FERRARA’DA ZAMAN YOLCULUĞU

By | 10 Kasım 2014

ferrara_gezi_notlari_kuzey_italya_gezisi

Daha seyahate çıkmadan gezinin bu kısmı heyecanlıydı benim için.. Ferrara. Küçük İtalyan şehri. Küçük ama zengin.. her anlamda..

Zaten beklentiliydim gelirken; araştırmalarım bana ‘beklentili ol’ diyordu çünkü..

Beklediğimden da fazlasını buldum. Etrafı surlarla çevrili bir şehir ve tam göbeğinde ihtişamlı kale.. bu ilk kez rastladığım bir şey; şehrin dokusundan etkilenmemek mümkün değil..

Sıradan bir şehir değil Ferrara; ben de onu sıradan anlatacak değilim. İki ‘an’ paylaşacağım, gerisi zaten teferruat..

image

I./

Ferrara bisikletler şehri. Hatta sloganı bu. Ayak uyduruyor, biz de Ferrara’nın bisikletlilerinden olmayı seçiyoruz. Bisikletleri kiralayıp çantaları sepetlere atıyor merkezden başlıyoruz tura..  Ana caddelerden ayrılıp ilk aralıktan dalmamızla ortaçağın içinde buluyoruz kendimizi. Daracık taş örme sokaklar, eski binalar, kapısına bisiklet dayanmış binbir güzel ev.. Herşey eski, sanki çağlar öncesinden. Ghetto sokakları.. Arada tek tük bisikletli yanımızdan geçerek az ileride park edip, evine giriyor; turiste alışkın olmayan gözler yabancı olduğumuzu anlayıp merakla bakıyor.. Halkayı genişletip uzak mahallelerde dolaşıyor, Parklardan geçiyoruz; huzurun içinden.. Yine de ‘o’ sokaklar çekici geliyor, tarihin tozsuz sokaklarına tekrar dalıveriyoruz.. Labirentin içinde yön duygumuzu tamamen kaybedip güzel sokakların tadını çıkarıyoruz. Minicik bir meydan kahvesi çıkıveriyor karşımıza. Evet, aynen minik bir köy meydanı, bir kahve dükkanı ve karşısındaki kırlık alanda birkaç masa.. Masalarda köyün ahalisi!.. Bu fırsatı kaçırmıyor, bisikletleri park ediyoruz hemen. Kilit milit yok; yani var da takmaya gerek yok..  Tek boş olan masaya oturuyoruz. Ben koşup siparişlerimizi veriyorum; macchiato ve acqua frizzante.. Kahvemizi beklerken masalarda dönen muhabbete de kulak misafiri oluyoruz. Muhabbetten çok, durum komik. Herkes başka masada oturmuş ama masadan masaya sataşma, yoldan geçenle atışma!.. Arada da bize meraklı kaçamak bakışlar atmayı ihmal etmiyor amcalar. Biz gayet direkt bakıyoruz ama ilk hamleyi de onlardan bekliyoruz. O hamle hiç gelmiyor.. Muhtemel dil problemleri yüzünden amcalar ile birkaç saatliğine “yerli” olmaya çalışan bu turistler bir türlü kaynaşamıyor..  Ama an öyle keyifli ki.. Bisikletten biraz yorulmuşuz, kahveler mis; hava püfür, dalların arasından yansıyarak etrafı süsleyen güneş, kuş cıvıltısı, ahaliden İtalyanca mırıltısı.. keyfi tarifsiz, öyle güzel bir an. Sanki dün de bu kahvedeydik; yarın ve haftaya da olacağız gibi hissettiren şehrin ruhundan çalınmış bir an…  Tekrar bisikletlere atlarken müdavimlere kaçamak bir gülümseyiş ile veda.. Yolun devamında ağzımız kulaklarımızda. Kapamazsak sinek kaçacak!.
image

II./

Akşam beşte açıldığını biliyoruz. Öyle açılır açılmaz da koşmuyoruz; yediye kadar kendimizi orada burada oyalayıp iyice acıkınca tam tezgahın dibinde sotalanıyoruz. Mekanımız Pizzeria Orsucci Armando. dal 1936. Tezgahın arkasından siparişimiz soruluyor. Öyle ingilizce Mingilizce yok!. Turist mi? O da Ne?  2 birre grande; 1 pizza; 2 Ceci… Başlangıç siparişi bu. Pizza sadece iki çeşit. Margherita ve tuzlu balıklı Alici. Tabi ki racona uygun Alici diyorum ve bıyık altından ‘aferin evladım’ manasında bir gülümsemeli onay alıyorum ustamızdan. Yine yabancı olduğumuz tüm masalarca anlaşılmış ve tüm dikkatler üzerimizde!. Pizza İtalya standartlarında fena değil ama Türkiye standartlarında gayet iyi!. Ama asıl olay nohut unundan Ceci. (çeçi diye okunuyor) Liguria bölgesindeki Farinata’nın bir versiyonu diyebileceğimiz Ceci koca bir tepside sıvı halde gelip, odun fırının içinden birkaç dakika içinde nar gibi çıkıyor. Bilenler bilir, görünümü, tadı en çok Ünye ve Fatsa’da evlerde yapılan mısır ekmeğini andırıyor. Birazcık da yağlı ama müthiş bir lezzet. İçeride ve kapı önünde tüm masalar dolu ve siparişler havada uçuyor. Racon siparişi toptan değil yedikçe vermek… Sürekli “due fette ceci” deniyor; usta tekrarlıyor, kesiyor, yenisini yapıyor. Ben de sesleniyorum aynen “due fette ceci per favore!”  Ya ben söyleyince niye herkes gülüyor ki? Taburelerden ne zamandır sohbete girmeye çalışan bir adam başlıyor konuşmaya.. Zorluyor ama çok anlamıyorum, turistim diyorum.. Bunun üzerine herkes konuşmaya başlıyor!. Tam bir komedi. Bu İtalyanlar böyle, illa ki konuşacak anlatacak, zorla anlayacaksın onu!.. “Anlamıyorum” literatürde yok!.. Bir şekilde anlaşıyoruz, nereden geldiğimiz, burayı nasıl bulduğumuz, buradan nereye gideceğimiz, Ferrara tarihi,… muhabbet sonsuz. Kaç Ceci yedik şimdi hatırlamıyorum ama şu an olsa tek başıma bir tepsi yerim; onu biliyorum. Hatırladığım mekanı terkederken 15 € hesap ödediğimiz ve herkes ile birbirimize el sallayarak vedalaştığımız..
Via Saraceno, 116 (merkezdeki Orsucci değil)
Bu güzel keyifli gece, bu kağıt üstünde yenen salaş ama nefis yemek hiç unutulur mu?.
image

Ferrari deneyimi kafamdaki bir şeyi iyice netleştirdi diyebilirim: Gelecek yaz yine böyle küçük ve az uğranan İtalyan şehirlerinde birer gün geçirilerek yepyeni bir rota planlanacak…

Ferrara. “Ekmeğin köşesini kim yiyecek?” tartışmasının olmadığı şehir. Ekmeği çıtır şehir.. Bisikletli şehir.. Cazlı şehir..Keyifli şehir. Güzel şehir… Ya işte çok güzel bir şehir!..

Kişisel olarak Ferrara’ya dair anlatacaklarım bu kadar ama sizin için yazacaklarım henüz bitmedi.

Gün olur yolunuz Ferrara’ya düşerse eğer işte gerekli adresler, öneriler:

Al Brindisi: 1435’ten beri hizmet veren, dünyanın en eski şarapevi. Hala o eski ve otantik halini koruyor, akşam mutlaka uğranmalı. Via Guglielmo Adelardi 11 (Sokağın devamında bisiklet kiralayabileceğiniz bir dükkan da var..)

Osteria del Ghetto: Geleneksel ve keyifli bir akşam yemeği için ghetto’nun tarihi sokaklarından iyi bir alternatif.  Via della Vittoria, 26

image

Caffe Artlife/ Caffe Penazzi dal 1926: Tarihi kahve kavuruculara ilgim malum. Penazzi’yi bulup, kahvesini içmekten, ev için aldığımız kahvenin paketleme seramonisinden ne kadar keyif aldığımı anlatamam ama kapıya çıktığımda sürekli zıpladığımı söyleyebilirim!.. Piazza delle Repubblica, 27-29

Hostaria Savonarola: Otelimiz tarafından meşhur Cappellacci di Zucca yememiz için önerilen tipik lokanta bulunduğumuz gün kapalı olsa da listemize giriyor. Piazza Savonarola, 14

Peki o tipik yemek ne derseniz hemen açıklayayım: İçi balkabağı dolgulu enfes, iri ebatlı tortellini diye tarif edebilirim. Geleneksel olarak tereyağlı ya da Bolognese soslu servis ediliyor ki Bolognese soslusunu denemiş biri olarak efsane bir lezzet olduğunu söylemeliyim. Özellikle tatlı/tuzlu yemek severlerin kaçırmaması gereken bir Ferrara tadı.

Ayrıca Salama di  Sugo ve Pasticcio di Maccheroni tadılabilecek diğer geleneksel yemekler. Bölgenin üzümü Sangiovese. Tatlı olarak da tıpkı Siena’daki gibi burada da baharlı tadı ile pek sevdiğim Panpepato var.

image

Unutmadan; o çok köşeli, komik tipli Ferrara ekmeği de mutlaka tadılsın. İsmi Coppia ama yerel ağızda Ciupeta oluveriyor!..

Trattoria il Sorpasso: Burası da o meşhur kabak dolgulu makarnayı yemek için kurtarıcımız olan samimi ve farklı trattoria. Şef elinden çıkma menü her ay mevsim şartlarına göre değişiyor..

Ferrara Jazz Club: Ferrara aynı zamanda cazın da şehri; her yıl düzenlenen bir de caz festivali var. Silindir biçimli tarihi binada konumlanan caz kulübü ise birçok şehri kıskandıracak nitelikte. Şık bir yemek ya da bir kadeh içki eşliğinde caz dinlemek için programını incelemyi unutmayın. Via Rampari di Belfiore, 167

Yedik, içtik, bisiklete bindik; arada bir de Chiesa di San Giorgio, Castello Estense di Ferrara, Casa di Ludovico Ariosto ve Palazzo Schifanoia‘yı gördük mü Ferrara seyahati şahane geçti demektir..
image

2 thoughts on “FERRARA’DA ZAMAN YOLCULUĞU

  1. Çaykitapveşehir

    Tam da Ferrara’da geçen nefis bir roman okurken (Finzi-Contini’lerin Bahçesi) bu Ferrara şehri tanıdık geliyor, bunu bir yerde okumuştum dedim kendi kendime.
    Ve tabii ki gezici günlük gitmiştir buraya dedim, başka kim olabilir ki ? Bu küçücük şehri zaten ancak gerçek bir gezgin keşfederdi. Kitaba çok güzel eşlik etti bu güzel yazı ve fotoğraflar. Kitap bitti, Ferrara gidilecek yerler listesine, yazı ise tekrar tekrar okunacaklar listesine eklendi.
    Teşekkürler ve çok sevgiler

    1. Gezici Günlük Post author

      Çok mutlu oldum :) Ferrara şimdiye kadarki gezilerim içinde özel bir yeri olan çok enteresan bir şehir; çok sevmiştim.. Sizin kitabı da ben not aldım o zaman :)

Comments are closed.