DENEME BİR.. Kİ.. ÜÇ..

By | 12 Nisan 2015

image Haftasonu epey aradan sonra ilk kez Karaköy’deydik.. Arabaya zar zor park yerini bulup yaya olarak adım attığımız daha ilk sokakta neden haftasonları bu semti sevmediğimi hemen anımsadım!.. Cicilerini giyip kendini buraya atmış yoğun bir kalabalık..(cici derken aslında “çabasız şıklık” havasında elime ne gelirse giyip çıktım etkisi yaratılmak istenen ama oysa ki üzerinde epey mesai harcanmış kombinlerden bahsediyorum.) O meşhur sevdiğim sokak artık en sevmediğim. Gürültülü, mekan karmaşalı,artık kimin hangi kafede oturduğunun ayırt edilemediği kadar yoğun ve karmaşık kalabalık; masalarda oturan kimsenin de pek mutlu görünmediği.. Herkes sanki mecburmuş havasında burada.. Yol üzerindeki graffitiler ile kaplı renkli duvarların önünde poz verenler, atlayan, zıplayanlar instagramik kareler peşindekiler arasından geçip Souq’a doğru yöneliyoruz.. Souq bu haftadan itibaren her hafta sonu yapılacakmış. Şimdi o zaman buna da bir “Karaköy geyiği” diyen de çıkacaktır ama en azından burada her hafta farklı tasarımcılar, yeni küçük markalarla tanışma fırsatı var. Açıkçası içeride de pozitif bir enerji hakim. Sebep etrafa yayılan Petra kahve kokusu da bile olabilir!.. Kahve azaltma çabasına girdiğimden beri hiç Petra’ya gitmediğim için koku bana çok davetkar geldi ve hemen bir fincan nefis Columbia’yı kapıverdim. Benim için öyle kıymetli bir an ki, girişteki tuğla duvara yapılmış çiçek aranjmanı Souq yazısı önünde o “geyik” pozlardan birini vererek bu anı arşivledim. image Tekrar Souq’a dönersek bu hafta öne çıkan üç detay vardı benim için; 1) Karaköy Junk sayesinde mekana satış için getirilen çellodan yapılma kahve sehpası. Öyle zarifti ki, umarım onu çok seven birisinin olmuştur.. 2) ScarfAce tasarımı ipek eşarplar.. Özgün desenleri ile dikkatimi çeken eşarplardan istediğim deseni o an edinememiş olsam da yakında bir ScarfAce sahibi olacağım gibi geliyor!. 3) Krop Knives’in el yapımı bıçaklardan oluşan standı. ‘Board’lardan yapılan özel üretim bıçaklar, keşke bir arkadaşım şef olsa da ona hediye etsem denecek ince iş şef bıçakları, stil sahibi peynir kesiciler… Standın başındaki Sinan Bey onları nasıl özenle yaptığını ve tüm ürünlerin özelliklerini çok keyifle anlatıyor.. image … Akşamüstü semtin en yeni mekanlarından biri olan Ops Passage’ın barında oturup birşeyler içiyoruz. Mekan dekorasyon olarak oldukça keyifli olmuş. Barında kokteyller içip, akşam yemeyi yemek için uygun bir mekan. Ayrıca Fransız Geçidi’nin içinde olması da ayrı keyif. Bu geçidin sonunda yanyana birçok mekan ile dolması benim hoşuma gidiyor ama umarım bu söylediğimden de gelecekte pişman olmam!.. image İçkimizi içerken yemek menüsünü de incelediğimiz mekanı akşam yemeği için denemeye değer buluyoruz. Birkaç saat sonrasına rezervasyon yaptırıp aynı gün aynı mekanı ikinci kez ziyaret ediyoruz. Enginar Konfit, Pancarlı Tatlı Patates ve Buharda Somon seçimlerimiz oldukça başarılı çıkıyor. Ayrıca mekanın şarap tercihleri de hoşumuza gidiyor. Hoşumuza gitmeyen tek şey hesaba otomatik eklenen ‘servis ücreti’. Bu uygulama hiçbir mekanda zarif durmuyor ve hemen her müşterinin sinirini bozuyor. Yemek bittikten sonra Gaspar’ın sokağına doğru ilerliyoruz. Bir kepenk sadece bizim için açılıyor; sokaktaki diğer mekanları dolduranlar merakla bize doğru bakıyor. Acaba nereye giriyoruz? Orada ne var? Şimdilik hiç bir şey.. Ama olacak.. Ama daha değil.. biraz var.. epey var.. Yok, yok, biz bir yer açmıyoruz; allah korusun!.. Türk tüketicisine mekan beğendirmek zor. Bakınız ben!. Siz benden haberleri bekleyin. Elbet açılacak ve oraya da bir “deneme bir ki üç” yapılacak..