor. Daha önce Kemeraltı’ndaki Musevi Mahallesi’nde havralarda yaşayan ve ekonomik gücü arttıkça Karataş Mahallesi’ne taşınan cemaatin bu bölgede giderek artması ile Sultan Abdülhamit emri ile yaptırılan sinagog bugün himayesinde bulunan belge ve eşyalar ile adeta müze niteliğinde. Sadece özel ziyarete açık olan sinagogu Nesim Bencoya’nın engin bilgisi eşliğinde gezmek isterseniz www.izmirjewishheritage.com adresinden bilgi ve randevu alabilirsiniz.Mesela ben bir dahaki ziyaretimde Nesim Bey ile Kemeraltı’ndaki eski Musevi mahallesi sinagog turu yapmayı çok arzu ediyorum. 
image

Saat Kulesi İzmir’in en bilinen simgelerinden biri, bu güzel saat kulesi, eskiden saat çok pahalı bir şey olduğu için insanlar saate bakabilsin diye II.Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılı şerefine yapılmış. Ben de İzmir’de turist olmamın şerefine önünde poz verdim.!..
image

Milli Kütüphane ve Opera Binası İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilen Milli Kütüphane hem mimarisi hem de hikayesi ile beğendiğim yerlerden biri oldu. Kütüphaneye gelir sağlamak amacıyla hemen yanına inşa edilen ElHamra Sineması da döneminde en popüler adreslerden biri olup bu sinemayı görmeye gelen şık insanlarla dolmuş. Kütüphane hala hizmetine devam ederken sinema şu an İzmir Devlet Opera ve Balesi’ne sahne oluyor.
image

Alsancak Dostlar Boyoz Fırını Bizden önceki gastro blogların hain boyoz fotograflarına bakıp bakıp yutkunduktan sonra boyoz yemeden geri dönmek elbette düşünülemezdi. İzmir’de uyandığım ilk sabahta doğru işin uzmanı Dostlar Fırını’nda aldım soluğu. Yerler çini, fonda caz, yaşlı amca tezgahın arkasında tüm müşterilerle selamlaşıp sohbette.. ne tatlı!. Kuyrukta beklerken çeşitlere baktıkça deliriyorum. Enginarlı, Ege Otlu, Pırasalı, Patlıcanlı, Tahinli…Bu İzmirliler ne şanslı!.. Boyozun yanında kavun çekirdeği sütü sübye de içilirmiş; ben çayı tercih ettim. Boyoz harika birşey. Artık burada bol bol rüyalarıma girer. Ama rüyama girerse kolayı var: Alsancak Dostlar Fırını dondurulmuş olarak adrese kargo ile gönderiyor. Tadında bir fark olmuyormuş, denemeye değer. ( Kore Şehitler Cad, 120 Alsancak)
image

Two Cups Boyoz ziyafetinin ardından şehrin yeni nesil kahvecilerinden bir diğeri olan Two Cup’ı denemeye karar veriyorum. Dürüst olayım mı? Dükkanı seviyorum. Sahibini pek değil.. Ama kahveyi çok seviyorum. Nefis bir espresso içip yoluma devam ediyorum. (Kıbrıs Şehitleri Cad, 179 Z1 Alsancak)

Arkas Deniz Tarihi Merkezi Lucien Arkas’ın 30 yıllık gemi maketi, antikalar ve tabolardan oluşan koleksiyounu içeren merkezde her maketin ayrı ayrı hikayesini dinlemek, dünya tarihine dair bilgileri pekiştirmek keyifli. Müzedeki tablolar arasında Dixon, Roux gibi önemli ressamların deniz konulu eserleri de var. Tüm bunların yanısıra konak ve bahçesi harika. (Erzene Mah. 80. Sokak Bornova)
image

Villa Levante 100 yıllık Levanten konağında konumlanan Villa Levante’nin tüm detayları bizi mest etti. Çiçekler içindeki keyifli bahçesi ile özellikle Pazar Brunch’ına ya da kendi bağlarından şarapları tatmak üzere akşamüstü keyfine uğranmalı. Ayrıca zarif bahçesi düğün organizasyonları için; birbirinden özenli döşenmiş 11 odası da çok romantik İzmir konaklamaları için aklınızda olsun. (Erzene Mah. 80. Sk. , 25 Bornova)

İzmir Doğal Yaşam Parkı Doğal Yaşam Parkı, İzmir ziyeretimizde hepimiz için en heyecanlı, en merak uyandıran duraklardan biriydi. Hepimiz Hayvanat Bahçesi’ne karşıydık ve burası hayvanlar açısından uygun muydu diye endişelerimiz vardı. İçeride dolaşmaya başladığımızda anladık ki burası gerçekten hayvanların konforunu, ruhsal hallerini önemseyen gerçek bir doğal yaşam parkı. Bir kere tüm hayvanları yakından göremedik. Çünkü kafeste değil hepsi kendilerine ait kocaman alanlarda yaşıyorlar. Mesela Zürafa Zarife’ye uzaktan Zarifeee! diye seslendik ama gelmedi. Aslan Beyefendi, ufukta bir kayanın üzerine oturmuş, bizden yana başını dahi çevirmedi!.. Neyse ki fil ailesi çok sıcak kanlıydı da onları yakından görebildik. Tesellimiz buradaki birçok hayvanın kötü şartlar altındaki hayvamat bahçelerinden buraya getirilip bakım altına alınmış olmaları. Hayvanlar bakıcılarını seviyor. Bakıcılar ve uzman personel de onları.. Anlaşılan İzmir Büyükşehir Belediyesi burada da önemli bir iş başarmış. Hayvanat bahçesine giriş ücreti 3 TL.; öğrenci girişi 1 TL. ayrıca okul gezilerinde öğretmen ve öğrenciden ücret alınmıyor.
image

Bisquitte Bostanlı özellikle akşamüstünden itibaren şehrin genç nüfus açısından hareketli semtlerinden. Biz de Cumartesi öğle yemeğine semtin popüler adreslerinden biri olan Bisquitte’e yemeğe geliyoruz. Aslında Alsancak turlarım sırasında orada da çok şeker bir şubesiini görmüştüm bu kafenin. Papyonlu ayran Ayranova, Serinletip gitmeyi taahhüt eden limonata.. “Yatakta kahvaltı istiyorsan mutfakta uyu!” sloganı ile servis edilen iddialı kahvaltılar… Kullandıkları esprili dil bile Bisquitte’in ne kadar renkli ve keyifli bir yer olduğunu anlatmaya yeter.. Öneri: İzmir’e gelince Bisquitte’e gelin.. (Şahsi talep: Bisquitte İstanbul’a da gelsin!. ) 

Melo Alsancak- Lozan arası biraz bizim Nişantaşı Teşvikiye cıvıltısında. Bir akşamüstü sokaklarında yürüyor tüm kafeleri dolu ve keyifli buluyorum.. Bu keşif turu sırasında yeni açılan Melo çıkıyor karşıma. Arpege Patisserie ve Patisserie Leon gibi son dönem gönüllere taht kuran tatlı adreslere ilaveten Amerikan tarzı Cheesecake ve kurabiyeler için Melo kayıtlara geçsin. (Talatpaşa Bulvarı 1/D Alsancak)
image

Reyhan Pastanesi İzmir’e gidiyorum dediğimde ilk gelen öneriydi Reyhan. Belli ki kahvaltısından tatlısına tüm lezzetleri ile herkesin gönlüne taht kurmuş. Ben de giriyor minik bir tatlı deniyorum. Reyhan lezzetin de ötesinde şehirde bir buluşma noktası, bir simge. Küçük bir mola için mutlaka uğrayın.

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi Kültür Sanat ağırlıklı gezimizin yıldız etkinliği AASSM’deki Senfonik Fasıl’dı. Şehrin gururu olan AASSM’de Ege Sanat Senfoni Orkestrası ve solist Hakan Ali Toker’den eşsiz bir konser dinledik. Konser sonrasında ise asıl ödülümüz orkestra şefi Sayın İbrahim Yazıcı ile tanışmak oldu.Çok mutlu oldum.  @cityofizmir defterimin kolaj sayfasına kendisinden imza bile aldım!.. İzmir’e geldiğinizde İzmir Devlet  Opera ve Bale Salonu’nda bir temsile ya da bu eşsiz AASSM sahnesinde bir konsere denk gelirseniz ne mutlu size!..

Efes Sanat ve Swissotel Sanat Koleksiyonu Şöyle bir hafızamızı yoklarsak kaldığımız birçok otelde sanat eserlerine rastladığımızı (çoğu röprodüksiyon olmak üzere) bir çok sanat eserinin yanından geçip gittiğimizi anımsarız. Swissotel’de durum biraz farklı. Çünkü otelin sanat koleksiyonunda irili ufaklı 800’e yakın orijinal sanat eseri var. Ve bunlar öyle önemli sanatçıların öyle mühim işler ki yanından öylece geçip gidemiyor, bir müze gezer edasıyla hayretler içinde izliyorsunuz. Biz eserler ile ilgili detaylı bilgi almak için bir sabah rehberli Sanat Turu yaptık. Güzel haber; bu turu otelin internet sitesinden randevu aldığınız taktirde otelde konaklamasanız bile ücretsiz olarak dışarıdan yapabiliyorsunuz. Özellikle İzmir’de yaşayanlara kesinlikle ziyaret etmelerini öneririrm.
image

Tüm bunların yanısıra otelin giriş katında bir de Sanat galerisi var. Efes Sanat Galerisi’ndeki güncel sergi Mercan Dede’nin “Kadim Zamanlar Makinesi” sergisi 24 Mayıs’a kadar gezilebilir.

İsabey Bağ Evi İzmir’den ayrılmadan son bir keyif seansımız var; Havaalanı yakınında İsabey Bağ Evi’nde. @cityofizmir projesi kapsamında şehri ziyaret eden tüm gruplar olarak şehir merkezinin yanısıra İzmir sınırlarındaki bağları da ziyaret ediyoruz. Özellikle Pazar günü iyi yemekli, doğa ile barışık keyifli bir gün geçirmek isterseniz bağevi ziyaretini programınıza ekleyebilirsiniz..
image

İşte benim İzmir listem bu kadar. Biliyorum ki daha görecek çok yer, tadacak çok lezzet, keşfedilecek çok sır var ama önceden belirlenen programımız dahilinde ve haricinde gerçekleştirebildiklerim şimdilik bu kadar.

Bir de gitmeden instagram’da öneri istedim, tüm bunlara ilaveten işte şunlar geldi: Agora’yı ziyaret et. Tuzu Biberi’nde kahvaltı yap. Kanca grubunun canlı performansını izle. Meyhane Piero’ya git. Tayfa Balıkevi’nde rakı-balık yap. Arpege Patisserie ve Leon Patisserie’yi dene. Kemeraltı’nda Söğüşçü Cimbom’u dene. Kemeraltı’nda Söğüşçü Bayram’ı dene. Billur Lokantası’nda yemek ye. Bostanlı Açıkhava Müzesi’ni ziyaret et. Narlıdere’deki kahvaltıcılarda kahvaltı yap. Urla’ya git, Beğendik Abi’de ye. Keskin Fırın’dan boyoz dene. Sevinç Pastanesi’ne git…. Bostanlı Bravo’da dondurma ye. Ben bu önerileri de İzmir defterime sırayla kaydettim. İzmir dosyasını burada kapatacak değiliz; elbet yine gidecek, kaldığımız yerden keşiflere devam edeceğiz.. Belki siz benden önce gider, bunları da denemek istersiniz.. Ama asıl şunları…

Yapmadan dönmeyin;

Kordon’da çimlere uzanıp günbatımını izlemeden, Boyoz ve midye yemeden, Kemeraltı’nda yürümeden, dibek kahvesi içmeden, Konak’ta saat kulesi önünde poz vermeden, vapura binmeden, sakın ama sakın geri dönmeyin..

Bir de mutlaka @cityofizmir‘i takip edin ki, takipçi sayısının artarak İzmir’in bir dünya markası olmasında sizin de katkınız olsun.

Bu kadar inandığım ve seve seve dahil olduğum projenin arkasındaki dinamik kadroya; İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne EGİAD’a ve Bahar Akıncı’ya sonsuz teşekkürler.. Ben İzmir’i çok sevdim; yine geleyim!..

Ha bir de unutmadan; Simit değil, GEVREK!.. ;))
image

2 thoughts on “İZMİR İZMİR İZMİR!..

  1. Pingback: 2015 Z RAPORU | Gezici Günlük

Comments are closed.