BİR GÜNDE MERSİN

By | 3 Mayıs 2018

YIllar sonra yeniden tek bür günlüğüne Mersin’deyiz. Daha önce şehirde arkadaşlarımızla birlikte bir hafta konaklamış, Mersin’in yaz halinin tadını çıkarmıştık.. Mersin bana hep sayfiye havası yaşatır.. Geçen sefer tüm çevre ilçelerini, en güzel koylarını gezip denizin tadını çıkarmıştık.. Bu kez ise şehirde sadece tek bir günümüz var.. Aslında akşam Fazıl Say konserine gideceğiz.. Öncesinde de merkezde biraz dolaşır, güzel birşeyler yiyip anı tazeleriz dedik..  Daha önce Cennet-Cehennem, Silifke, Tarsus, Kız Kalesi, Narlıkuyu gibi muhteşem yerleri görmüş olmanın rahatlığı ile telaşsız minik bir tur planlıyoruz..

Adana Havalimanı’ndan Mersin’e gelen Havaş servislerini kullanıyoruz.. Bir kişi 17 TL. ve yol yaklaşık 1.saat 15 dk. sürüyor.. Otelimizin bulunduğu Mersin Forum AVM önündeki durakta iniyoruz.

  • Otelimiz Mersin Forum Suite. Temiz, bir gün için gerekli konfora sahip bir butik otel.. Otelin bulunduğu bölge yakındaki AVM’nin de etkisiyle şehrin en canlı yerlerinden.. Buradan her bölgeye rahatça ulaşıyor, aradığımız herşeyi çevremizde bulabiliyoruz.
  • Mersin’de ilk yemeğimiz tantuni. Hemen şu aralar en beğenilen tantuni adreslerinden biri olan Memoş Tantuni‘ye girip deniyoruz.. Mersin’deki yeme içme adreslerinin hemen hepsinin bir ilk merkez şubesi ve farklı semtlerde şubeleri var.. Memoş Tantuni de bu şekilde.. İlk şubesi Silifke Caddesi üzerinde.. Tantuni gayet lezzetli, aşırı yağlı değil.. beğeniyoruz..
  • İyi bir kahve içmek için çok yakınımızda güzel bir adres var. Gaia & Co nitelikli kahve içebileceğimiz harika bir seçenek.. Hem espresso bazlı hem de demleme kahveler hazırlıyorlar; Boxx ve Coffee Department çekirdekleri kullanıyorlar. Damak tadımıza uygun çekirdek seçiyoruz, kahvemizi güzelce demleyip güzel bir servis ile getiriyorlar.. Demledikleri kahve ile ilgili bilgi verip bir de çekirdek paketini okumamız için masaya bırakıyorlar; bu detaya bayılıyoruz.. Gaia & Co İstanbul’da bile çok az rastladığımız bir titizlikle kahve yapan bir dükkan olunca baya seviyoruz..
  • Bu civarda Forum Avm ile deniz kıyısı arasında kalan sokaklarda daha pek çok kahve dükkanı, yeme içme adresleri, gençlerin takıldığı pek çok mekan ve küçük küçük dükkanlar var.. Buralarda dolanıp meşhur Kuşimoto sokağından geçiyor, kıyıya inip minik bir yürüyüş yapıyoruz.. Mersin hem sıcak hem de nem oranı fazla bir şehir; aslında bu yürüyüşü akşamüstü serinlikte yapmak daha mantıklı ama bizim sonrası için başka bir planımız var..
  • Ana caddeden taksiye binerek Toroslar Belediyesi Akbelen Mahallesi‘ne doğru yola çıkıyoruz. Şoföre bizi duvarlarında resimler olan evlerin olduğu yere götürmesini söylüyoruz.. Elbette biliyor.. “Hee, evet, orada duvarlara resimler yaptılar, çok güzel.. ama resim işte” diyor.. Aslında bizim özellikle gidip onları görmek istememize şaşıyor; biz de bıyık altından gülüyoruz.. Oralarda yol çalışması olduğu için biraz geride iniyoruz ve sıcakta biraz yürümemiz gerekiyor.. Ancak 10-15 dakika sonra bu çabaya değdiğiniz görüyoruz.. Frida ve İnci Küpeli Kız bize duvarlardan adeta “hoşgeldiniz” diyor!. Ressam Nazife Bilgin Hazar bu bölgede belediyenin de desteği ile ilginç bir proje hayata geçirmiş.. Bu mahalledeki evlerin duvarlarına ünlü ressamların ünlü eserlerine saygı duruşu niteliğinde kocaman duvar resimleri yapmış
  • Bir binada Frida, diğerinde Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi, Bir diğerinde Van Gogh’dan Yıldızlı Gece, diğerinde Da Vinci’den Mona Lisa… Tüm binalar rengarenk.. Her resmin altında o sanatçının adı yanında “saygıyla.. ” ibaresi ile yer alıyor. Son derece eski evler, bakımsız bir mahalle; belli ki bu civarda yaşayan insanlar kısıtlı imkanlara sahip ama bu resimler bu sokakları adeta baştan yaratmış.. bambaşka bir ruh katmış.. Biz fotoğraf çekerken penceresinden bizi izleyen bir  hanıma “ne şanslısınız”diyorum.. “Ne güzel manzaranız var..” Her sabah perdeyi açıyorum, kahvemi onunla içiyorum” diyor Mona Lisa’yı göstererek.. Çok etkileniyorum burada yapılan işten… Hele o sıradan pencereleri kırmızı panjurlu, önü çiçekli bahar pencerelerine dönüştüren kısım… resmen mest oluyorum.. Bu ziyaret sonrasında taksi ile değil yoldan geçem sarı minibüsler ile merkeze geçiyoruz.. Minibüs indi-bindi ücreti 2 TL.. Yerel ulaşımı kullanmak daima en sevdiğim şey!..
  • Tam merkezde inip çarşı içinde dolanıyoruz.. Meşhur Kerebiççi Oğuz‘dan birer kerebiç alıp yolda yiyerek yürüyoruz.. Kerebiç Mersin’e özgü bir kurabiye.. Cevizli ya da fıstıklı oluyor ve üzerine çöven otundan yapılan bir kaymak konuluyor.. Tat olarak benim çok tarzım değil ama maksat tatmadık demeyelim..  Çarşı içinde sokaklara dolanmaya devam ediyoruz. Çarşıdaki en güzel dükkanlardan biri Kurukahveci Arabağa.. Bu tarz geleneksel küçük dükkanlara bayılıyorum.. İçeriden mis gibi kurukahve kokusu geliyor, dalıveriyoruz.. Sonrasında bir müddet daha civar sokaklarda ve ana alışveriş caddesi Atatürk Caddesi‘nde yürüyüp sahile çıkıyoruz.. Mersin merkezinde deniz kenarında oturacak çok düzgün bir yer yok ne yazık ki.. Sahildeki balık ekmek teknelerine bakarak balıkçı barınağına kadar yürüyüp yeniden minibüse binerek kendi semtimize dönüyoruz..
  • Akşam konserde olacağımız için bir akşamüstü atıştırması yapmalıyız.. Mersin’e gelip de ciğer yememek olmaz!. Apo mu, Bahattin mi derken kendimizi Ciğerci Apo‘nun önünde buluyoruz.. Aslında tercihimizi “kalabalık olan”dan yana kullanıyoruz.. Bu tip şeyler yerken kalabalık olan hem canlı, hem de sirkülasyonun yoğun olduğu yerleri tercih etmeye çalışırım genelde.. Ciğerci Apo’da masamızı ciğerin yan aksesuarları ile donatıyorlar önce; sonra da ciğerler geliyor.. (Burada bir parantez açmak istiyorum.. Daha önceki Mersin ziyaretimizde ben hiç et yemiyordum ve @evisual ile arkadaşlarım çarşıdaki Apo&Bahattin‘de ciğer yerken dışarıda taksi durağında takılmak zorunda kalmıştım..) O yüzden bu kez denemek istedim.. Çok güzeldi ama yine de itiraf etmeliyim ki ben bu tip “ciğer şiş insanı” değilim. Yine de bir şehre gidince oradaki ritüellere uymak keyifli.. Bunun da yanına bir tik attığımıza göre konsere gitmeye hazırız..
  • Otele dönüp konser için giyiniyor ve yine taksi ile Atatürk Kültür Merkezi‘ne geçiyoruz.. Konser alanı da yine bizim bölgeye oldukça yakın.. Muhteşem bir konser salonu!. Kocaman!. Ve ne mutlu ki tüm biletler satılmış, salon tamamen dolu.. İçinde son eseri Yürüyen Köşk de bulunan harika bir Fazıl Say resitali dinleyip çok mutlu oluyoruz..
  • Planımız konser sonrası yeniden merkeze gidip “Mersinliler gibi” bir gece ciğer partisi daha yapmak, ardından Künefeci Emin Usta‘da künefe yemek, son olarak da Dondurmacı Halil‘e gidip Cezerye alarak “kombo” yapmaktı ama konser bizim modumuzu tamamen  değiştirdi.. Hepsinden vazgeçip taksiye “Marina’ya gidelim!” dedik!..
  • Mersin Marina içinde tanıdık markaların mağazaları ve pek çok tanıdık yiyecek zincirinin şubelerini barındıran koca bir alan.. Mekan isimleri tanıdık ama ortam daha Mersin’e uyarlanmış diyebiliriz.. Tüm mekanlar dolu, hepsinde canlı müzik veya dj var.. İnsanlar şık, keyifli, yiyor, içiyor, eğleniyorlar.. Burası şehrin daha başka bir yüzü.. Bunu da görmek lazım.. Marina’daki tek Mersin özgün mekanı sanırım İskele Restaurant.. Çok aç değiliz; o yüzden birkaç meze ile keyifle takılabileceğimiz bit yere oturalım diyor ve o anda ortam olarak bizi en çok çeken Chef Meze‘ye oturuyoruz.. Birkaç meze, arasıcak ve bir şişe 20’lik ile Mersin için keyifli bir kapanış yapmış oluyoruz..
  • Gece dönüşte bizim oradaki Dondurmacı Halil açıktır, cezerye alırız diye umuyoruz ama 12 dedin mi kapatmış!. Sabah da erkenden yolcu olduğumuza göre bu seferlik Mersin’den cezeryesiz ayrılmaya razı oluyoruz..
  • Sabah erkenden otelde minik bir kahvaltı yapıp valizleri kaptığımız gibi tren istasyonuna gidiyoruz.. Tren ile Adana yolcusuyuz..

Tren turunç bahçelerinin kıyısından Adana’ya doğru yol alırken kısacık zamana sığan güzel anılar var cebimizde.. Bir de elbette daha on gün yetecek kadar öneri!.. Mersin yolcusu olduğumu öğrenenlerden gelen şunu ye, şunu yap önerileri.. Hiç biri ziyan olmasın.. Aşağıya ekliyorum; her kim giderse faydalansın..

Mersin Önerileri:

*Memoş Tantuni 

*Şişko Tantuni (tavuklu yoğurtlu tantuni dene!)

*Shagun Tantuni

*Erdemli’de Esenpınar Tantuni

*Ciğerci Apo

*Ciğerci Bahattin (mezitli şubesi)

*Ciğerci Saboş

*Gündoğdu Restaurant (çöp şiş)

*Göçtü’de kebap (burası gerçekten şehirde kebap eyenecek en iyi adres.. bizi de arkadaşlarımız götürmüştü; ben o zaman yiyememiştim, onalat hüpletti ama Göçtü’nün ismindeki harflerin yerini değiştirip baya gülüyorduk!:))

*Betül Cafe’de haşlanmış içliköfte

*Kahvaltı için Buğday Mersin’i dene..

*Akın Humus (Tarsus’daki humusçu eski ısıl elde döverek yapıyor ve elbette harika!)

*Tarsus Koleji sokağında Haluk Abi’den (bardak altı lahmacun)

*Tarsus Ziya Efendi’den cezerye

*Tarsus Şelale Otağı’nda kahvaltı

*Tarsusi kahve

*Sıkma  ye!(silifke tarafları)

*Dondurmacı Halil (Cezerye)

*Kerebiççi Oğuz

*Hurmalı mamul tat!

*Kuşimato Sokağı’ndaki Ak Cafe’de  atom iç! 

*Avşarlar Cezerye

*Bensun marka nar ekşisi al!

*Künefeci İsmail Usta (künefe)

*Künefeci Emin usta (künefe)

*Yürü Künefe

*Tarsus’ta Künefeci Sadık Usta

*Ünlüoğlu & Cici Künefe

*Kızkalesi’ni gör!

*Cennet Cehennem’i gör!

*Tarsus ‘u gez! Tarihi Tarsus evlerini gör!

*Narlıkuyu’da ayaklarını suya sarkıtıp balık ye.(Lagos yeme, avlanması yasak!)

*Üstüne Narlıkuyu lokmacısına git!.

*Silifke Uzuncaburç gör!

*Erdemli köyü serindere’de kahvaltı, öğretmenin yeri’nde lokma

*Loba Cafe (manzara)

*Deniz ve sakin kumsallar için Limonlu tarafına git! (Biz yıllar önce BP Camping diye bir yere giderdik..hala var mıdır bilmem ama hem deniz muhteşemdi hem de şahane vakit geçirirdik..)

*Kanlı divane gör!*

Kayacı Vadisi Doktorun Yeri

*Soli – Pompeipolis Antik Kenti’ni gez!.

ve en önemlisi şapkanı, güneş kremini yanına al!… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir