HAMBURG GEZİ NOTLARI

By | 24 Şubat 2017

 

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Hep merak ettiğim, tanışınca çok seveceğimi hissettiğim Hamburg ile ilk randevumuz hiç tahmin etmediğim bir şekilde Kasım ayının son günlerine denk geldi. Hem şehirde yeni yıl yaklaşırken kurulan pazarlar hem de aynı tarihlerde yakaladığımız en ucuz uçak bileti fırsatını düşününce “seversek yazın da gideriz, bir tadına bakalım” diyerek çok hızlı bir kararla kendimizi bileti aldıktan 15 gün sonra Hamburg’da bulduk. O süre, ilk kez tanışma için gerekli ön hazırlığı yapmaya, ziyaret edilecek birkaç adresi ve önemli notları toplarlamaya yetti. Şimdi aynı hızla -hemen döner dönmez- daha üzerimde şehrin etkilerini taşıyorken Hamburg planı olanlar için kendi defterimden notları ve izlenimlerimi aktarmak isterim..

Önce zorunlu bilgileri en alta atıp en sevdiklerimden başlayacağım:

Hamburg’da Mutlaka…

– Şehir turuna şehrin kalbi Rathaus meydanı ve Jungfernsteig’den başlayın.

Bu iki nokta arası şehrin en hareketli bölgesi. Küçük pasajlar, geçitler, harika alışveriş caddeleri, kanallar ve Alster Gölü ile  ilk selamlaşma için, şehrin karakterine dair ilk izlenimleri oluşturmak için en güzel nokta. Rathaus Belediye Binası’nın görkemi, 1846’da yapılmış Mellin Passage ve Alsterarkaden geçidinin zarafeti, Neuer Wall caddesindeki lüks butiklerin ışıltısı gözünüzden kaçmayacak. İlk manzaralı kahve molanızı da bu civardaki The Coffee Shop’ta verin. Bleichenfleet kanalına bakan yüksek taburelerinden birinde oturup duble espressodan hazırlanmış bir cappuccino içtiğiniz anda bu şehre iyi ki gelmişim diyeceğinizden şüphem yok!.

– Pazar sabahı Fischmarkt’ta kahvaltı yapın.

Hamburg ile ilgili hemen her yazıda rastlayıp çok turistik bir aktivite olduğuna karar versem de itiraf etmeliyim ki şehirde yapılacak en enteresan şeylerden biri pazar sabahı balık pazarında kahvaltı yapmak. Daha hava karanlıkken 5’te kalkıp yola düşüyorsunuz. Yazın sabah 5’te başlıyormuş ama kışın 7 civarı uygun deniyor. Önce bu saatte kim kalkıp gider diyorsunuz ama Landungsbrücken durağında metrodan inip aynı yönde yürüyen onlarca insanı görünce var demek bir bildikleri diyorsunuz. Pazarda önce mezat usulü satış yapan ilginç tezgahlar karşılıyor sizi. Çiçek, balık, bakliyet, baharat, sebze, meyve.. Herşey yarı stand-up’çı esnaflar tarafından  “şu elimde görmüş olduğunuz…” stili bir sürü ürünün üst üste eklenerek flaş bir rakama satılıyor. Üzerinde Hamburg yazan sepetlerde bu şekilde satılan meyvelerden almaya karşı koymak çok zor hatta!. Balık pazarının efsane tuğla binasına girince olayın rengi tamamen değişiyor. Kenarlarda balıktan omlete kahvaltı alabileceğiniz tezgahlar, ortada insanların aldıklarını yedikleri uzun uzun masalar ve banklar, en dipteki sahnede canlı müzik ve kimi hafifçe dans eden kimi kahvaltı yapan insanlar. Direkt gece kulübünden çıkıp gelen de var, sıcak yatağından çıkıp gelen de.. Omlet yiyen de var, balık yiyen de.. Kahve içen de var bira ve hatta plastik kadehte şampanya içen de.. Çok çok acayip bir yer.. Kavrulmuş patates üzeri yumurta, karidesli sandviç ve kahve alıp fondaki canlı müzik eşliğinde buharlanmış pencerelerden gün doğumunu izlediğimizi kolay kolay unutabileceğimi sanmıyorum..

– Speicherstadt’ı keşfedin.

Burası eski tuğla ambarlar ile dolu, hemen her Hamburg fotoğrafına konu olan, özellikle instagram kullanıcılarının çok sevdiği, çok fotografik ve yürümesi çok zevkli bir bölge. Tuğla binalar ve kanallar arasında uzun bir yürüyüş, yorulunca da mola verecek birkaç güzel adres var. Kafferösterei Speischerstadt buradaki en güzel kahve dükkanı. Bir köşesinde dev kahve kavurma makinesinin olduğu koyu renkli loş salonunda kahve-çörek (Hamburg’un tarçınlı çöreği Franzbrötchen) keyfi yapmak ya da kahvaltıya gelmek iyi fikir. Pazar günleri fonda hafif bir canlı müzik de var.. Bu bölgede mümkün olduğu kadar çok köprücükten geçip her açıdan manzaraya bakın; bazı açılar çok keyifli.. Ama bölgenin en imza görüntüsü nerede derseniz tam adres Wasserschloss. İki kanalın birleştiği noktadaki bu muhteşem -adı gibi- “su sarayı” şimdilerde bir restoran ve çay salonu. Soğuk bir günde bizim yaptığımız gibi buraya uğrayıp bir pot nefis çay içip az önce uzaktan fotoğrafladığınız bu güzelliğin içinde olmanın keyfini yaşayabilirsiniz.

– Tarihi Elb Tüneli’nden geçin.

Ziyaretiniz sırasında mutlaka bir saatinizi 1911 yılında yapılan, orijinal adı ile “Alter Elbtunnel”den geçmek üzere ayırın. Özellikle soğuk ve yağışlı bir günde ya da hava karardıktan sonra da yapabileceğiniz bu turistik aktivite en ilginç anılarınızdan biri olabilir. Asansör ile yerin 23.5 metre altına inip yaya yolundan 426.5 metre yürüyerek tüneli geçiyorsunuz. Yaz halini bilemem ama kış günü karşı tarafa geçince yapabileceğiniz pek birşey yok. En fazla karşı kıyı manzarasına bakıp sembol binaları görür sonra da aynı yoldan geri dönersiniz..

– Elbphilharmonie’yi görün.

Şehrin gözbebeği; 2017 Ocak ayında tamamlanarak konser salonu dışında otel, rezidans ve mağazalar gibi bölümleri ile de hizmete açılacak Elb Filarmoni binası, ikonik tasarımı ile şehir siluetinin en önemli parçası artık. Bulunduğumuz tarihlerde anlamlı bir konsere denk gelememiş olmakla birlikte binayı gezenler kafilesine katılmayı ihmal etmedik. Siz de girişten alacağınız zaman sınırlamalı ücretsiz bilet ile Plaza kısmını gezebilir şehre bir de bu terastan bakabilirsiniz.

– Nikolaifleet kanalını keşfedin.

Hamburg kanalları sebebiyle her ne kadar Amsterdam ve Venedik’e benzetilse de bambaşka bir karakteri var.. Şehri dolaşırken bende böyle bir benzerliģi hiç çağrıştırmadı..ta ki şehrin en eski kanalı Nikolaifleet kıyısındaki bisküvi evleri görene kadar. Evet burası gerçekten Amsterdam’ı hatırlatıyor ama bu şehrin ruhu daha başka.. Bu kanal ise şehrin en görülesi, en tatlı köşelerinden.. Hamburg ziyaretiniz sırasında uğramayı ve kanalın arkasındaki Deichstrasse üzerindeki tatlı mekanlardan birinin kanala bakan pencerelerinin önünde mola vermeyi unutmayın. Eminim yaz aylarında kanal üzerine kondurdukları yüzen teraslar da keyifli olacaktır. Benim favori adresim buradaki Nord Coast Coffee. Defalarca gittiğimiz bu harika kahve dükkanına gidip alt katta sağ köşede kanala bakan pencere önündeki taburelerde oturun. menüden şahane bir filtre kahve seçip üşüyen bacaklarınızı kalorifere dayayın ve manzaranın tadını çıkarın.. Gün batarken burada olmak da sabah kahvaltıda güne burada başlamak da ayrı ayrı çok keyifli..

– Kunsthalle Hamburg’a zaman ayırın. 

Almanya’nın sanat müzeleri her zaman çok çekici olmuştur. Hamburg’ta da harika bir güzel sanatlar müzesi var. Pazartesi hariç hergün 10:00-18:00 arası ziyaret edilebilen müzeye giriş haftaiçi 12; haftasonu 14€. İçinde eşsiz sanat eserleri barındıran müzenin benim için en kıymetli bölümü büyük hayranı olduğum Romantik Alman ekolünden Caspar David Friedrich. Max Liebermann, Edvard Munch, Wilhelm Leibl, Lautrec, Manet, Monet, Renoir.. eserlerini burada görebileceğiniz diğer muhteşem sanatçılar. Ayrıca 22 Ocak’a kadar giderseniz Salvador Dali, Joan Miro, Rene Magritte gibi sürrealist sanatın ustalarından oluşan harika bir sergiye de denk geleceksiniz.

Hamburg’da yemek

Hamburg tam bir hamburger cenneti. Otto’s Burger şehirde deneyip beğendiğimiz birkaç şubesi olan iyi adreslerden. Grindelhof ve Schanze’deki şubelerine uğradığımız ve burgerlerini baya beğendiğimiz Otto’s’un duvarında şöyle yazıyor: Could we meat again? :) / Bir diğer iyi burgerci bana snapchat üzerinden gelen tavsiye ile yolumuzu çevirdiğimiz Peter Pane.  Çok fazla çeşidi ve çok güzel ortamı var. Kokteyl barını da düşünürseniz sadece bir burger atıp çıkmak yerine daha uzun da takılabileceğiniz bir adres.

Burger dışında çok sevdiğimiz bir diğer yemek molası Eppendorf’daki Soho Chicken’da tavuk yemek oldu. En son benzer versiyonunu Amsterdam’da denediğimiz mekanda aşırı lezzetli piliç çevirme, coleslaw salata, mısır ve patates var.  Tavuğu çeyrek yarım ya da ortaya bütün söylemek mümkün. Tavuk seviyorsanız ya da “hep domuz eti var yaa” diyenlerdenseniz buraya gidin!.

Merkez civarında dolanırken ani bastıran açlık krizini yatıştırmak üzere rastgele seçtiğimiz Kartoffelstuben yine memnun ayrıldığımız adreslerden. Buraya giderseniz güzel bir et yemeği yanına da mutlaka anneanne usulü yapılan patatesten söyleyin. Döküm bir tava içinde harika bir patates geliyor..

En sevdiğim ve “gitmezseniz küserim” diyeceğim yer de Altes Madchen. Schazenhöfe’deki hangarların arasında konumlanan bu sıcak ve enerjik mekan Pazartesi akşamı gitmemize rağmen tamamen doluydu. Onlarca çeşit kendi taze biraları ve dünyadan iyi örneklerle şehirde iyi bira içmek için en doğru adres. Yanısıra tabakları da çok güzel ama biraz domuz ağırlıklı.. Bence yemekten çok güzel bira içmek için bir akşam gidip yanında da birkaç atıştırmaklık tabak söylemek yerinde bir karar olur.. Yer varsa şömine kenarını deneyin.

Hamburg’da Kahve Keyfi

Eğer kahveye düşkünseniz Hamburg bu anlamda iyi şehirlerden. Speicherstadt Kafferösterei’den, manzaralı The Coffee Shop’tan ve en en en sevdiğim Nord Coast’tan zaten bahsettim.. Bunlara ilaveten;

Playground Coffee’nin Grindelhof’taki yerine uğrayıp birkaç güzel kahve deneyin ve orijinal kutuları ile öne çıkan kahvelerinden eviniz için alın..Ayrıca Rathaus pasajının içinde de bir kiosku var.

Elbgold şehirdeki en iyi kahve dükkanlarından biri. Hem tasarım hem ruh hem de lezzet olarak çok tatmin edici bu adrese ziyaretinizi sabah saatlerine denk getirirseniz şahane kahvaltılarını da denemiş olursunuz. Seçenek epey fazla ama kabak çekirdekli bagel içine krem peynir ve somon harikaydı.

Şehrin alternatif semtlerinden Schanzenviertel’deki  samimi kahve dükkanı Less Political’ın olayı kendi çekirdeklerinin yanısıra konuk dükkanlardan iyi çekirdeklerle de kahve hazırlaması. Mesela Berlin’in çok sevdiğimiz Five Elephant ve Bonanza Coffee Heroes çekirdeklerini burada bulabilirsiniz.

Public Coffee Roasters, Komponisten mahallesinin kırmızı tuğlalı tatlı sokaklarında yürüdükten sonra iyi bir kahve molası vermek isterseniz  doğru bir seçim olacaktır.

Balz und Balz ise Eppendorf semti sakinlerinin buluşma noktası niteliğinde. Bir ihtimal benim gibi meraktan bu civara gelirseniz bir cappuccinosu içilir.

Tornqvist de St. Pauli sokaklarının üçüncü dalga kahvecisi olarak minimal dekoru ile tam kuzey havası estiriyor. Yine burada da farklı dükkanlardan çekirdekler bulmak mümkün..

Kokteyl zamanı

Siz de seyahatlerinizde birkaç kokteyl bara mutlaka uğramayı alışkanlık haline getirenlerdenseniz Hamburg’ta da güzel alternatifleriniz olacak. Bu kez denediğimiz 4 farklı adresten beğenmediğimizi eleyerek diğer üçünü paylaşıyorum:

Arkadaş tavsiyesi ile defterime not düşüp öncelik tanıdığımız The Chug Club’da keyifli vakit geçireceğinizi düşünüyorum.  Kokteyllerin yanısıra küçük shotlar şeklinde hazırlanan chug dedikleri sistem var. St. Pauli civarında denenebilecek en düzgün seçeneklerden biri. Oldukça sıcak ve hoş bir atmosferi var.  / Yine St. Pauli’de biraz daha kalabalıktan uzak, lokallerin takıldığı çok acayip bir yer The Walrus. Acayip diyorum çünkü burada olmak bir süreliğine bir David Lynch filmi içinde olmak gibiydi. Kel kafalı, uzun sakallı ve kıpkırmızı ojeli barmenimiz son derece snob tavırları ile bize kokteyllerimizi hazırladıktan sonra kendini seçtiği müziklerin etkisine bıraktı.. / En etkileyici, kişisel kokteyl tarihimin best of listesine girecek deneyimlerden bir olan Le Lion’u kesinlikle denemelisiniz. Rathaus’un arkasındaki sokaklarda kapısına yanaşıp zili çalın. Sakin bir akşamsa bizim gibi Le Lion – Bar de Paris; eğer Cumartesi gibi yoğun bir akşamsa Le Lion – Pine Bar’da yer bulmanız olası. Mümkünse bara oturun. Süper, über, fena artist barmeninize “amber” sipariş edin. hazırlarken her hareketini inceleyip tadını çıkarın. Süsü püsü olmayan, o iddasız bardak önünüze bırakıldığında tek iddiası tadı olacak..

Hamburg’da alışveriş

Kesinlikle alışverişe teşvik eden, buna çok müsait bir şehirdesiniz. Neuer Wall ile Gansemarkt arası altın üçgen olarak bilinen alışveriş bölgesi. / Mönckebergstrasse’de bildiğiniz markaların çoğunun dükkanı var. /Schanzenviertel’de ve Karolinenviertel’de daha çok küçük konsept dükkanlar ve daha alternatif zevklere hitap eden dükkanlar var. / Bu anlamda Marktstrasse üzerindeki dükkanlar oldukça tatlı. Favorilerim ise Snaps Hamburg, Kunsthaltestelle Shop, Maison Suneve ve Vundermarkt adlı dükkanlar.. All My Friends, Azurer Collection Store Minimarkt ve Mono Concept Store ise Schanze’de ilgimi çeken dükkanlar..

Merkezde Apropos  Concept Store, Falkenhagen Şapkacısı (1916) ve Walter Eisenberg Şapkacısı (1892), Chi Chi Fan Hamburg uğranılası adresler..

Klasik turistik hediyelikler daha çok Reeperbahn üzerindeki dükkanlarda ve Fischmarkt’ın girişindeki tezgahlarda var. / St.Pauli t-shirtü almak isterseniz ki, en popüler hareketlerden biri.. Bu dükkanlardakiler biraz uyduruk. En güzelleri Bidges & Sons St.Pauli’de var ama ben beğendiğimiz bedenini bulamadığım için bir sonraki sefere bıraktım :) Yine turistik hareketler kapsamında Nivea’nın bir Hamburg markası olduğunu düşünürsek belki Jungfernsteig’deki mağazasına uğramak ve sevdiklerinize hazırlanmış setlerden almak istersiniz ama çok şart mı? Bence değil :)

Şehrin en tatlı gurme dükkanı birkaç farklı noktada şubesi olan Mutterland. Mutlaka uğrayın; her ambalaja, her pakete hayran olup eve taşımak isteyeceğiniz garanti. Buradaki tabaklara da göz atmayı unutmayın. Ben üzerinde HAFENLIEBE yazan tabağıma biraz aşığım!..

Her köşede bol bol süpermarket, kozmo-market vs.. var, eve taşımak istediğiniz ihtiyaçlar için aklınızda olsun..Ancak şehirdeki her yer ve herşey gibi Pazar günleri kapalı. Alışverişlerinizi asla Pazar’a bırakmayın.

Haftasonları kurulan bit pazarları da vakit geçirmek için keyifli alternatifler. Dönemsel olarak değişmekle birlikte biz Cumartesileri 08:00-16:00 arası kurulan Flohschanze’ye uğradık. Kulturfabrik’te Antik Design Vintage ve Fabrik gece kulübünün Pazar sabahları kurulan Flohmarkt’ına da göz atabilirsiniz.

Son olarak Hamburg’da çok güzel plak dükkanları var;

Schanze semtinde Zardoz Records, Slam Records ve Rekord.net uğradığımız plakçılar oldu. Bunlar içinden bizim için en verimlisi Zardoz’du.. / St. Pauli semtinde Otaku, Smallville ve Freiheit & Roosen’e uğrayıp en çok Otaku’dan keyif aldık. / Karolinenviertel’deki Groove City Records yine çok sevdiklerimizden.. elinde bir sürü de Türk plağı var :)  Grindelhof’daki Plattenrille ise eskiler arasında uzun zaman geçirilecek cinsten bir dükkan.. Gittiğiniz ilk plak dükkanından bir hamburg plak dükkanları listesi isteyin, küçücük bir broşür verecek; ilginiz çekenleri gezebilirsiniz.

Nerede ne Var?

– Şehrin tam ana merkezi Belediye binasının ve merkez tren istasyonunun olduğu noktalar. Buralara gelmek için metronun U / Rathaus –  Hauptbahnhof Süd ya da Nord / Jungfernsteig gibi duraklarını kullanın. Genellikle iki metro durağı arası yürünebilir uzaklıkta ve şehir düz. Biraz yürümekten çekinmeyin..

– Tuğla cepheli ambarların semti 1800’lerden günümüze ulaşan nefis Speicherstadt, şehrin yeni cazibe bölgesi Hafen City  projesi ile entegre edilmiş.  Ancak Hafen City denen bölgenin bol bol inşaat ve rezidans içermesi dışında çok cazip bir yanı olduğunu “şimdilik” düşünmüyorum. Her ne kadar bir çok kaynakta 25 Hours Hotel odak alınıp şimdiden “hip bölge” ilan edilse de bence Hafen City’nin sevilesi bir yer olması için çook zaman var. Bölgenin Speicherstadt kısmında Hamburg Dungeon, dünyadaki her güzel yerin minnoşunun bulunduğu Miniatur Wunderland gibi turistik cazibe noktaları, hatta detaya girersek baharat müzesi, kahve müzesi gibi ilginç noktalar var..

– Şehrin alternatif semti Schanzenviertel plak dükkanları, küçük dükkanları, renkli, graffitili duvarları ile en keyifli bölgelerden.. Elbette meraklısına!.. U / Sternschanze ve Feldstarsse metro duraklarından ulaşılabilir.

– Schanze’nin komşusu Karolinenviertel, özellike Marktstrasse ve çevresindeki sokakları ile çok tatlı ve küçük bir alternatif mahalle.

– St. Pauli tüm dünyada bir gece hayatı bir de futbol takımı ile öne çıkan renkli, ışıklı bir semt. Popüler gece hayatı, ile pek haşır neşir olmasak da daha arka sokaklarındaki lokal hayatı, plakçılarını ve yine duvarlarını pek sevdik. Müzikallerin renkli neon tabelaları ile aydınlanan Reeperbahn da yine bu semtte.. Buradan ötesinde Türk mahallesi Altona başlıyor..

– Eppendorf şehrin gözden uzak, lokal ama şık semti. Kendine has küçük dükkanları, cafeleri ve şık binaları belki herkesin ilgisini çekmez ama benim çekti!

– Grindelhof Eppendorf’un bir diğer şık komşusu. Yer yer Londra yer yer Kopenhag çağrışımları yapan semtte aylak kaşifler için güzel şeyler var.

– Bir Alster nehri bir de Planten und Blomen Botanik parkı özellikle yaz aylarında vakit ayrılması gereken yeşil/mavi köşeler ama kış mevsiminde dolaşmak çok çekici değil ne yazık ki..Hatta ben bu anlamda Stadtpark’ı da çimlerine yayılmak üzere yaza bıraktım mesela!

– Şehirde neyi sevmedin sorusuna numune cevap niteliğinde semt: Portugiesenviertel; yani Portekiz Mahallesi. Her köşe başında bir Portekiz lokantası, dış cephesi çok güzel bir kahve dükkanı (Milch), partal birkaç pastane.. Hepsi geç açıyor, biraz da suratsızlar, ruhsuz buralar.. Ben Portekiz’e gitme planlarımı birkaç yıl erteledim, o derece!

– Portekiz mahallesinden yukarı doğru vurunca şehrin en güzel manzara noktalarından St. Micheliskirche.. Saat kulesinden manzara şahaneymiş ama ne yazık ki gittiğimiz dönem kapalı olduğundan bu bilgiyi şahsen doğrulayamadım. Ancak çevresi de kilise de güzel..

– Alster gölüne bir yakadan komşu olan semt St. Georg, Lange Reihe caddesi üzerinde sıralanmış dükkanları ve Cafe Gnosa gibi lokal adresleri ile biraz zaman ayrılabilecek semtlerden.

 Hamburg’da Ulaşım ve Konaklama

Hamburg havalimanından şehir merkezine en kolay ulaşılan şehirlerden biri. Havalimanından çıkıp yeşil yuvarlak içindeki S logosunu takip ederek S Bahn istasyonuna geçin. Buradan kalkan tüm trenler şehir merkezi yönünde gidiyor; yanlış trene binmek imkansız!. Yolculuk yaklaşık 25 dakika sürüyor. Hamburg Hauptbahnhof (Hamburg Merkez Tren İstasyonu)’da inerek dilediğiniz yöne aktarmanızı da buradan metroya geçerek yapabilirsiniz. Bilet 3.20€ ve daha valizinizi beklerken bagaj bantlarının yanındaki makinelerden bile alabilirsiniz.  Varış saatinize göre bu tekli bileti almak yerine şehiriçi ulaşımında da kullanabileceğiniz günlük bilet ya da 9-6 bileti denen versiyonu da seçebilirsiniz. 2 bölgeyi kapsayan bu biletlerden alırsanız hem havaalanından merkeze ulaşır hem de günün kalanında aynı biletle ulaşımınıza devam edebilirsiniz.

Geri dönerken de havaalanına yine S Bahn’ın S1 hattını kullanarak kolayca ulaşabilirsiniz. Ancak burada dikkat edilecek önemli bir detay var; Havaalanı yönünde S1 hattına bindiğinizde önden ilk 3 vagonda olduğunuzdan emin olun. (Trenin diğer üç vagonu yolda ayrılıp başka yönde devam ediyor, ilk 3 vagon havalimanına geliyor)

– Şehirde ulaşımı kullanırken sadece havalimanının da dahil olduğu merkezde dolaşacaksanız 2 bölgeyi kapsayan ring AB bileti almanız yeterli. Metro olan yerlerde mavi kare U tabelası banliyö treni olan yerlerde de yeşil yuvarlak S tabelası göreceksiniz. Metrolarda aktarma bazen bir trenden inip tam karşıda aynı anda duran vagona geçmek şeklinde olabiliyor, hat değiştirmek oldukça zahmetsiz. Her saat ulaşımı kullanmak mümkün, özellikle haftasonları seferler hiç bitmiyor..

– Sabah 9’dan ertesi sabah 6’ya kadar geçerli 9-6 biletleri 6.2€ / Normal günlük biletler 7.60€ / Eğer iki veya daha fazla kişiyseniz ve hep birarada gezmeyi planlıyorsanız 9-6 Gruppen Kart alıp 5 kişiye kadar 11.60€ ödeyerek tüm gün kullanabilirsiniz. (Biz ayrı ayrı da gezdiğimiz için bu tip kartlar bize uymuyor :)

– Haftalık biletlerin 2 bölgelik fiyatı 17.10€.  4-5 gün ya da daha fazla kalmayı planıyorsanız bu biletler daha ekonomik olabilir ancak her bilet makinasından bu seçenek bulunmayabilir. Bu arada bazı makinelerde Türkçe menü de var :)

– Yine bilet makinelerinden alınabilen Hamburg Card’ın da tekne ulaşımını da kapsayan avantajlı seçenekleri var. Tüm ulaşım alternatifleri ve detaylı bilgiyi  hvv.de sitesinden inceleyebilirsiniz.

– Biletiniz aldığınız anda üzerine tarih basıldığı için ayrıca bir makineye sokup tarihlendirmeye gerek yok. Otobüslerde inmek için düğmeye basmak yetmiyor bir de kapıyı açma düğmesine basmak gerekiyor(muş) Tecrübe ettik; niye açmıyor adam yaa derken kendimizi bir sonraki durakta bulduk; oradan biliyorum :))

– Hamburg kanalları, gölleri, nehirleri ile tam bir kıyı şehri olunca ulaşımın bir de su üzerinden yürüyen ayağı var ama inanın hava -2 seviyelerindeyken ve çok sis varken o yolu kullanmayı aklınızdan bile geçiremiyorsunuz. Biz şehirle ilgili sulu maceraları bir sonraki sefere bıraktığımız için ulaşımın bu yönü ile ilgili çok detay verememekle birlikte metronun U / Landungsbrücken durağından farklı yönlere doğru kalkan pek çok feribot olduğunu söyleyebilirim. Buradaki 3. iskeleden kalkan no.62’nin yolu baya manzaralı diyorlar :)

Hamburga’da konaklama için hala yerinizi ayarlamadıysanız Altstadt bölgesinde, merkez tren istasyonu Hauptbahnhof çevresinde sorunsuz bir şekilde konaklayabilirsiniz.

Hamburg’da Yeni Yıl coşkusu

Eğer bizim gibi yeni yıl yaklaşırken yolunuz Hamburg’a düştüyse şehrin en ışıltılı halini yakalayacaksınız. Şehrin hemen her bölgesinde irili ufaklı yeni yıl pazarları “Weihnachtmarkt” kuruluyor. El işi tezgahları, biblolar, yılbaşı süsleri, çikolata ve şekerlemeciler, sosis ve sokak yemekleri tezgahları, glühwein (sıcak şarap), renk, ışıltı ve eğlence.. Hemen bir kupa sıcak şarap kapıp kalabalığın arasına karışın.(Fincanlar için şarap alırken 2-3€ kadar bir depozit ödeniyor. Fincanı iade edince paranızı geri alıyorsunuz)

En büyük ve en görkemlisi belediye meydanındaki Rathaus Weihnachtmarkt. Bazı geceler, bazı saatlerde Noel Baba’nını kızağı ile uçarak üzerinizden geçtiğine şahit olabilirsiniz :)

Jungfernsteig ve Santa Pauli’deki pazarlar da oldukça keyifli.. Santa Pauli’deki bölgenin ruhuna uygun olarak daha gece kulübü ve konserler konsepti ile çok eğlenceli hazırlanmış.

Möckebergbrunnen’de Winterland in Hamburg; Stadthausbrücke yakınında Fleet Weihnachtmarkt  ve Gansemarkt meydanı rastlayacağınız diğer büyük yeni yıl pazarları.

İlk Hamburg ziyaretinin notları burada bitiyor. Ancak defterimde henüz denenmemiş bir sürü adres ve yaz aylarını bekleyen bir sürü not var. Bu da demek oluyor ki Hamburg tek seferde tüketilmedi. Bu iyi bir şey.. Bir şehri bitirirsen bir daha gitmek istemezsin. Ben Hamburg’u bitirmedim ve tekrar istiyorum.. Hem de çok..

Yakın bir zamanda fotoğrafları da ekleyeceğim. Hamburg seyahatinden paylaştığım fotoğraflara intagramda #gezicigunlukhamburg etiketinden ulaşabilirsiniz.

10 thoughts on “HAMBURG GEZİ NOTLARI

  1. Gözde Özkan

    Selamlar,

    Hem snapchatten hem de instagramdan Hamburg paylaşımlarınızı takip etme şansım oldu. Ocak ayının başında benim de bir Hamburg planım var. İş için Frankfurt’a gideceğim oradan da hafta sonumu Hamburg’da değerlendirip dönmeyi planlıyorum. Aklımda nerelere gideceğim sorusu sayenizde kalmadı :)) 2 günde önerdiğiniz ve gidebildiğim çoğu yere gitmeyi planlıyorum. Ancak henüz kalacak yer konusunda karara varamadım. Siz nerede konakladınız? Frankfurt’tan trenle geçip, dönüşü uçakla yapacağım. Hem tren istasyonu hem de havaalanına yakın merkezi bir otel öneriniz olur mu? Bir de yalnız gidiyorum tedirgin olacak bir durum yoktur değil mi :) Varsa da gerçi çok geç olabilir artık ama sormadan edemedim. Çok uzun yazdım kusura bakmayın, önerilerinizi paylaşabilirseniz sevinirim.

    Sevgiler,

    Gözde

    1. Gezici Günlük Post author

      Merhaba :)
      Eğer Hamburg Altstadt bölgesi içinde, merkez istasyon Hauptbahnhof’a yakın bir konaklama alternatifi bulabilirseniz iki şehir arasında ulaşımda da sıkıntı yaşamadan ve çok vakit kaybetmeden gezebilirsiniz. Ama genel olarak şehrin her yönüne doğru ulaşım sorunu yok zaten.. Şehir oldukça güvenli, tedirgin olacağınız bir durum görmedim ben açıkçası.. Ben eğer kaldığım otelden çok memnun kalırsam ya da genel olarak herkese uyabileceğini düşünürsem otel ismi paylaşıyorum. Herhangi bir tereddütüm olursa otel ismi paylaşmamaya özen gösteriyorum. O sebeple isim vermedim bu kez :) Umarım seyahatiniz güzel geçer.. Sevgiler.

      1. Gözde Özkan

        Çok teşekkürler paylaşımlar, öneriler ve temenni için :)

  2. Ladygezgin

    Merhaba,
    İnstagram sayesinde bloğunuzu buldum, paylaşımlarınız çok faydalı. Benim de kendi seyahatlerimi ve keşfettiğim yerleri paylaştığım bir bloğum var. Sizi severek takip ediyorum, başarılar:)

  3. merve

    Merhaba, öncelikle blog çok keyifli, ellerinize sağlık :) Biz de mart sonu 4 günlük bir Hamburg gezisi planlıyoruz. Karış karış gezebilmek için sizce konaklamada hangi semt ya da bölgeye bakmalıyız?

    1. Gezici Günlük Post author

      Hamburg ulaşım açısından çok sorunsuz bir şehir. S bahn ve U bahn ile; dakik otobüsleri ile her köşesinde günün her saati kolayca ulaşılabiliyor ama standart olarak merkez istasyon Hauptbahnhof’un çevresinde bir konaklama en kolayı olur diye düşünüyorum. İyi eğlenceler Hamburg’da!. :)

  4. cengiz selçuk

    Gitmek istediğim şehirlerden birisi. Özellikle dünyanın en fazla köprüsüne ait olması beni çok şaşırtmıştı..

    Yazınız ayrı bir güzel..

    tebrikler.

Comments are closed.