BRÜKSEL’DE 24 SAAT

By | 14 Şubat 2014

brukselde_yirmidort_saat_atoptimezone

w / @atoptimezone

Hep birlikte Brüksel’de hızlı bir tura var mısınız?

Bakalım 24 saate neler sığacak…

İlk iş saatimizi buraya göre ayarlamak olacak. Hazırsanız, bezeli çevirelim ve bir saat geriye, Brüksel saatine gidelim..

Günlerden Cumartesi.

08:30 Place Grand Sablon: Meydan sabahları çok güzel oluyor. Sakin. Kafeler henüz açılmamış, sandalyeler kenarda toplu.. Bu halleri ile fotografikler.. Biraz fotoğraf çektikten sonra kahvaltıya hazırız…

le_pain_quotidien_bruksel

08:45 Le pain Quotidien: Sablon Meydanı’daki şubesi müthiş keyifli… Fonda aryalar, kış bahçesi şeklinde düzenlenmiş arka salonda enfes bir kahvaltı.. Masamızda çeşit çeşit doğal ekmek, marmelatlar, bitter çikolata kreması, organik yumurtadan omlet ve kahve var.. Kahvaltı biraz uzun sürüyor, kahveler tazeleniyor…

10:05 Grand Sablon Antiques Market: Meydanın parka yakın köşesinde haftasonları kurulan keyifli antika pazarındayız.. Tezgahlara sıralanan vintage çantalar, gümüş yemek takımları, porselenler, daktilolar, vintage değerli saatler arasında ilerleyip en ilginç parçalarla yakından ilgileniyoruz. Bu turun sonunda pazardan ayrılırken elimizdeki poşette çok severek ve gayet uygun fiyata aldığımız beş tane yaldızlı Flanders kaşık var..

bruksel_sablon_bir_antika_pazari

11:00 Taschen: Kitaplara gözatmadan olmaz. sevdiğimiz kitapçı Taschen’ın Brüksel şubesinde yeni çıkan special editionlara bakıp almak için içlerinden birini seçiyoruz..

11:15 Frederic Blondeel: Sıcak çikolatayla randevumuz var.. Bu nefis butik çikolatacıda Ghana ve Venezuela sıcak çikolatalarımızı içtikten sonra creme de la creme başlayan günümüzü biraz daha hareketli kılmaya karar verip programı oluşturuyoruz. İstikamet Çizgi Roman Müzesi..

frederic_blondeel_bruksel_cikolata

11:55 Comic Strip Museum: Binası Art Nouveau üstadı Horta tarafından yapılan bina çok görkemli.. Müzeyi geziyor, çizgi roman kahramanlarının maketleri ile fotoğraflar çektiriyor, eğleniyoruz. Programımız oldukça yoğun; bu yüzden o kadar hızlı geziyoruz ki, kendimiz bile şaşıyoruz..

comic_strip_muzesi_bruksel

12:30 Maison Antoine: Biraz acıktık mı ne? Bugünkü programımızda full zararlı Brüksel lezzetleri tatmak var! O zaman adresimiz Maison Antoine. Kapısında her daim kuyruk olan Antoine’da nefis patates kızartmasına kavuşmak için tam 40 dakika kuyrukta bekliyoruz vee mutlu son!.. Patateslerimizi köşedeki barda koyu bira eşliğinde bir çırpıda yiyoruz..

maison_antoine_bruksel

13:35 Ixelles: Sokak araları kafeler, caddeler dükkanlarla dolu bu BoBo semtte kendimizi biraz alışverişe kaptırıyoruz. Küçük dükkanlar global markalar yetmiyor, Avenue Louise’deki tasarımcı butiklerini, lüks markaları da turumua ekliyoruz. Elimizdeki poşet sayısı artıp ayaklar yorulmaya başlayınca bir küçük molaya karar veriyoruz.

ixelles_bruksel_ulmimelatomme_

15:10 L’Ultime Atome: Şehrin meşhurlarından Ultimatom’dayız, molamızın konusu bir başka ünlü: Kriek..
Güzel bir esinti var, dışarıda oturup etrafı seyretmek keyifli. Çevre sokaklar ve az ilerideki küçük meydan da ilgi çekici. Kriek’i hızlı içip oralara da bakmalı…

16:30 Place St.Cathrine: Ixelles’i tadında bırakıp bambaşka bir bölgeye geliyoruz. Bu saatlerde ortalık şenlenmeye başlamış.. Tüm kafeler dolu, şenzonglarda yayılmış oturuyor herkes.. Etrafa bakınıp çevre sokakları dolaşmaya karar veriyoruz. Ne açız, ne de susamış; o zaman biraz da Rue Dansaert’de alışverişin tadına bakalım mı?..

place_st_cathrine_bruksel_gezi

17:45 Doctor Vinyl: Bir şehre gidip plak dükkanlarına uğramadan olmaz. Bugün sırada Brüksel’in güzel plakçılarından St. Gery’deki Doctor Vinyl var. Tavsiyeler ve sohbetle plaklar arasında bir saatimizi harcıyoruz. Sonuç Susadık!..

18:40 St.Gery: Meydan cıvıl cıvıl. Tüm mekanların dış masaları dolu.. Aslında planımız biralarımızı başka bir yerde içmekti ama bu hareketli ortamın içinden yürüyüp öylece geçemeyiz!. O zaman Zebra’da oturup akşamın ilk biralarını içelim, içerken de geceni programını netleştirelim…

19:45 A la Becasse: Yemek öncesi buraya uğramayı kafamıza koyduk bir kere, yapılacak!.. Şehrin en tarihi biraevlerinden biri. Dar bir geçitten geçilerek girilen Becasse eski filmlerdeki hanları andırıyor.. Mekanın spesyali seramik sürahide Lambic, yanında da arkadaşı Gouda peyniri…Nefis..

21:00 Leon: Madem bugün klasikleri tadıyoruz o zaman akşam yemeği kesinlikle midye olmalı!.. En meşhur ve turistik olan Leon’u seçiyoruz; ne de olsa kendisine Paris’ten müdavimiz.. Bu orijinal ilk dükkan Paris şubelerine göre çok daha salaş ve sıcak. Seviyoruz.. Seçimimiz en sevdiğimiz olan üzeri domates soslu ve fırınlanmış peynirli Moules Provençale.. Bu da nefis!.. Üzerine birer de kahve, artık geceye hazırız!..

chez_leon_bruksel

22:05 yolda: Otele uğrayacağız, sadece 5 dakika. Üzerimizi değiştirip Brüksel Yaz Festivali’ne katılacağız. Ama yol üzerinde hala açık dükkanlar var. Hediyelik eşya dükkanından birkaç magnet Elisabeth’den de gece atıştırmak için fındıklı blok çikolata aldıktan sonra yola devam. Grand Place’dan geçerken turistlere bakıyoruz. Festival, eğlence umurlarında değil, oturmuşlar meydanda yerlere, açmışlar içkilerini kendi eğlence ortamlarını çoktan yaratmışlar ve belli ki mutlular..

parti_bruksel_summer_fest

23:00 Place d’Albertine: Ultra şanslıyız, festivalin ana sahnesi şehrin göbeğinde, otelimizden sadece birkaçyüz metre uzakta.. Brussels Summer Festival. Programda Aeroplane ve Miss Kittin var. Hiç fena değil!..
İçerideyiz. Müthiş kalabalık.. Aeroplane çalmaya başlamış.. Güzel çalıyor, eğlenmeye başlıyoruz. Ondan sonra çıkan DJ keyfimizi kaçırıyor, çaldıklarını beğenmiyoruz. Festivalin Kunstberg’e doğru diğer bölümlerini geziyor, chill out alanında oyalanıyoruz saat:00:45’e kadar… Sonra Miss Kittin çıkıyor..

00:50 Miss Kittin: Beş şarkı kadar dinliyor sevmeye çabalıyoruz ama kötü bir performans.. Ne yapalım sağlık olsun, gelmeseydik aklımız kalırdı diyerek festival alanını terkediyoruz. Hayal kırıklığı, yok.. İlk saati güzel geçirdik ne de olsa..

01:30 Uyuyacakmıyız? Hayıırr!.. St.Gery bizi bekler.. Hızlı adımlarla yürüyerek ve kendimize de gülerek bölgeye ulaşıyoruz..

01:47 l’Archiduc: İlk durak. Ortada bir piano, köşede bar, asma kat, iyi kitle.. Bara tüneyip birer içki içiyoruz. Niyetimiz birkaç mekana birden uğrayıp sabahı bulmak. Onun için boş bardakların dibi bar tezgahına değer değmez montlarımızı kapıp ikinci adrese gidiyoruz.

02:20 Cafe Central: Kapının önü de içerisi de tıkış tıkış.. Barda zorla bir tabure buluyoruz, ben oturuyorum.. Dip tarafta pist var, deli gibi dans edip eğleniyor millet.. Barın hizasındaki masalardan birinde bir ressam çalışıyor!. Evet o saatte o gürültü ve kargaşa içinde resim yapıyor.. Duvarlardaki tablolara, kolajlara bakıyorum, evet onun çalışmaları.. Anlıyorum, demek ki bu mekanın olayı da bu.. Hoşumuza gidiyor, 03:00’e kadar kalıyoruz..

st_gery_bruksel_bar_central

03:05 Hemen Yan bardayız. 1 dakika sürüyor kaçmamız, müzik berbat!.. Place St. Gery’i çevreleyen, açık olan barların hepsine girip çıkıyoruz neredeyse. Kiminde müziği, kiminde kitleyi sevmiyor, gündüzleri zaten oturduğumuz birkaç yeri de şu an biz istemeyerek artık dönmeye karar veriyoruz.

03:35 Delirium: Önünden geçerken şeytan dürtüyor, şu en turistik biraevini de görmemiş olmayalım diyoruz. İçerisi labirent gibi. Birbirinden ayrı dekore edilmiş bir sürü farklı mekan gibi ama özünde bir sokak boyu tek bir mekan Delirium.. Kapanmasına yarım saat olmasına rağmen hala çok kalabalık.. Alt kattaki canlı müzikli bölümde birer Kriek içerek ve çılgın bar turumuzda gördüğümüz komik şeylere gülerek geceyi burada noktalıyoruz. (Kesin Bilgi)

Ertesi Sabah

08:00 Metro’ya gitmek için önünden geçtiğimiz Place d’Albertine’de festivalin sahnesi bomboş duruyor, görevliler çalışıyor. Gece havada ay gibi duran büyük festival balonuna takılıyor gözüm. Eh gece O kadar anımız oldu, beraber bir resmimiz olsun diyerek işte bu fotoğrafı çektiriyoruz :-)

atoptimezone_bruksel

08:30 Bar du Matin: Dün sabah bu saatte başlayan şehir turumuzu bu sabah burada yapacağımız kahvaltı ile sonlandırıyoruz. Şehir yerlilerinin -özellikle- mahalle fırıncısıyla yaptığımız dedikoduya göre ‘entel takımı’nın gözdesi bar du Matin’de güzel bir kahve ve sıcak kruvasanla yepyeni bir gün başlıyor..

Başka bir 24 saatte yine görüşmek üzere :-)