BORDEAUX, YİNE GÖRÜŞELİM Mİ?

By | 17 Ağustos 2015

bordeaux_gezi_notlari_seyahat_rehberi

Bazen hiç risk almadan, seyahat boyu hiç “off” demeden gezebilmek istiyor insan. Şehrin elektrik şebekesini andıran metro haritalarında durak aramadan; şehir hayatının içine karışabilmek için kilometrelerce yol yapmadan; kamp nizamı 12-14 öğle yemeği, 19-22 akşam yemeği telaşına kapılmadan, turist kafilelerinin zaptettiği meydanlara düşmeden; rahat rahat, tasasız, telaşsız, kendini oradaki akışa bırakarak anın tadını çıkaracağı şehirlerle tanışmak istiyor… Var böyle yerler.. İnsan aklına not düşüyor “Bordeaux. Mimarisi güzel. Eski. Şarap Cenneti. 2015’in en iyi destinasyonu. ” diye… Notun köşesini kıvırıyor, gitmek için uygun zamanı bekliyor…

Temmuz ayının ortasında gerçekleştiriyoruz Bordeaux ziyaretini. Şehir hiçbir endişeye mahal vermeden bize en güzel yüzünü gösteriyor. Capcanlı bir şehir, kalabalık sokaklar, cıvıltılı, küçük, şirin meydanlar, her köşeyi süsleyen kafeler, bistrolar, parklar…bisikletler, köprüler, kuleler, kapılar… Her an kafanı havada dolaştıracak nefis mimari, keyifli yemek, iyi şarap…

Yani şehrin kendine güveni tam; “beni seveceksin, başka yolun yok!” diyor… 

bordeaux_miroir_deau_gezi_notlari

Merhaba Bordeaux

İstanbul’dan yaklaşık 3,5 saat süren uçak yolculuğumuzun ardından önce bağlar, bahçesi havuzlu bağ evleri az sonra da kıvrıla kıvrıla akan Garonne nehri görünüyor. Alıştığımız mavi, yeşil ya da grimsi nehirlerden değil Garonne; suyu sarı/kahve.. Hiç bir şey okumadan gelsem “Ah bu ne pislik” derdim ama okyanusa bu nehirle bağlanan bir şehirde olduğumu ve o okyanustan gelen sapsarı kumun bu deli akan suya nasıl renk verdiğinin bilincindeyim. Garonne Nehri, Lac Gölü, parklar derken sonunda Bordeaux’dayız. Bordeaux Merignac Havaalanı’nın B terminali önünden şehir merkezine giden otobüsler var. Express servis ile St Jean garına giden 7.20’lik Navette Shuttle, 30 dakika’da gara ulaşıyor. Bir diğer otobüs ise normal şehiriçi ulaşım ağının parçası olan 1 no.lu otobüs. Bu otobüs de 1,50€’ya yaklaşık 45 dakikada Gambetta meydanından geçerek yine St Jean istasyonuna varıyor. Otelimiz Gambetta meydanına 10 adım mesafede olduğu için ucuz yolu tercih ederek doğrudan şehir hayatının içine karışmış oluyoruz. Zira otobüs birçok durakta durup yolcu alarak bizi yarım saat sonra Gambetta meydanı yakınında(Poste Meriadec) bırakıyor. Burada bir parantez açmak gerekirse otobüsün geliş ve gidiş güzergahı birkaç sokak farklı olduğu için gelirken yakınında ama dönerken direkt Place Gambetta’dan geçiyor. Bu detayı özellikle veriyorum ki otel sayısı olarak yoğun olan bu bölgede konaklarsanız ulaşımda sorun yaşamayın..

Daha otobüsten inip meydana doğru yürürken birbirimize “doğru karar, iyi ki geldik” gülücüğünü atıyoruz. Günlerden Perşembe ama ortalık haftasonu kadar cıvıltılı. Meydana el sallama ve net olarak 10 adım mesafede olan otelimiz Hotel La Port Dijeaux’a yerleşiyoruz. Küçük, bizim “temiz çarşaf, temiz havlu ve iyi konum” kriterimize uyan sevimli bir otel. Lila rengi duvarları, Fransız balkonu, Thonet iskemlesi, mermer çalışma masası ve ona vuran gün ışığı ile anılarımda yeri hep güzel kalacak..

Merkeze ulaşım ve otel detaylarını tamamladığımıza göre artık şehirle resmen tanışmaya, hayran olmaya gayet hazırız!..

 

Şehir Turu Başlasın!..

Seyahatlerde kalacağımız gün sayısı ve şehrin kendi ritmine göre görülecek, yapılacak şeyleri planlar birkaç tane de yedek plan eklerim. Bordeaux için araştırmalarımı yaparken de burada şehir merkezinde geçireceğimiz 4 güne sığacak şekilde bir “ilk tanışma” planladım. Telaşsız, anın tadını çıkarmaya yönelik, çok adres değil, çok keyif içeren.. Her yeri görüp şehri bitirmek değildi niyetimiz, Vieux Bordeaux (Eski Bordo)’nun bir tadına bakacak, seversek detaya ikinci turda girecektik!..

Place Gambetta Odamızın penceresinden de görebildiğimiz meydan göleti ve çiçekli ağaçları ile huzurlu bir park şeklinde düzenlenmiş. Çevresindeki binaların altında kafeler var. Tarihi şehir merkezine giriş kapılarından biri olan Porte Dijeux’ya yüzünüzü döndüğünüzde bu kapının altından geçip ilerlerseniz şehrin kalabalık alışveriş caddelerinden geçerek nehir kıyısına kadar ulaşabilir;  ya da kapıdan geçmeden parkın sol çaprazından ilerleyerek şehrin daha şık bölge ve caddelerine doğru bir keşif yapabilirsiniz.

Cathedral Saint Andre ve Tour Pey Berland Gotik tarzda inşa edilmiş şehrin ana katedrali Saint Andre mimari açıdan elbette görülmesi gereken bir şaheser. Katedral bünyesinde konserler de düzenleniyor ki bulunduğumuz tarihlerde bir Barok Müzik Festivaline ev sahipliği yapıyordu; konser programlarını katedralin web sitesinden takip etmek mümkün…

bordeaux_tour_pey_berland_bordo_gezi_notlari

Benim açımdan katedralden çok, hemen yanındaki çan kulesi Tour Berland daha ilgi çekici. Çünkü bazı şehirlere yüksek bir noktadan bakarak karakteristik çatılarını bir arada görmek çok keyifli. Bordeaux da böyle şehirlerden biri. 15. yüzyılda yapılan tarihi çan kulesine 231 basamak tırmanarak çıktıktan sonra farklı farklı dönemlere ait mimari tarihi yapılar, Garonne nehri, karşı kıyı da dahil olmak üzere güzel bir şehir manzarası ile karşılaşıyorsunuz.. 10-18 saatleri arasında ziyarete açık olan arasında kuleye giriş için 5.5.€’ ücret alınıyor.

Grand Theater ve Place de la Comedie Şehrin en hareketli ve hoş meydanlarından biri olan Place de la Comedie’nin yıldızı elbette meydana ayrı bir hava katan opera binası. 1780’de açılan operanın temsil salonu, sahnesi Paris Opera Garnier’in prototipi olarak yapılmış. Operanın altında çok şık bir de kafesi var. Özellikle kış aylarında ziyaret edecekler için 20.€’luk öğle ya da 35.€’luk akşam menüleri hoş bir tercih olabilir.

bordeaux_sanna_jaume_plensa_place_grand_theater_bordo_gezi

Meydan aynı zamanda şehrin tarihi 230 yıla dayanan en şık oteli Le Grand Hotel Bordeaux’ya da ev sahipliği yapıyor. Yine bu meydanda dikkatinizden kaçmamasını dilediğim çok özel bir heykel var ki sokakta rastladığım sanatın en güzel örneklerinden biri. Jaume Plensa tarafından yapılan Sanna adlı eserin çok ilginç bir boyut anlayışı var. Etrafında çizeceğiniz bir dairede bir açıdan 3 boyutlu görünen eserin bir başka açıdan incecik, adeta 2 boyutlu göründüğünü hayretler içinde gözlemleyebilirsiniz. Eserin hemen arkasında yine şehrin iyi otellerinden The Regent’in gün boyu bir buluşma noktası olan kafesi Le Regent var. Meydanı izleyerek bir sabah kahvesi ya da öğle yemeği; sabah barında kahve-kruvasan’dan oluşan “Formule” ile kahvaltı için ideal. Unutmayın, Fransa’da en lüks mekanda bile barda yapılan Formule kahvaltılar her zaman daha ekonomik!..

Palais Gallien 3. yüzyılda inşa edilen ve mimari şaheserlerden biri olan amfi tiyatro kalıntılarını ziyaret edip fotoğraflamak benim gibi yaz sıcağında şehre gelenlerin değil de, bahar aylarında ziyaret edenlerin daha çok hoşuna gidebilir.

Esplanade Quinconces Avrupa’daki en büyük şehir meydanlarından birisi olan alan, ağaçlar altından giden tramvayları ile kaldı aklımda. Neredeyse tüm ulaşım ağının geçiş noktası olan meydanın nehir kıyısındaki kısmında birçok farklı etkinlik düzenleniyor. Biz de bulunduğumuz dönemde bir akşam yürüyüşünde bu meydanda yapılan bir dans etkinliğine rastlıyoruz. Sokakta normal giysileri ile dans ayakkabıları üzerinde süzülen zarif ve güleç insanları, kenardan piste dans partneri olarak nazikçe davet edilenleri ve onların tepkilerini görüp şöyle düşündüğümü hatırlıyorum: “Medeniyet, Bordeaux’da bir akşam yürüyüşünde aldığın bir ders!..”

Pont de Pierre Sayamadığım kadar çok kemerli Pierre köprüsü özellikle günbatımında yanan fenerleri ile çok fotografik bir görüntü veriyor. Bu manzaraya karşı, koşanlar, yürüyenler, bisiklete binenler..Köprünün ortasına kadar yürüyüp ardınızda kalan şehre bir de buradan bakmalısınız.

Miroir d’eau ve Place de la Bourse Şehrin imza meydanı burası olsa gerek. Oldukça geniş bir metrekareye incecik bir su katmanı oluşturulmuş. Su belirli periyodlarda fıskiyeler ile yenileniyor. Bu alanın adı Su Aynası. Bu incecik su katmanına arkasında bulunan enfes Bordeaux binalarının yansıması öyle güzel vuruyor ki sırf bu manzara için bile bu şehri sevebilirsiniz. Gece ve gündüz yansımanın keyfi başka. Sırf yansımıyı bozmamak için tramvayın Bourse durağında tabela, durak kabini bile yok. İncelikli bir detay. Bravo. Ancak yaz aylarında ziyaret edenler bu yansımayı fotoğraflamak için oldukça zorlanacaklar eminim. Sıcak havanın etkisiyle su üzerinde koşanlar, oynayanlar, emekleyen bebekler..müthiş bir cıvıltı var; herkes çok mutlu.. Bu coşkuya karşı koyabilmek zor; hemen siz de benim gibi çıkarın ayakkabılarınızı, bu sahnenin içine karışın. Maden yansımayı hakkıyla fotoğraflayamıyoruz, eğlencenin parçası olalım!..

Gece manzarasında da kamerasını, tripodunu kapan yine manzaraya koşuyor. Kıyıdaki yeşilliklerin arası ise başka bir mevzu.. Şarabını, nevalesini kapan gruplar yüksek yeşilliklerin arasındaki kuytularda gece pikniğinde!. Bir keyif, bir muhabbet, özenmemek elde değil.

place_de_la_victorie_bordeaux_gezi_notlari

Place de la Victorie Bordeaux Üniversitesi’nin de bulunduğu meydan öğrenci hayatının merkezi gibi. Gün içinde seyyar tezgahlar ve yoğun trafik ile hareketli, karmaşık..Akşamüstü gençlik meydanın çevresindeki mekanlada toplanmaya başlıyor. Buradan itibaren geniş bir daire çizerek çevreyi taradığınızda öğrenci takımının seveceği kafe ve barlar, küçük samimi publar, küçük dükkanlar göreceksiniz. Akşamüstü partilemesine denk geldiğimiz plak dükkanı Total Heaven şehirde bulduğumuz en güzel plak dükkanı olabilir!..

Utopia Cinema Eskiden bir kilise olan şimdilerin sinema salonu şehrin “hipster haritası”ndaki noktalardan biri. Biz burada film izleme deneyimini gelecek Bordo seferlerine bıraktık ama uzun süre kalacak olanlar belki burayı da görmek isteyebilir.

Place Fernand Lafargue Şehrin en popüler, akşamüstünden itibaren en kalabalık mekanı L’Apollo bu meydanda. Bu küçük meydan şehirdeki hareketli ve sevimli onlarca küçük meydandan sadece biri. Ekonomik yemek alternatifleri ile dolu olan meydanın gerçekten kayda değer tek mekanı olan Apollo’da mutlaka oturup birşeyler için. İster içeride bilardo oynayın, ister harika yer mozaikleride #fromwhereistand# ya da #ihavethisthingwithfloors fotoğrafı çekin; ister sadece dışarıda oturup bir kahve / bir mojito / bir kadeh Bordeaux içip meydandaki akışı izleyin burada geçirdiğiniz zamandan keyif alacağınızı tahmin ediyorum.. Meydana açılan Rue Saint James de yine hareketli, görülesi, geçilesi sokaklardan.

apollo_bordeaux_gezi_notlari_lapollo

Porte Cailhau / Place du Palais Tarihi 1400’lere dayanan kapı benim için şehrin en masalsı, en gösterişli kapısı.Vakit bulursanız içini ziyaret edebilir, tepesinden şehre bakabilirsiniz; Pont de Pierre’in buradan çok güzel göründüğü söyleniyor. Kapının bir yönü küçük meydan Place du Palais’ye açılıyor. Etrafınaki kafeler ve kuleli kapının manzarası ile süslü bir salonda oturuyormuş hissi veren meydandaki popüler adreslerden biri Chez Fred. Günün her saati keyifli olan meydanda mutlaka telaşsız bir mola vermelisiniz.

Quai des Chartrons Kıyı boyuna sıralanan güzel binaları ve altlarında sıralı mekanları ile Quai des Chartrons’u bir akşamüstü “Pastis”i için not etmiştim ancak akışta ancak gündüz saatlerinde kısa bir ziyarete zaman bulabildik. Ancak mini bir gezintide bile hissettiğim Chartrons sokaklarının çok fotografik olduğudur. Buradaki pazar da yine atıştırmak için uğranan, şehrin renkli noktalarından.

Musee des Beaux Arts Bordeaux’nun Güzel Sanatlar Müzesi. Koleksiyonda Fransız sanatının, Rönesans döneminin ve hatta Alman ve Hollandalı ünlü sanatçılarının eserlerine yer veren müze Salı hariç hergün 11-18 arası açık ve giriş ücreti 4.€. Müzenin parçası olan Galeri bölüöünde de dönemsel sergiler düzenleniyor ve kombine bilet 6,5.€.

CAPC Bordeaux Modern Sanatlar Müzesi Anish Kapoor’dan Didier Marcel’e uzanan modern sanat koleksiyonu ile öne çıkan müze Pazartesi hariç hergün 11-18 arasında açık ve giriş ücreti 6,5.€.

bordeaux_sehirici_ulaşim_havaalani_transfer

Hemen şehir turu listemizin sonuna da şehiriçi ulaşım ile ilgili detayları ekleyelim:

Şehiriçi ulaşımda etkin 3 tramvay hattı var. Nehir kıyısından şehre baktığımızı düşünelim; hatlardan B ve C şehri yatay olarak boydan boya geçen ve Quinconces meydanında kesişerek yoluna devam eden hatlar. A hattı ile bunları dikine kesen ve sizi karşı kıyıya ulaştıran hat. En pratik şekilde Saint-Michel’e, su aynasının olduğu Bourse Meydanı’na ve St.Jean tren istasyonuna pembe hat C ile; Gambetta Meydanı’na, Opera Meydanı’na ve Kıyıdaki Quai des Chartrons’a kırmızı hat B ile; katedralin olduğu Belediye Meydanı’na ve ana alışveriş caddesi Saint_Catherine’e de mor hat A ile ulaşabilirsiniz. Kullanımları oldukça kolay, her durakta harita ve yön bilgisi, durağa varış bilgisi var. Biletler birçok durakta makinelerden alınabiliyor; yalnız makineler yalnızca bozuk para kabul ediyor..

Tek yön bilet fiyatı 1,5 .€. Bir günlük pass bilet 4,60; 7 günlük bilet de 12.€.

Bunun yanısıra fotoğrafların en güzel aksesuarı bisiklet de şehiriçi ulaşımda oldukça etkin kullanılıyor. Yollar bisiklet kullanmaya müsait. Eğer 7 günlük Hebdo kart alırsnız toplam 13.€’ya tüm ulaşım ağına ilaveten ve belediyenin bisiklet sistemi kullanım hakkını da elde etmiş oluyorsunuz.

Elbette tüm bunların yanısıra benim kullanmaktan ısrarla kaçındığım turist işi “City Pass”lar da var ki fiyatları 1, 2, 3 günlük olarak 25, 30, 35€ diye gidiyor..

 

Şehirden Alışveriş Manzaraları

Şehrin ana alışveriş caddesi Avrupa’daki en uzun caddelerden biri olan Saint_Catherine bu cadde üzerine tanıdığımız zincir mağazaların şubeleri var. Bu uzun caddeyi kesen Rue de la Dijeux ve Rue Saint-Remi de hem bu tarz mağazaların devamı var. Cos, Kusmi Tea, müzik/kitap alışverişi için Fnac ve meşhur -ama Paris’teki kadar şaşaalı olmayan- Galeries La Fayette hep buralarda.

Dijeux üzerindeki Mollat kitap alışverişi için büyük ve keyifli bir dükkan.

Daha üst sınıf markalar ise Cours de L’intendance ve paralel’indeki sokaklarda. Yine bu civarda ilginç pasajlar, çay ve çikolata dükkanlarına rastlayabilirsiniz.

Bordeaux hatırası magnet, kupa vs. alınabilecek iki adresten biri yine L’intendance; bir diğeri de St-Jean garının alt katındaki Bordeaux Souvenir dükkanı.. Ama hepsi bir yana eve Bordeaux’dan taşıdığım en güzel hatıra sanırım bir magnet değil de; Herbes Fauves çiçek dükkanından aldığım fincan içindeki canlı kaktüs oldu. Buraya taşıması macera, evdeki duruşu keyif..

herbes_fauves_bordeaux_ne_alinir_gezi_notlari

Adını gölden alan ve hemen onun yakınındaki Le Lac  büyük bir alışveriş merkezi.

Kıyıda Chartrons’un sonlarına doğru hangarlardan açık AVM’ye dönüştürülen Quai des Marques’de ünlü markaların outlet mağazaları var.

Saint Michel Meydanı’nda o ulu, gotik kulenin hemen altında Pazar günleri Bit Pazarı kuruluyor. Buradaki yan yana iki meydanda birden konumlanan bit pazarında hem gerçekten dikkate değer objeler hem de gerçek anlamda “bit” var!. Fiyatlar gayet uygun, bölge oldukça renkli.

bordeaux_saint_michel_flea_market_bit_pazari

Les Hangars du Passage yine aynı meydana bakan büyük bir bit pazarı/dükkan. İçindeki bisikletler alıp binmek değil de evin durarına asmak isteyeceğin cinsten. Eski mobilyalar, giysiler, aklımın kaldığı şapka kutusu ve yerküre abajurler…

Eskiye, antikaya doyamayanlar bu çevreye biraz daha vakit ayırıp Passage Saint Michel ve Rue Planterose’ye de uğramalı.

Bourse Meydanı yakınındaki Au Denicheur de, yine eski eşyalarla kartpostal, logolu ürün, bardak, rozet biriktirmeyi sevenlerin içinden saatlerce çıkamayacağı dükkan.

Şehrin pazar yerleri de hem alışveriş, hem yaşam akışını gözlemleme açısından keyifli uğrak noktaları.

– Marche des Capucins şehrin en önemli kapalı pazar yeri. Sebze, meyve, peynir tezgahları, salaş yemek içme alternatifleri ve tabi ki bu şehirde bir gelenek olan istiridye tadımı.. Renkli, canlı pazar yerlerini seviyorsanız buraya da uğramalısınız.Pazartesi hariç hergün çok erken saatlerden öğleye kadar açık.

bordeaux_marches_bordo_gezi_notlari_bit_pazari

– Grand Hommes ferforje ve camdan yapılmış bir pasaj/alışveriş merkezi. Zemin katında büyük bir Carrefour var. Ancak bu listede yer almasına sebep çarşamba günleri çevresinde kurulan sahaf kitap pazarı. Yine civarındaki sokaklardaki dükkanlar da dikkate değer..

– Marche Chartrons ise Salı’dan Cumartesi’ye sabahtan öğlene kadar kuruluyor. İstiridye tadıp peynir seçmek için aklınızda bulunsun. Ayrıca Perşembeleri Quai Chartrons’da sabahtan organik pazar var.

bordeaux_alisveris_rehberi_bordodan_ne alinir_fransiz_peyniri

Gelelim nereden şarap alacağız? konusuna!. Şöyle esalı bir şarap dükkanı görüp alışveriş yapmak isterseniz I’intendant hoşunuza gidecektir. Badie ve Fransız klasiği Nicolas da şarap alışverişiniz için el altında bulundurulacak adresler. Ancak şehir yerlisi şöyle der: “Eğer ne alacağınızı biliyorsanız büyük şubeli Carrefourların şarap bölümü de gayet uygun fiyatları ile iyi şaraplar almanız için fırsat olacaktır.” Dolayısıyla önceden ya da bu ziyaret sırasında denediğiniz, beğenip not ettiklerinizi bir de burada soruşturun derim.. Eğer günübirlik bir Saint_Emilion gezisi düşünüyorsanız burada tadım ve alım imkanı çok fazla ama atalarımız şöyle der: “Taş yerinde ağırdır!”

Son dipnotum; şarap alışverişinizi mümkün olduğu kadar havaalanına bırakmayınız; hem havaalanının alışveriş imkanları çok kısıtlı hem de fiyatlar şehre göre oldukça yüksek..

 

Damakta Tadı, Zihinde Adı Kalanlar

Şehrin bana göre yeme içmeye dair üç sembolü istiridye, Caneles ve şarap.

Dünyada yiyebileceğiniz en taze istiridyeler Arcachon’da bulunuyor.

Ve Arcachon bölgesinin yakınlığı da Bordeaux’yu istiridye yemek için en doğru ve risksiz yer yapıyor. Birçok restoranın menüsünde, hatta pazar yerlerinde bol bol istiridye var. Canlı canlı bir yumuşakçayı yemek benim şahsi yemek zevkime uymasa bile Fransa’da bu kültürü, restoranlarda istiridye seremonilerini hep sevmişimdir. İlk kez tadacaksanız eğer, lütfen ama lütfen canlı olmasına dikkat ediniz; limon sıkınız, çiğnemeden hafifçe dilinizle ezerek yutunuz!. Afiyet olsun!.. Birçok menüde var olan bu ilginç lezzeti tatmak için konusunun uzmanı; tazelikte aşırı iddialı bir yerde denemek isterseniz notlarım arasındaki en nadide isimlerden biri olan “La Boite a Huitres”i paylaşmak isterim.

la_boite_a_huitres_bordeaux_yeme_icme_notlari

Şarap konusunda zaten sanırım fazla söze gerek yok, bu şehre gelenlerin çoğu “Bordeaux” isminin cazibesine kapılarak gelmiyor mu sonuçta! Özellikle kırmızı şarabın anavatanı diyebiliriz ancak beyaz da üretiliyor tabi ki. Şehrin lokalleri mevsimsel nedenlerle hep beyaz ve roze içiyor; zaten Temmuz sıcağında bir sürü de deniz mahsulü varken sanırım doğrusu da bu.. Beyaz ve Roze’leri içip kırmızıları ev için stoklamalı!.. Ama kış aylarında gidecek olanlar bu anlamda şehrin tadını çıkaracaklar kesinlikle!.. Fransa için buradan verilen şarap tavsiyelerine inanmıyorum. Zaten öyle tavsiyede bulunacak bir yetkinliğim de yok ama bence  en güzeli yemek seçiminize göre yerinde öneriler almak..Hatta onu da bırakın, bir barda iki bardak kırmızı deyin, kötü birşey gelmeyecek büyük ihtimalle!.. En ucuzları bile güzel; 20.€ üzerindekiler gayet iyi..

canelles_bordeaux_canele_bordo_ne_yenir

Gelelim Caneles meselesine. Kendine has bir kalıbı, şekli olan dışı karamelize içi nemli ve yumuşak, çok alttan alttan saf vanilya ve rom tadı gelen buraya özel bir hamur tatlısı. Özel şekli simgeleşmiş, kalıbı ile satılanı bile var. Bordeaux merkezi sınırları içinde sadece sanırım en güzel Caneles alınabilecek adres; Caneles Baillardran. Birçok farklı şubesi olan tatlı dükkanının havaalanı içinde de dükkanı ve kiosku olduğunu hatırlatayım; belki dönerken de yanınızda taşımak istersiniz. Saint_Emilion hakkında araştırırken ilgimi çekmişti, Pazar öğleden sonraları şarap-canele ya da şarap-makaron yenirmiş geleneksel olarak.. Dönüşte havaalanında Canele-kırmızı ikilisini biz de buluşturduk; gerçekten de yakıştılar!..

 

Sırada lokanta / kafe ve barlar var..

Bordeaux’nun ev sevdiğim tarafı hiçbir adresiniz, planınız olmasa da bazı bölgelerde yürüyerek yemek yiyecek, gece boyu eğlenecek bir adres bulmakta güçlük çekmeyecek olmanız. Meydanları, sokakları bu anlamda hep canlı ve verimli.

Rue Saint Remi, Rue Parliament Saint-Pierre, devamındaki Place Saint-Pierre,lokantalarla dolu capcanlı yollar. Remi’den Rue Saint James’e kadar geniş bir daire çizdiğinizi düşünün. Bir çok lokanta, kafe, bar bulacaksınız buralarda. Üstelik geç saatlere kadar oldukça hareketli..Bu arada fotoğraflarıma konu olan koyunlu kuzulu sevimli bistro Michel’s de buralarda çıkacak karşınıza.. Opera’nın diğer tarafında kalan Allee de Tourny ve civarında ise daha şık, özenli adresler var.

La Petit Commerce çok sevip iki akşam üst üste gittiğimiz samimi bir balık lokantası.Aslında utanmasak bir üçüncü de olabilirdi!. Rezervasyon mecburiyetsız, canlı, güzel yemekli, bol alternatifli ve samimi yerleri seviyorum. Biz bir akşam tavsiye mevsim balıklarından, bir akşam da full menüdeki başlangıçlardan bol mezeli bir masa donattık; her şey harikaydı. Özellikle doğru mevsimdeyseniz(midyenin İngilizcesinde “R” harfi olan aylarda yenmesi gerektiği söylenir) Midye; benim ilk kez tatığım ve bayıldığım deniz kabuklusu “Couteau de Mer” ve balık carpaccio tabaklarından tadın. Ya da boşverin, herşeyi öyle güzel öyle kararında yapıyorlar ki zaten ne yeseniz hata payı yok!. Şarap seçiminde garsonları oldukça doğru eşleştirmeler öneriyorlar, çekinmeden yardım alın..

le_petit_commerce_bordeaux_yeme_icme_notlari

Brasserie Bordelaise Tipik, geleneksel bir yemek için listeme aldığım mekana zaman kalmadı ancak -eğer sayılırsa- önünden çok geçtim, hep kalabalıktı!..

L’Entrecote Listeme aklımda bulunsun diye eklediğim bir yedekti. Olur da Paris’teki gibi sadece o meşhur soslu etin servis edildiği b,r Antrikot gecesi çeker insanın canı; hazırlığımız olsun..

Grand Bar Castan ve Bar Remi eski dekorlarını koruyan, şehrin en eski kafe/barları olarak listeye eklendi. Bulunduğu güzel pasajın içinde yavaş yavaş tarihin tozlu sayfalarına gömülmeye yüz tutan Remi’nin tentelerine sığınıp aniden bastıran yağmuru burada birer kadeh beyazla keyfe dönüştürdüğümüz akşam o tozlu sayfalardan kurtardığım güzel bir anı olacak bana…

Le Bar a Vin / Şehrin eski dokusu ile tezat oluşturan modern dokunuşlu şarap barında bir şişe şarap ve peynir tabağı eşliğinde keyifle zaman geçirilebilir.

A Cantina Comptoir Corse Geç saatte bile yemek sorun olmuyor dedim ya, işte böyle gece 12’ye doğru gelen bir krizde denediğimiz gastropub Cantina’da hamburgerler, buraya özel soslu patatesler, artisan biralar ve yüksek volüm müzik eşliğinde güzel bir gece atıştırmasını giriştik!..

creperie_reno_bordeaux_yeme_icme_notlari

Yine aynı hareketli sokaklardaki krep dükkanı Creperie Reno öğle yemeği için hafif ve lezzetli alternatiflerden biri. Tatlı olanlar crepe, tuzlu ve kenarı kayık gibi kıvrık olanlar ise galette.. Olağanüstü yavaş ve suratsız bir servis olmasına karşın pek bi lezzetli; vakit genişse kesinlikle buna katlanılabilir..

La Cagette, o çok sevdiğim meydanda lokallerin taze ürünlerle donattığı öğle menüsüne çok rağbet ettikleri küçük ama trendy bir öğle yemeği adresi.

bordeaux_notlari_chez_fred

Hemen köşesindeki Chez Fred benim oturmayı en sevdiğim yerlerden.. Akşamüstü içki yanına Planche Apero olarak servis edilen paylaşmalık tabakları oldukça eğlenceli. İçeriğinde bir bütün baton sucuk, bir kalıp Camambert peyniri, 2 mini tereyağı, 1 kutu konserve/pate ve 2 baget ekmek var!.. Baya eve alışveriş yapar gibi!..

chez_fred_bordeaux_planche_apero_bordo_yeme_icme

Bordeaux’nun yaz ziyaretçilerinin atlamaması gereken bir detay da dondurma.. Rastladığınız her yerde lavantalı, çikolatalı, ne bulursanız bol bol deneyin. Ama yazın asıl yıldızları yoğun meyve içerikleri ile sorbet’ler.. Ne yapın edin, bir sorbeciden “Casis” bulup deneyin!..

La Comtesse defterime şehrin en iyi kokteyl barı olarak not aldığım bir adres. Başka kokteyl bar deneyemediğim için en iyisi olduğunun altına imza atamam ama sıcak atmosferi, kapı önündeki birbirinden farklı eski püskü sandalyeleri, içerideki loş ve rahat ortamı ve müzikleri ile en keyiflisi olduğuna eminim.

la_comtesse_bordeaux_best_coctail_bar

Tante Charlotte Burası benim Bordeaux’de en çok yemek yemek istediğim yer ama ne yazık ki rezervasyon yaptırmaya alışkın olmayan bünyemiz burada bizi yarıyolda bırakıyor ve Charlotte gelecek sefere kalıyor. Peki neden çok istedim, yemekler mi sebep? Hayır. Burası genellikle lokallerin tercih ettiği, küçük, samimi atmosferli bir yer. Sanırım daha çok şehrin ruhunu yakalamak adınaydı ısrarım..

 

Yeme içme notları için şöyle bir de bonusum var aslında;

Ben yolculuğa çıkarken paylaştığım fotoğrafın altına Merih Akoğul tarafından bırakılan yorum az sonra bineceğim uçakta okuyabileceğim Skylife Business dergisinde kendisini yazdığı “Bordeaux’da olmak” başlıklı yazısını işaret ediyordu. Uçakta bir çırpıda okuduğum yazısında hem bemim listeme almış olduğum mekanlardan birini de görünce bunu referans kabul ederek diğer önerilerini de not ettim hemen. La Petit Commerce onun önerilerinden biriydi. Buradan hem kendisine bir teşekkür etme fırsatı bulmak hem de şu an dergiye ulaşmakta zorluk yaşayacaklar için Merih Bey’in Bordeaux yeme içme önerilerini buraya eklemek istedim:

Cadiot-Badie Chocolatier – çikolata dükkanı; La Boite a Huitres –  istiridye lokantası; Le Siman – Bordeaux Mutfağı bazlı restoran; Le Petit Commerce – Deniz Mahsulleri Lokantası; Gabriel – Üst sınıf Fransız mutfağı; L’univerre – Afrika mutfağı..  Ayrıca kendisinin şato deneyimi için önerisi Chateau Palmer..

Yazısının tamamına web’de Skylife Business arşivinden Temmuz 2015 kayıtlarından ulaşabileceğinizi tahmin ediyorum. Kendisine tekrar teşekkürlerimle..

Küçük Kaçamaklar

Bağ gezisi yapmak isterseniz Place Gambetta’dan bineceğiniz 4 no.lu belediye otobüsü sizi 45 dakikada Chateau Pape Clement’e ulaştıracaktır.

Tramvayın pembe hattı yüzüp keyifli bir haftasonu geçirebileceğiniz Lac gölüne ulaşmanızı sağlayacaktır.

Saint-Jean istasyonundan bineceğiniz tren 9,5.€’ya 36 dakika’da bağları ve tarihi şehir merkezi ile ünlü Saint Emilion’a ulaşmanızı sağlayacaktır.

Sevgili Bordeaux, seni tanımak pek keyifliydi.. üstelik sanki daha önceden tanışıyormuşuz gibiydi…sanki kaldığın yerden devam eder gibi!.. Ne dersin, yine görüşüp kaldığımız yerden devam edelim mi?..

pont_pierre_bordeaux_gezi_notlari

2 thoughts on “BORDEAUX, YİNE GÖRÜŞELİM Mİ?

  1. ASLI OLSEN

    Gerçekten harika bir yazı olmuş. Giderken yanıma sadece sizin önerileriniz aldım ve hiç pişman olmadım…

Comments are closed.