BOLOGNA GEZİ NOTLARI

By | 26 Şubat 2015

bologna_gezi_notlari_seyahat_rehberi Birçok kişiden mimarisi, tarihi, yemekleri, şehir hayatı hakkında olumlu yorumlar almama rağmen 2014 Ekim’ine dek hiç Bologna’ya düşmedi yolum. Ya da be hiç yolumu düşürmek istemedim diyelim; bu daha doğru olur.. Yine o “doğru zaman hissi” geldi ve Kuzey İtalya seyahatimizin rotasına Bologna’yı da ekledik. Genel olarak şehrin havasını, buradaki yaşamı, yediğim içtiğim, gördüğüm herşeyi sevdiğimi söyleyebilirim. Bologna keyifli bir şehir. Canlı, dinamik.. Binaları yaşlı ama ruhu genç! Henüz aramızda “aşk” seviyesinde bir bağ yok ama geçmiş tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, benim canım tekrar Bologna çekecek.. Bir gün tekrar ve hasretle mutlaka oraya geri dönülecek.. (..dedi ve 2017 yazında Floransa’dan trene atladığı gibi kendini yine Bologna’da buldu! Şimdi çok daha rahat söyleyebilirim ki, Bologna benim çok çok sevdiğim bir şehir!) İşte dört günlük tanışma ziyaretinden kalan ve ikinci ziyaret ile güncellenen notlar;

Ulaşım Yolculuğa farklı bir şehirden başlayıp yine farklı bir şehirde bitirdiğimiz için şu an size Bologna’ya ulaşım konusunda ayrıntılı bir bilgi paylaşımım olamayacak. Hava yolu ile nasıl gelinir, merkeze nasıl ulaşılır gibi konularda şimdilik fikrim yok. Ama tren yolu ile ulaşımın çok kolay olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Bologna coğrafi olarak İtalyanın hemen hemen ortasına denk gelen, dolayısı ile tren yoluyla tüm şehirlere bağlantılar sunan pratik ulaşımlı bir şehir. Merkez tren istasyonu Bologna Centrale; bu istasyondan gün boyu geçen sayısız tren seferi var. İtalya’daki başka şehirlere yapacağınız bir seyahatte bile bu istasyonu rotanıza ekleyip şehri ziyaret edebilirsiniz. Yine yeri gelmişken çok sık tren yolculuğu yapmayanlar için arada bir tekrar ettiğim şu küçük noktayı da yine tekrar etmiş olayım; Bilet makinesi ya da bilet ofisinden alacağınız bilet için varış istasyonunuzun adını vermenize rağmen biletiniz basıldığında varış noktası olarak bazen çok farklı bir yer yazabilir. Bu trenin nihai varış noktasıdır, siz yolun bir noktasında trenden ayrılacaksınız anlamına gelir. Ben karışıklıkları önlemek ve net olarak emin olmak için önce Trenitalia’nın web sitesinden bilet alacakmış gibi bilgileri girip tüm trenleri karşılaştırıyorum. Saat, fiyat, yol süresi vs..  Seçeceğim trenin sefer numarasını not alıyor sonra makineden alırken bu sefer numarasına dikkat ederek satın alıyorum. İstasyondaki ekranlardan da ineceğim yere göre değil, bu sefer numarasına göre peronu ve treni takip ediyorum. Bologna Centrale büyük bir istasyon; dolayısı ile özellikle şehirden ayrılırken binilecek trenin peronu için yön notlarına da dikkat etmek gerekiyor. Aksi halde yalnış 23 no.lu peronda bekleyip treni kaçırabilir, bir sonraki trene kalabilirsiniz.. Bir de biletinizi binmeden önce perona girerken göreceğiniz makinalara sokup onaylatmayı unutmayın; önemli!..

Tren gevezeliğinden sonra şehir içinde ulaşım konusuna da biraz girelim. Şehiriçi ulaşım toplu taşıma otobüsler ile sağlanıyor. Tekli biket 1.20, günlük pass bilet 4,00€. 10 kullanımlı City Pass 11€ ve araç içinde şoförden alacağınız 75 dk. geçerli bilet de 1,5 €. Bunun dışında müzeler ve restoranlarda indirim ve bazı ayrıcalıklar sağlayan ücretsiz ulaşım kartı Bologna Welcome var ama bu tarz turistik kartlara ben oldum olası mesafeliyimdir. Bunun dışında etrafta bol bol bisiklet ve motorsikletin süzüldüğünü göreceksiniz ki bisikletin de bu şehirde ulaşım için şehre çok yakıştığını düşünüyorum. Dört gün boyunca sadece graffiti avı sırasında şehrin uzak noktalarına giderken otobüs kulladık ve diğer günler kilometrelerce yürümeyi tercih ettik. Şehir dümdüz ve tamamen görsel şölen havasında olunca ve ziyaret süresi de çok uzun olmayınca yürüyerek keşfetmek bana daha anlamlı geldi..  Üstelik yürürken aşırı sıcak, güneş, yağmur, çamur da sizi asla etkilemiyor bu şehirde. “Portico” sayesinde. Şehrin mimari yapısı altı kemerler üzerine oturtulmuş binalar üzerine oluşturulunca kilometrelerce bu revakların (portico) altından yürüyerek gezebiliyorsunuz. Sanırım bu şehirde yaşayanlar şemsiyeye pek de ihtiyaç duymuyorlar.. Biz de o revakların altından uzun uzun başımız havada hayran hayran yürüyoruz şehirde..

Konaklama Seyahatimiz uzun ve tren yolculukları ile olduğundan -Bologna’da katılmayı planladığımız etkinliğin yerini de baz alarak- istasyondan çok uzakaşmadan konaklamak istedik. Hem şehir merkezine, hem de fuar alanına eşit mesafede olan istasyonun arkasındaki sakin bir mahallede yer alan Il Guercino’da karar kıldık. Son derece keyifli döşenmiş, SPA hizmeti de veren rahat, samimi ve konfor konusunda mutsuz etmeyen bir oteldi. İç avlu ve komşu evlerin balkonlarına bakan odamız ve sabahları balkondan balkona yapılan yüksek sesli, neşeli komşu sohnetleri hala aklımda.. Otelin en çok neyini sevdin derseniz kahvaltı derim herhalde. Çok samimi bir şekilde döşenmiş kahvaltı salonunda normalde İtalya’daki küçük otellerde pek rastlanmayan ve mutlu eden bir kahvaltı seçkisi vardı; keyifliydi.. Otelden şehrin en ünlü meydanı Piazza Maggiore’ye ulaşmak yaklaşık 1,5-2 km’lik bir yürüyüş sonunda gerçekleşiyordu ama bu kesinlikle gözünüzü korkutmasın. Yol boyunca şehrin sıradan mağazalar, kafe ve lokantalarla dolu hareketli caddesi Via dell’indipendenza üzerinden, porticoların altından yürümek, yol boyunca kurulan pazara göz atmak, hediyelik eşyacıların vitrinlerine bakmak, bir iki fotograf çekmek derken farketmeden ulaşılıyor. İlk gün keyifli gelen bu yolu diğer günlerde arka sokaklara dalıp daha da uzatıp daha da renklerdirdik hatta!.. Bu arada tarihi merkez, ara sokaklar oldukça güvenli, gece geç saatte yürümek bile gayet güvenli.. kullanabilirsiniz.

Turistik Rota İlk kez gittiğiniz bir şehirde muhakkak yapmanız gereken birkaç turistik hareket ve rotanıza eklenmesi mecburi birkaç turistik adres oluyor. Bologna gibi,  şehrin kendisi tarihi eser/mimari harikası/sanat eseri olunca bu adreslerin sayısı da arttıkça artıyor. Ben bu listeyi olabildiğince minimumda şu adresleri ziyaret ettim ve sonra hemen kendi dünyama daldım! Piazza Maggiore: Aslında bu meydana ulaşmak için özel bir çaba sarfetmeye gerek yok; nereye yürüseniz dönüp dolaşıp yolunuzun çıkacağı şehrin ana meydanı. Herkesin kenarında oturup buluşma adresi olarak verdiği Neptün Çeşmesi, Belediye Sarayı ve Basilica San Petronio bu meydanı önemli yapan diğer yapılar.. Palazza Re Enzo: Yine aynı meydanın ortasında yer alan bu sarayın altından geçen kemerlerden yürürseniz karşı caddeye ulaşmak için; yolun ortasında durup köşelere gidip şu tuhaf şeyi deneyin; İki kişi karşılıklı köşelerde yüzü duvara dönük olarak birşeyler mırıldanınca diğeri öbür köşeden onu duyabiliyor.. Mimarinin şakalarından biri diyelim ve bu saçma hareketi neden yaptığımızı sorgulamadan gülerek olay yerini tekredelim. Yaşasın turist olmak!.. Biblioteca Salaborsa Ragazzi Yine aynı meydanın bir diğer cephesindeki eski borsa, yeni kütüphane binası mimari harikası olarak mutlaka görülmesi gerekenlerden.. İçine girip katları dolaşın, açık saatine denk gelirseniz binanın zeminine yayılan bambaşka bir dönemin kalıntıları arasında dolaşın, tavana hayran olun, vakit yeterliyse kitap karıştırın, dergi okuyun.. Mercato di Mezzo Renkli pazar yeri, bizim Eminönü-Sirkeci hattını çok çok az andırsa da tam karşılığı bir yer bulamıyorum. Dar sokaklar arasında sıralı birçok dükkan, şarküteri, lokanta, şarapevi, balıkçı, vs.. ile bu civarda bir tur atmak turistik listemize dahil.. Civarda gezerken Via dei Musei adı ile geçen -onlara göre sokak, bana göre pasaj- da mimarisi ve cıvıltısı ile atlanmaması gereken yerlerden.. Cathedral Metropolitana di San Pietro: Via dell’independenza’da yürürken bir göz atmanız gereken önemi tarihi/dini yapılardan biri de bu katedral..Piazza Santo Stefano ve burada bulunan 7 Kilise olarak bilinen San Stefano Bazilikası ‘na haritada bir işaret koyun; şehrin kalbinde saklı en tatlı köşe bence.. Meydanın dokusu çok fotografik; akşamüstü ortalığın kalabalıklaşmasıyla buralarda vakit geçirmek daha da keyifli oluyor..  Bolonya’nın en ünlüleri ise iki kule: Torre Asinelli ve Torre Garisenda. Şehrin neredeyse sembolü haline dönüşmüş yanyana iki ortaçağ kulesi. Garisenda öyle yamuk ki, içine giriş yok!. Asinelli ise, zorlu geçen 498 basamaklık bir tırmanıştan sonra size harika bir kızıl Bologna manzarası sunan ve bence Bologna’da yapmadan dönülmesi günah tek etkinliğin adresi. Bu kuleye mutlaka tırmanın!..  (Önemli: Sabah 09:00’dan yazın 18:00; kışın 17:00’ye kadar ziyarete açık ancak son giriş kapanış saatinden en az 20 dakika önce olmalı.. Little Venice: Bologna’nın içinde gizli, küçük bir Venedik’i var!.. Adı Canale della Moline. Kendisini Via Piella, Via Oberdan ya da Via Malcontenti’deki minik pencerelerden bakarak keşfedebilirsiniz. …ki ben kendimi tutamayıp üçünden de baktım!..

Alışveriş Via dell’İndependenza yukarıda bahsi geçen hareketli ve sıradan mağazalarla dolu cadde.. Galleria Cavour, şehrin lüks markalarının bulunduğu küçük, cici bir alışveriş merkezi.. Via dell’Archiginnasio da şehrin lüks caddesi. Burada şık insanlar, keyifli kafeler, havalı bir Bologna göreceksiniz.. Via Oberdan ve çevresi şehrin Yahudi Mahallesi sınırlarında olduğundan ve genelde bu mahalleler haftasonu da dahil hareketli olduğundan gezinti ve alışveriş rotasın için aklınızda bulunsun. Via Ugo Bassi Benim için şehrin en hareketli ve keyifli alışveriş caddesi. Ortalama fiyatlı zincir mağazalar ve bunların arasına dağılmış kafeleri ile bu hareketli caddeden alışveriş yapmak, civarda dolanmak eğlenceli. Özel adreslerime gelince; Via Marchesana’daki Hidden Forest mağazasına beni bırakın, almaya da gelmeyin!.. Cruciani’nin dantel bilekliklerinin kaç rengini daha edinsem bilemiyorum!.. (Via Ugo Bassi) Mini galeri ve plak dükkanı Background Records ne yazık ki şehrin biraz dışına taşındı; onun için elimizde şehir içinde plak alınabilecek çeşidi bol adres olarak sadece Disco d’Oro var.

Sıra geldi yeme içme mevzularına.. Bologna notlarını okumaya BOLOGNA YEME İÇME NOTLARI başlığından devam edebilirsiniz.