BRÜKSEL YEME İÇME NOTLARI

By | 3 Aralık 2013

bruksel_yeme_icme_notlari_brukselde_yemek_maison_antoine_bruxelles

Kahvaltı yapalım

Le Pain Quotidien Kendisi Türkiye’de de var, evet, aşinayız.. ama Brüksel’de tadı başka!.. Şehrin birçok yerinde şubesi olsa da Place Sablon’daki en güzeli.. Arka taraftaki kış bahçesi kısmı en keyifli yeri.. Sadece kruvasan ve marmelatlarla basit bir kahvaltı yapabilir ya da nefis ekmeklerinden bir seçkiyle marmelatlar, çikolata kreması ve yanında organik yumurtadan omletle zengin bir kahvaltıya dönüştürülebilir…

Potemkine Aslında bir sine-kafe olan Potemkine’de eminim ki akşamlar da en az sabahlar kadar keyiflidir ancak biz öğleden önce uğradığımız için ben sadece enfes brunch alternetiflerine ve taze kruvasanlarına şahidim.. (2, Hallepoortlaan)

Bar du Matin Yine akşamları DJ programları ile oldukça popüler semt kahvesi Bar du Matin benim sabah listemde.. Cihangir, Karaköy ahalisi kıvamındaki semt sakinlerinin müdavimliğinde özellikle sakin bir Pazar sabahı için nefis alternatif..(172, Chaussee d’Alsemberg)

Birşeyler İçelim

İçmek deyince belki akla ilk alkol geliyor ama hayır, ben enfes sıcak çikolata ile başlıyorum bu bölüme!..

Frederic Blondeel Place Sablon civarında geçirilen bir günde kapısının önünden geçip de içeri girmemek mümkün değil; davetkar!. Davete katılmaya karar veren girişte çikolataları, kurulduğu masada da az sonra gümüş tepside servis edilecek nefis sıcak çikolataları bulacak. Alışılmışın dışında bir servis ve kesinlikle farklı bir lezzet.. Şekersiz, hatta seçime göre belki acılı yoğun çikolata lezzetiyle tanışma vakti..

Gelelim bira meselesine.. Bira konusunda ilk akla gelen ülkelerden birinin başkentinde elbette tarihi biraevlerini ziyaret de kültürel gezi kapsamında..

Şehirde mutlaka uğranması gereken biraevlerinden ilgimi çekenlerin listesini yaptım ve bakın hangilerine uğradım:

A La Becasse Becasse bu mekanlardan en çok merak edip, ilk ziyeret ettiğim.. İçerisi Prag’da karşılaştığım hanlara benziyor, sevimli.. Uzun listeyi bir kenara bırakıp kostümü ve konuşmasıyla mekana ayrıca renk katan garsonun sözünü dinleyip mekanın spesyallerini denemekte fayda var.. Yanına gouda peyniri ve yan masalarla sohbeti de ekleyince burası Brüksel’de en sevdiklerim listesine de üst sıralardan ekleniyor.. (Taborastraat, 11)

Royal Toone Theatre Toone Kukla Tiyatrosu’nun tiyatro ve müze bölümleri dışında bir de biraevi var ki tarihle kol kola takılmayı sevenler burayı da severler.. Toone zaten ‘mutlaka’ listelerinde; eski, sıcak, samimi..Burada ülkenin en ilginç sunumlu biralarından Kw.. denenebilir.(Grasmarkt, 66 Rue de Marche Aux Herbes)

Grand Place’da Le Cerceuil, Au Bon Vieux Temps ve Manneken Pis karşısındaki Poechenellekelder birçok listede yer alsa da konumları itibarı ile bana çok turistik göründüklerinden denemeyi hiç canım çekmedi..

Ultime Atome Ixelles bölgesinin eski ve meşhurlarından olan mekanda öğleden sonra kirazlı bira denemek için gidip memnun ayrıldığımızdan ve bulunduğu semtin ortamından hoşlandığımızdan keyifli kategorisinde behsedebiliriz.. (Rue Saint Boniface, 14)

Diğer meşhurlardan In’t Spinnekopke ve La Mort Subite ise önünden geçip incelenmekle kaldılar.. La Mort Subite sıradan ama Spinnekopke sevimli görünüyor..

Birşeyler Yiyelim

Ellis Gourmet Burger Son yıllardaki leziz alternatif burger rüzgarının Belçika halkası olarak karşımıza çıkan Ellis’i denemekten mutluyum. Birçok farklı sos ve malzeme seçeneği ile hazırlanan burgerlere coleslaw salata, ızgara mısır ve fırın patatesler de eklenince burada yemek keyifli bir seçeneğe dönüşüyor.. (Place Saint Cahterine, 4)

Cafe Belga Ixelles civarında dolaşmaya, bol alışverişe ayrılan bir günde hareketli Flaghey Meydanı’ndaki Cafe Belga güzel bir öğle alternatifi.. Mutfak bölümünden self servis yemeği seçip bardan da bir içecek aldık mı oturacak en keyifli noktayı bulmaya kalıyor iş.. Dışarıda oturup şehir hayatını izlemek mi, içeride ferah mekana yayılan çatal bıçak sesi eşliğinde öğle molası vermiş şehir insanını gözlemlemek mi?..

Chez Leon ve Aux Armes de Bruxelles Brüksel’e gidip ne yenir? diye sorsam henüz gitmemiş olanlar bile en popüler cevabı verebilir: Midye! Ben madem en popüler şey yenecek o da en meşhur yerde yenmeli diyenlerdenim. Leon’un Paris’ten de müdavimi olduğumdan orijinal yerinde nasıl olduğunu merak ederek tercihimi Leon’dan yana kullanıyorum.. Alışıldığı üzere bir tencere içinde servis edilen versiyon yerine benim favorim üzeri domates ve peynir ile fırınlanış Moule Provençale deneyenlerin de pişman olmayacağını düşünüyorum.. Leon da yer bulamaz ya da farklı bir yer denemek isterseniz diğer en meşhur hemen karşısındaki Aux Armes de Bruxelles. (Rue de Bouchers, 13 ve 18)

Kabuki Japon mutfağını ve özellikle Sushi’yi sevenlere Kabuki’yi atlamayın derim.. İki bölümden oluşan mekanda ön tarafta uzun ve keyifli bir sushi bantı, arka tarafta da şık a la carte bölümü var. Banttaki trenlerden 22 EUR’ya sınırsız sushi tercihimizi kullanarak enfes sushilere doysak da kimonolar giyerek oturabileceğimiz a la carte bölümde de aklımızın kaldığını önemle hatırlatırım.. (Rue marche aux Poulets, 32a)

Sushi Shop Sushi severler için bir de ekstra bonus. Kendisiyle Marsilya’da tanıştığım taze, kaliteli ve uygun fiyatlı sushi adresim Sushi Shop madem bu şehirde de birkaç şube açmış o zaman Sablon’daki şubede dışarı kurulup tadına bakmadan olmaz..

Horta Comic Strip Museum ziyaretinde müzeden çok Horta eseri binasından etkilendiğimi anlatmıştım. İşte bu restoran da müzenin restoranı Horta. Benim yemek şansım olmadı ama bu binayı çok beğenen biri olarak burada yenen yemeğin de keyifli olacağını düşünüyorum.. Başkaları da böyle düşünmüş olmalı ki gördüğümde bir hayli kalabalıktı.. (Rue de Sables, 20)

Place St.Catherine Aslında rahatlıkla hem yemek hem atıştırma hem takılma kategorilerinden listeme dahil edebileceğim verimli bir bölge olsa da balık restoranları, etrafı saran nefis kokular daha ağır bastığından bir öğün yemeği bu çevrede yemeyi şiddetle tavsiye ederim..

Bir Yerde Takılalım

St Gery takılmalık semt listesinin başında..

Akşamüstü başlayan hareketlilik gece ikiye kadar kesintisiz sürüyor. Akşamüstü ortamını sevdiğim Zebra ve Cafe Des Halles iken gece yarısından itibaren tercihim, L’Archiduc ve özellikle de Cafe Central’e kayıyor. Mappa Mundo ve Le Roi de Belges mi? Üzgünüm benim listeme girme şansları asla yok!..

Delirium Turistik merkezden bir adım bile uzaklaşmadan kalabalığa karışayım, gürültü ve müzikal karmaşa arasında sonsuz seçenekli bira yudumlayayım, turistim ben, turist kalayım diyenler, aradığınız yer: Delirium.. Farklı saatlerde iki kez uğrayıp test etmiş biri olarak söylüyorum, evet, burada takılmak eğlenceli olabilir..(Impasse de la Fidelite, 4)

The Music Village Gece canlı müzik, mümkünse caz ile başlasa da devamını sonra planlasak diyen olursa ki olur(kendimden biliyorum), The Music Village aranan kan. Konserler akşam 21:00 civarında başlıyor, giriş ücreti 10 EUR’ya bir içecek dahil.. Masalarda oturmaktansa barda tünemek ya daha keyifli ya da biz biraz geç kalıp öyle yaptığımız için bana öyle geldi..(Rue des Pierres, 50)

Aylardan Ağustos değilse, yani mekan yaz tatilinde değilse Ixelles’deki Sounds Clubda cazseverlerin radarına takılacak bir diğer iyi adres.. (Rue de la Tulipe, 28)

Sablon Meydanı da biraz daha şık takılma havasında olunca uğranılacak yer olarak kayıtlara geçebilir. Meydanı çevreleyen birçok kafe/bar arasından birini seçip içecek eşliğinde gelip geçeni izlemek pek keyifli..

Au Grain Sable, La Malcour, Wittamer, Lola Brasserie bu anlamda iyi seçenekler..

Yaz akşamüstleri için havalı bir adres gerekirse o da Play Label Rooftop olarak not alınsın ki gün batımında elimde bir kokteyl ile lounge müzik eşliğinde sallamnadan rahat etmem diyenlerin keyfi yerine gelsin.. (Kaiserslaan, 36)

Arada Atıştıralım

Ana yemeklerin dışında bir de neredeyse mecburi ara atıştırmalar var Brüksel’de. Mesela sokakalar böyle güzel waffle kokarken yememek, patates kızartmasına doymamak, fırsat yaratıp çikolataların tadına bakmamak olmaz..

Chez Antoine Bence bu şehirde patates kızartması yenecekse başka yerlerde oyalanmaya gerek yok, adres budur: Maison Antoine. Önünde kuyrukta beklemek biraz can sıkıcı olsa da patateslere kavuştuktan sonra buna değdiği anlaşılıyor. Patatesler yanında istediğinizi seçebileceğiniz sayısız sos ile servis edilirken ben kendi denediklerimden Ketchup+Curry, Maison Tartare ve Provençale’i çok beğeniyorum. Patates ve soslar alındıktan sonra köşedeki bar The First’e gidilip yanında eşlik edecek içecekler seçiliyor ve tadı çıkarılarak afiyetle yeniyor.. (Place Jourdan, 1)

Manneken Frites şehrin göbeğinde olduğundan mıdır bilmem, her okuduğum yazıda meşhur diye tavsiye edilen bu sıradan patatesçide ben sevebileceğim bir yan bulamadım ve buradan sonra Antoine’a gittiğim için kendimi tebrik ettim!..

Gaufre de Bruxeles Bizim waffle diye bildiğimiz lezzetin adı Brüksel’de Gaufre diyeceğim ama bu tanım bence yanlış olacak. Çünkü Brüksel’de waffle bizim burada yediğimizden çok farklı.. Kalın ve yumuşak gaufre’ler sade olarak 1 EUR’ya satılırken içine koyulan malzeme arttıkça fiyatı da ona göre şekilleniyor. Benim damak tadıma ise, şu an yazarken bile olsa da yesem dedirten sade hali pek güzel uyuyor.. En meşhur yer Aux Goufre de Bruxelles olsa da başka yerlerde yenenler de mutlu ediyor..(M Rue du Marche aux Herbes, 113)

Çikolata

Sadece gelirken yanımızda getirilecek bir Brüksel anısı olarak düşünülmemesi gereken bir Brüksel klasiği.. Şehrin her yanına yayılan türlü türlü çikolata dükkanı akıl çelmeye hazır bekliyor. Corne, Godiva, Neuhaus, Pierre Marcolini, Leonidas şeklinde uzayıp giden listede Leonidas ve Elisabeth benim için ayrı yeri olanlar. Neuhaus, Godiva gibi daha global markalar yerine yeni duyduklarımı tanıma kararım olumlu sonuç veriyor. Özellikle Elisabeth’in Beyoğlu çikolatasına benzeyen blok çikolataları efsane kategorisinden zihnime kazınmıştır.

Bir de şehirdeki çok kültürlülüğün sonucu olarak farklı kültürlerin mutfakları da oldukça yaygın.. Bu kapsamda yediğim bol baharatlı vejetaryen dürümler ve Tunus’da çok sevdiğim tatlı çeşitlerinin satıldığı dükkanlar beklentilerimi yeterli derecede karşılamıştır notunu da böylelikle düşmüş oluyorum..

Yanımızda Getirelim

Eş dosttan alınan sipariş listesinde çikolata önemli yer tuttuğuna göre Elisabeth’ten blok çikolata, Leonidas’tan taze pralin, Chocoholic’ten Belçika evi şeklinde teneke kutulara koydurulacak çeşitleme yaptırılsın, Pierre Marcolini’nin en nadide çeşitleri kendi evine taşınmak üzere hazırlansın…

Meşhur biraevlerinde, şehre serpiştirilmiş bira dükkanlarında marka marka model model bira, mükemmel hediyelik, hatta koleksiyonluk ambalajlarda bulunabilirken valizde yer kalmamış ya da şehir merkezinden almaya vakit kalmamışsa da havaalanından son dakikada da alınabilirler. Ancak bundan mutlaka almalıyım dediğin bazı çeşitlerin popülarite nedeniyle havaalanında da kapış gitmiş ve sana kalmamış olabileceği ihtimali de dikkate alınmalı..