İSTANBUL’DAN IŞIKLI BİR GÖKKUŞAĞI GEÇTİ: #SONARISTANBUL

By | 3 Nisan 2017

sonaristanbul_2017

Aslında dinleyici olarak katıldığım her festival ile ilgili yazmak gibi bir alışkanlığım yok ama özellikle kişisel müzik tarihimde yer edenler hakkında notlar almak, üzerinden biraz zaman geçtikten sonra dönüp okumak hoşuma gidiyor. Hem iyi müziğe dair anılarımız sadece dinlediğimiz anda kalmasın hem de gelecek yıl bu festivale gelmeye niyeti olanlar “bakalım birincisi nasıl geçmiş” dediklerinde okuyabilecekleri birkaç satır olsun istiyorum..

  • Sonar zaten her yıl başta Barselona olmak üzere pek çok şehirde düzenlenen ve uzaktan çok ilgimi çeken bir festivaldi.. İstanbul’da da yapılacağı açıklandığı anda ilk tepkim “hadi canım!” oldu.. İsimler açıklanmaya başladıkça da şaşkınlık arttı, heyecan iyice tavan yaptı. Açıklanan isimler festivalin adına ve ününe yakışıyordu tamam ama aynı zamanda nasıl böyle en sevdiğim isimler birarada olabiliyordu?.. Neredeyse son haftaya kadar temkinliydim, bazıları gelmez diyordum ama hiçbir değişiklik olmadı; anons edilen tüm isimler zamanı geldiğinde Sonar İstanbul’daydı!.
  • İsimler kadar önemli ve merak edilen bir konu da festival mekanıydı elbette.. Acaba Zorlu PSM böyle bir festival için ne kadar uygundu? Burada festival olur muydu? Festival tarihi ilk açıklandığında bu konuda hiç fikrimiz yoktu ama çok geçmeden, Sonar’dan aylar önce bu sorumuzun cevabını zaten canlı canlı yaşayarak aldık. Ekim ayında katıldığımız Mix Festival gösterdi ki, PSM’de festival oluyor..Hem de gayet güzel oluyor.. En konforlusundan oluyor…
  • Genellikle açıkhavada ya da hangar gibi alanlarda yapılan festivallere alışkın olunca Zorlu PSM şartlarında bir festival insana oldukça konforlu geliyor. Bu; havalandırma, hijyen, kibar güvenlik ve yeme içme alternatifleri anlamında katıldığım en konforlu festival olabilir!. Sonar sadece müzik değil, sanat ve teknoloji kollarına da sahip bir festival olduğu için mekanın bu konforu ve teknik olanakları biz katılımcılara daha iyi bir festival deneyimi sağlamış oldu.
  • Sonar İstanbul’un müzik sahnesi 4 bölümden oluşuyordu ve programa göre diğerlerinde de aklım kalsa da galiba en fazla ana sahne olan Sonar Club’da vakit geçirdim..
  • Ana sahnede ilk gün Hey Douglas’ın eğlenceli açılışından sonra benim için festival asıl Weval’in pek karizmatik canlı sahnesi ile başlamış oldu. İki gün boyunca gerçekten çok başarılı performanslar izledik ama Weval’in karizması bende unutulmaz bir iz bıraktı.. Grubun buraya ilk gelişi değil ama canlı performansları gerçekten çok çok iyiymiş.. Şu an yazarken de keskin kırmızı ışık altında çaldıklarını duyabiliyor gibiyim..

wavel_sonaristenbul

  • İlk günün ana sahne programı öyle iyiydi ki birkaç dakikalığına -sırf meraktan- diğer sahnelere bakmak dışında buradan pek ayrılamadık. Zaten Weval’in ardından çıkan Avusturyalı ikili HVOB da tam beklediğimiz, hayal ettiğimiz gibi bir performans ile tempoyu yükselterek bizi hemen etkisi altına aldı. Anna Müller, o nasıl vokaldi öyle!.
  • Bir sonraki performansta Roisin Murphy yenilediği sahne şovu ile performansı boyunca 5867 kez kıyafetini yenileyerek kendisini hayretler içinde izlettirmeyi başardı!.

nina_kraviz_sonar_istanbul

  • Günün en merakla beklenen performansı olan Nina Kraviz ise, bir tekno kraliçesi olarak kendinden bekleneni verdi ve konuya direkt girerek salonu adeta ateşe verdi.. Ben bu set itibarı ile bittiğim için ilk günün devamında olan bitenden habersizim ama eminim ki Fuchs ve Cervus yıllardır alıştığımız üzere harika bir set ile herkesi eğlendirmiştir..
  • İtiraf etmeliyim ki ilk gün güzel şeyler dinlesek de beni asıl heyecanladıran şeyler ikinci günde daha ağır basıyordu ve kendi adıma Cumartesi festivale “asıl şimdi başlıyor” diyerek uçarak gittim… Clark.. Floating Points, Moderat, Nosaj Thing.. Patten.. ikinci gün gerçekten sanki bana hediye gibiydi..
  • Cumartesi’ye Stylei-ist’in eğlenceli seti ile başladık. Zaten kendisini severiz ama iyi ses sistemini bulunca o da daha bir mutlu çaldı gibi geldi bana.. Bu arada festivalde hep ışık çok iyi diye yorumlar duydum ama ses de gerçekten inanılmaz iyiydi bence.. Sahnede en sevdiğiniz grup da olsa ses kötü olunca hiç çekilmez.. O yüzden ses iyiydi; hakkını verelim..
  • Gecenin ilk heyecanlı performansı Clark’tan geldi. Sevdiğimiz, evde plaklarını zevkle dinlediğimiz Clark, çok farklı bir sahne şovu ile zımba gibi bir performans sergilerken kendisini boşuna sevmediğimi bir kez daha kanıtladı.. Gerçi kendisini dinlerken Red Bull sahnesinde çok sevdiğimiz Ah! Kosmos’u kaçırmış olduk ama o nasıl olsa bizden; ara ara konserlerine gidiyoruz. PSM Studio’da bir konser verir, açığı telafi ederiz diye düşünüyorum!
  • Floating Points’in canlı solo performansı açıkçası pek benim umduğum lezzette değildi ama insanlar halinden memnundu ve herkes dans ediyordu.. Yaşasın ki bir festivaldeydik ve hemen diğer sahnede harika bir alternatif vardı; kendimizi Patten’in Sonar’ın ruhu ile de çok örtüşen yaratıcı dünyasına attık.. Yarattıkları görseller eşliğinde performanslarını dinledik..
  • Hem albümlerini hem de performansını çok sevdiğim Nosaj Thing, yine harikaydı.. ancak ana sahnede hayatta en sevdiğim grup sahne almak üzereyken sonuna kadar dinleyemezdik!..

moderat_sonar_istanbul

  • Moderat… Moderat..rat..rat..rat.. isimlerini her söyleşiyimde sesim kendi içimde coşkuyla yankılanıyor.. Çok seviyorum.. Daha 3 ay önce konser için yine Zorlu PSM sahnesindeydiler.. Bu istanbul’a üçüncü gelişleri.. daha sonra da yine geleceklerini biliyorum.. İstanbullu dinleyici onları seviyor -ama daha da güzeli- onlar da bizi seviyor, hissediyorum.. Yine inanılmaz güzeldi.. Sasha, son parça Intruder’ı söylerken bir an şöyle düşündüm: “Bu başka bir şehirden bir Sonar videosu falan değil, gerçek.. Şu an #sonaristanbul’dayız ve buradalar!” Hayaldi.. gerçekleşti..
  • Moderat’tan sonra kendini toplamak biraz zor oluyor tabi; belki biraz yemek iyi gelebilirdi.. Fuayedeki Eataly bankosunda pizza ve makarna, alt katta tavuklu pilav harika fikirlerdi.. Ama asıl bunların üstüne bir de Coffeebain tezgahında iyi kahveyi bulunca “valla, bravo!” dedim.. Boşuna demiyorum bu festival fazlasıyla konforluydu diye..
  • Aslında pek bahsetmedim ama festivalin müzik dışında bir de dijital performansları vardı ama ben itiraf ediyorum ki bunlara çok fazla ilgi gösteremedim. Aralarda fuaye alanındaki performans ve enstalasyonlara biraz yetişmeye çalışsak da eksik kaldığımızı kabul ediyorum..
  • Yeniden ana sahneye dönersek DJ Koze’nin bana “işte tam festival ruhu” dedirten performansından bahsetmemek olmaz.. Finalinde ağır ağır dönen gökkuşağı gibi bir ışık demeti önünde çalıyor ve herkes dans ediyordu.. Birbirini hiç tanımayan binlerce insanın müzik ile birleştiği bir festivalde işte en mutlu an budur.. O sahneden inanılmaz etkilendim..

djkoze_sonaristanbul

  • Tüm festival boyunca ışık muhteşemdi; Sadık Avcı da ışık konusunda adeta kendi sanat performansını sergiledi..
  • Saat 03.30 civarında festivalin kapanış performansı için Dj Mabbas’ın setine hazırdık.. Bence bu da festivalin ilginç ve sürprizli anlarından biriydi.. Bilenler bilir; Murat Abbas aynı zamanda Zorlu PSM’nin Genel Müdürü. Yani bu festival dahil burada gerçekleşen tüm etkinliklerin mimarı.. Şimdi harika geçen bir festivalin ev sahibi olarak dinleyiciye son ikramını yapıyor!. Ben DJ Koze’den sonra kimsenin artık dans edecek hali kalmamıştır, birazdan herkes dağılır diye düşünürken set öyle bir başladı ki salon adeta yıkıldı!.. Gerçekten enfes bir setti.. Sabah 05.30 civarı o salondan ayrılırken çok yorgun ama çok çok mutluydum..Çok güzel festival oldu.. Bir elektronik müzik dinleyicisi olarak aşırı mutluyum..
    Tüm bu anlattıklarım biraz da emeği geçenlere teşekkür olsun; müzikseverleri nasıl mutlu ettiklerini bilsinler ve bize gelecek yıl bize yine böyle güzel bir festivalle gelsinler istiyorum..

Gelecek yıl bizi yine çok heyecanlandıracak isimlerle, sürprizlerle yeniden buluşmak dileği ile..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir