“HIPSTER” ŞEHRİ ANTWERP

By | 3 Aralık 2013

antwerp_seyahat_notlari_anvers_rehberi

Tek bir günde en verimli gezdiğim şehir sanırım Antwerp. Genellikle bir günde bir şehri çözemiyorsun, sırlarını keşfedemiyorsun, şehir sana hangi yüzünü gösterdi, emin olamıyorsun..

Oysa Antwerp’te bir saatte çözdüm olayı. Hemen tanıdım, anladım, eminim..

Evde her şehrin bir kutusu olsa, üzerine etiket yapıştırıp tüm hatıralarını da onun içinde korumaya çalışsak Antwerp’in etiketinde şöyle yazar: Hipster Şehri Antwerp!..

 

Görkemli Giriş

Şehre attığın ilk adım her zaman önemlidir. Brüksel treninden Antwerp merkez tren istasyonunun peronuna atılıyor o ilk adım bu şehirde. Gar muazzam bir yapı. Nefis bir mimarisi ve çok görkemli bir de saati var. İlk işim de o saatin fotoğrafını çekmek zaten.

antwerpen_centraal_station_anvers_gezi_notlari

İstasyondaki “free wifi” ağından internete bağlanıp haritamı hazırladıktan sonra istasyonun mimarisine hakettiği alakayı gösterip, şehrin sokakları ile buluşma vakti…

Daha istasyondan çıkar çıkmaz capcanlı bir şehir karşılıyor bizi. Günlerden Cuma, aylardan Ağustos..

Önce elmaslar!

Ön araştırmalarım ve yaptığım plan doğrultusunda ilk ziyaret noktası Diamond District olarak bilinen pırlanta ticaretinin kalbi. İlk nokta olarak seçilmesinin bir nedeni istasyona çok yakın olması ve asıl önemlisi burada ticaret yapan Yahudi Pırlanta Tacirleri’ni henüz işlerine gelirken yakalamak istiyor olmam.

antwerp_diamond_district_anvers_notlari

Aynen planladığım gibi hemen soldaki sokaklara kıvrılarak bölgeye ulaşıyor ve henüz açılmakta olan dükkanlar önünde resmen pusuya yatıyoruz. Az sonra tüccarlar birer ikişer bisikletleri üzerinde görünmeye başlıyorlar. Israrla bekliyor olmamın nedeni inançlarına uygun giyim ve görüntüleri ile bisikletin üzerindeki görüntülerinin oluşturduğu tezat aslında..Bana hep çok ciddi ve gizemli görünen bu adamlar bisikletin üzerinde enteresan bir fotoğraf karesi oluşturuyorlar farkında olmadan.. Hem söyleyin elmas ticareti yapıp işe bisiklet ile giden tüccar başlıbaşına ilginç bir konu başlığı değil mi? Daha çok rahatsızlık vermeden izleyip bir iki çekingen fotoğraf karesi de yakaladıktan sonra olay mahalini terk ediyoruz.İlginç olan, normalde bir kadını vitrine yapıştıracak olan pırlantalara kafamı bile çevirip bakmamış olmamdır!

Şehir turu başlasın

Artık şehirle başbaşayız. Antwerpen. Bu şehrin ismi bana hiçbir zaman Belçika şehri havasında gelmedi zaten.. Yanılmamışım. Karşımda bir Hollanda şehri bulmuş gibiyim.. Havası, insanları, lisanı hatta mimarisiyle sanki Hollanda’dayım..

anvers_seyahat_notlari

Önümüzde tüm cıvıltısı ile uzanan Meir, yol boyu mağazalar var.. Bilinen zincir mağazaların yanısıra Türkiye’de bulunmayan kuzeyli zincir mağazalar, irili ufaklı butikler arasında yürüyüp cazibesine kapıldıklarımızın içine de giriyouz.Henüz yolun başındayız ama günün sonunda iyice anlayacağımız üzere bu şehirde harika dükkanlar ve alacak çok şey var. O yüzden bu noktadan başlıyoruz alışverişe..

anvers_gezi_notlari_antwerp

Gezi programlarında görünen tarihi merkez ve Belediye Binası’nın da bulunduğu meydan, şehir katedrali, kesik elli heykel gibi turistik kategorideki her şey hemen hemen tek bir noktada. Onlara doğru yürürken dünyanın en küçük waffle dükkanı olduğunu iddia eden seyyar tezgahtan birer sade waffle alıyoruz. Sanırım tüm seyahat boyunca en beğendiğim waffle -Brüksel’dekiler de dahil- bu oluyor!..

antwerp_seyahat_notlari

Yukarıda bahsi geçen turistik bölge çok sevimli, oldukça kalabalık, -adı üstünde- turistik!.. Çok oyalanmadan bir tur atıyor, bir iki tarihi avluya giriyor, hediyelik eşya dükkanından magnet koleksiyonumuza katkıda bulunuyor ve sonunda “kahve molasının zamanıdır” diyoruz.

Witzli Poetzli’de kahve

Şehrin en eski mekanlarından Witzli Poetzli bu turistik karmaşadan nispeten uzak, daha sakin bir sokakta..

witzli_poetzli_antwerp_kahve_molasi

Dışarıda sunduğu Antwerp Katedrali manzarasına burun kıvırıp güzel kahvesini küçük, eski ve sevimli iç kısmında içiyoruz. Biz sabah sakinliğinde uğramış olsak da akşamları buraya ciddi kalabalıkların sığdığını hatta caz konserleri düzenlendiğini biliyorum..
Blauwmoezelstaat, 8

witzli_poetzli_antwerp_notlari

Plak, müzik, sanat, sokak..

Buradan itibaren iki kişilik şehir turumuzda serbest zaman başlıyor!..

tune_up_antwerp_record_store_anvers_notlari

Müzik sorumlusunun istikameti güzel plaklar bulmak uğruna: Tune Up
Tune Up gördüğüm en cici plak dükkanlarından biri. Nefis kutular içinde yüzlerce plak, duvarlarında sergi ve burayı daha da keyifli hale dönüştürmek için kafe var… Melktmarkt, 17 Antwerp

Müzik sorumlusunu saatlerce çıkamayacağı güzel bir dükkanda bıraktığıma göre sıra benim planımda: İlk durak gezmek için sabırsızlandığım küçük bir müze: Mayer van den Bergh Museum

Müze yolunda yine harika sokaklardan, deli güzel dükkanların önünden geçiyorum.. Her biri ayrı güzel.. Müze çıkışı hepinizle ayrı ayrı ilgileneceğim, söz!  Ama öncelikle Bruegel‘in dünyaca ünlü Mad Meg ‘ini görmem lazım, çok sabırsızlanıyorum!..

mayer_van_den_bergh_museum_antwerp

8€ giriş ücreti ödeyerek girdiğim bu müze evde sayısız güzel eser görsem de çıkarken yine aklımda en çok kalanlar Bruegel’in şaheserleri oluyor. Hiç unutmamak üzere müzenin kitabını da alıp çantama attıktan sonra keşiflere hazırım..Lange Gasthuisstraat, 19 Antwerp

Caddelerde yürümeye başlıyorum. İlk ilgimi çeken çok fazla ‘Designer Outlet‘ ve ‘Vintage‘ butik olması.. Dünyaya moda açılımını meşhur “Antwerp Six” (Antwerp Altılısı) ile yaptığına göre şehrin moda tasarımı ile bu kadar alakalı olması, sokaktaki herkesin çok renkli ve stil sahibi olması, dolayısıyla da bol bol cazip butik olması çok da garip değil.. Bu günkü ziyaretçisi olarak bu durumun tadını çıkarmak, ilginç bulduğum her dükkana girmek kalıyor bana da. Aynen öyle yapıyorum; birkaç saatimi tasarımcı dükkanları arasında safari yaparak harcıyorum.. Her dükkan garip şekilde bir öncekinden güzel, farklı, her sokak renkli, tüm insanlar güzel.. Tüm bunlara daldığım ara sokaklardaki duvar sanatlarının renkliliği de eklenince daha da keyifleniyorum.. Belli ki bu şehre bir gün yetmeyecek ama olsun, güzel bir keşif oldu yine gelmek için..

antwerp_seyahat_notlari_streetart

Yemek Molası Mint’te

Saat 15:oo, tekrar buluşma vaktimiz gelmiş; o zaman istikamet Melkmarkt’daki De Lux Cafe.. Burada birer bira içip yemek planımızı yapıyoruz.. Gelmeden önce not aldığım adreslerin şu an hiçbir önemi yok, az önce sokaklarda gezerken öyle güzel yerler gördüm ki, onlardan birini denemek varken başka bir adresin peşine düşmeyeceğim. Hatta şu yolda rastladıklarımdan hangisini seçsek diğerlerinde aklım kalacak ama ne yapalım, yemek molası bir tane..

mint_antwerp_seyahat_notlari

Seçenekler arasından Mint-Antwerp‘te karar kılıyoruz. Çok şık bir meydana bakan hem açık alanı hem kapalı salonu bulunan tam bir öğle yemeği mekanı.. Sadece öğle yemeğini bizim gibi geçe bırakan ofis insanları ve birşeyler içip sohbet etmeye gelen şehir yerlileri var..  Bir ton balıklı bir de Camembert peynirli salata, yanına da Antwerp’in lokal birası hangisiyse ondan söylüyoruz. Seçimler mekan da dahil olmak üzere son derece isabetli..Theodoor Van Rijswijckplaats 2

hipsters_of_antwerp

Şöyle bir etrafıma bakıyorum da herkesin bu kadar stil sahibi olmasının Moda Müzesi’nin karşısında olmamızla bir alakası var mıdır acaba?

Daha çok dükkan, daha çok insan, yenilik, farklılık

anwers_alisveris_notlari

Yemekten sonra Nationalestraat üzerinden aşağıya doğru yürümeye arada yan sokaklara girip çıkmaya devam ediyoruz. Yola devam ettikçe bunun bir sonu var mı diye düşünmeden edemiyor insan. İlginç dükkanların, renkli insanların güzel kafe ve restoranların sanki hiç sonu yok..

Volkstraat üzerinde tanıdık bir tabela görünce burada kahve molası farz oluyor: Coffee and Vinyl. Kendisini Kopenhag’dan tanıdığımız kahve ve plak dükkanı şu anki ruh halimize uygun bir mola mekanı olacak..Gerçi içerideki sohbet sırasında diğer Coffee & Vinyl ile sadece isim ve konsept benzerliği olduğu ortaya çıkıyor ama ilk kimdi konusunu hiç açmıyoruz.. Kahve içip plak bakıyor, telefonu şarj ediyor ve internet erişimini kullanıyoruz. Sınırsız hizmet aldığımız dükkandan ayrılırken elimizde yine plak poşeti olduğunu söylememe gerek var mı?..

coffee_and_vinyl_antwerp_plak_dukkani

Yine Antwerp Altılısı’ndan Ann Demeulemeester’in mağazasının da bulunduğu Leopold de Waelplaats’a doğru iniyoruz. Burası daha çok şık restoran ve barların bulunduğu şehrin zengin bölgelerinden.. Geniş caddelerden yürüyüp Antwerp Müzesi’nin oradan sağa yönelip yine merkeze doğru ama farklı sokaklardan yürümeye devam ediyoruz. De Burburestraat, Klosterstraat derken aslında bir ara sokaktan bir kanal kıyısından olmak üzere zig-zaglar çizerek farklı yerler keşfetmeye devam ediyoruz..  Bu yürüyüşte rastladığımız dükkanlar, duvarlar, mekanlarla ilgili bir foto-post yakında..

anvers_gorulecek_yerler_antwerp

Kıyıda Het Steen ve Steenplein yine turistik noktalardan biri.. Bir yanda kanal manzarası, bir yanda tarihi merkez Grote Markt ve devasa etkileyici heykeller; fotoğraf çekmeden buradan geçmek gerçekten imkansız..

Kapanış Willemdok’ta

bar_du_port_antwerp_anvers_notlari

Tüm gün hiç ulaşım aracı kullanmadan buraya kadar varabildiysek MAS Müzesi’nin de olduğu liman bölgesine de yürüyebilir, güneşi burada batırabiliriz diyerek yürümeye devam ediyoruz. Yol üzerinde modern binalar, şık konutlar var.. Willemdok’a yürümek hiç kolay değil; yürüyüş yollarını takip edince yol iyice uzuyor ama başarıyoruz.. Yine bu iç limanda da şık restoran ve barlar var. MAS Müzesi tüm heybeti ile ortada ama ne yazık ki kapanma vakti geldiğinden içini görmek başka bir sefere kalıyor.. Limanın tam karşı ucundaki Bar du Port’ta oturuyoruz. Şu an bulunduğumuz mekan, havadaki koku Marsilya tadında.. Şemsiyelerde de Pastis reklamını görünce kısa bir Marsilya Flashback’i yaratmak üzere veriyoruz Pastis siparişini.. Napoleonkaai 2000 Antwerp

bar_du_poet_antwerpen_pastis

Keyfimiz yerinde..bu şehir güzel..güneşinde pek batmaya niyeti yok gibi..

Saatler sonra Antwerp’ten geldiğimiz gibi trenle, ona doyamadan ayrılıyoruz.. Üzüntü yok.. Yine geleceğiz..

antwerpen_merkez_istasyon_anvers

Kısa kısa notlar

– Brüksel’den Antwerp’e tren ile ulaşım çok kolay. Brüksel Centraal’den Antwerpen Centraal’e tek yön tren bileti 7.10€ ve seferler oldukça sık.. Yolculuk en fazla 1 saat sürüyor..

– Antwerp şehir içi ulaşımı için tek bilet 1.30€ ; bir günlük pass 5€

– Şehrin diğer popüler müzeleri MAS Modern Sanatlar Müzesi, Rubenshuis Rubens Evi, Antwerp Güzel Sanatlar Müzesi ve  ModeMuseum Moda Müzesi

– Popüler alışveriş caddeleri, Meir, Kloostersstraat, Lombardenvest, Nationalestraat, Volkstaat..

– En iyi restoranlar listelerinde ‘T Fornius ve De Foyer var; yerlisinden tavsiye Belçika yemekleri De Taloorkes’de..

–  Antwerp’teki en iyi waffle için adres Queen of Waffle..

Ekstra not: Yazının başında şehirlerin saklandığı kutulardan bahsettim ya, işte öyle kutular var gerçekten!..bizim evde.. Ama bu başka bir hikaye; başka bir zamanda anlatılmalı : )