BİR GÜNDE EDİRNE

By | 24 Nisan 2018

Bu Pazar uzun zamandır “günübirlik kaçıverelim; ciğer yer döneriz!” dediğimiz Edirne’deydik.. Aslında ikimizin de ilk Edirne ziyareti değil; @evisual iş sebebiyle arada bir gidiyor ama turist gibi gezmek başka tabi.. Ben ise en az 10 yıl önce gitmişim; anıları acilen tazelemek lazım!… dedik ve arabaya atladığımız gibi Edirne’ye ulaştık ve hızlı ama leziz bir şehir turu yaptık.. İşte o turdan size de rehber olabileceğini düşündüğüm notlar, küçük öneriler..

  • Şehir tarih, kültürel değerler ve mimari açıdan oldukça zengin.. Tek bir günde tamamını gezip görebilmek mümkün değil ama gezmeye merkezde Selimiye Cami, Eski Cami , Selimiye Arastası, 3 Şerefeli Cami, Kapalıçarşı, Edirne Sinagogu’ndan başlayıp zaman yeterli olursa halka giderek genişletilebilir.
  • Gitmeden önce telefona ücretsiz  Piri uygulaması Edirne rehberi indirebilirsiniz. Bu rehber Ali Canip Olgunlu anlatımıyla şehrin pek çok önemli turistik noktasında size sesli olarak rehberlik ediyor. Biz akıllılık edip önceden indirdik ve yolda dinleyip hazırlıklı gittik; siz de bu uygulamadan faydalanabilirsiniz.
  • Ben Selimiye Camii’nin incelikli detaylarına bir kez daha hayran oldum.. 1414’de tamamlanan Eski (Ulu) Cami ise özellikle üzerindeki “hat yazıları” ile inanılmaz etkileyici. Üzeri kapalı pek çok çarşı var; onların en meşhurları Selimiye Arastası ve Kapalıçarşı olsa da ben nedense Alipaşa çarşısını daha çok sevdim.. Zaten camilerden sonra ciğer yemeğe giderken bu çarşılardan en az birinden mutlaka geçersiniz..
  • Ciğer demişken en iyi Edirne ciğeri nerede yenir? sorusu da yanıtsız kalmasın!. Aydın Tava Ciğeri, Ciğerci Niyazi Usta, Meşhur Edirne Ciğercisi Kazım Usta ve İlhan Usta ilk ve en çok duyacağınız isimler.. Ben giderken yolda bir anket yaptım ve orada da yine bu üç isim en çok tavsiye edilenler oldu; arasına bir de Akgünler eklendi.. Kafamız içice karışınca da (@evisual daha önce Aydın’da deneyip biraz kuru bulduğu için) seçenekleri Niyazi Usta ya da Kazım Usta olarak ikiye indirip yerlisine danışmaya karar verdik.  Esnaflar her ikisi de iyidir ama en eski Kazım Usta’dır dediler ve eklediler: “Çok huysuzdur ama ciğeri güzel yapar; kimse yokken ilk o vardı..” Biz de tercihimizi en eski olan ve “ahi” seçilen Kazım Usta’dan yana kullandık ama siz bu isimlerden herhangi birini seçseniz de sanıyorum ki Edirne’de kötü bir ciğer yeme ihtimaliniz yok.. Her şekilde İstanbul’da bulabildiklerimizden çok daha iyi olacak..
  • İstanbul’da bulabildiğimiz Edirne tava ciğerleri daha kıtır ve kuru oluyor; oysa aşırı kıtır değil, içi yumuşak ve suyunu kaybetmemiş olması gerekiyormuş.. Kulağımızla da duydumuz, şahit olduğumuz üzere “çıtır olsun, pişkin olsun” diye tercih de belirtebiliyorsunuz.. Ciğerin yanında kızarmış acı biber, acı sos, soğan, domates vb, garnitürler geliyor ama süt ürünleri çok iyi bir bölgede olduğunuzu hatırlatarak yoğurt, cacık gibi eklemeler yapmanızı tavsiye ederim; gerçekten çok lezzetli.
  • Biz hem yılın ilk sıcak günü hem de 3 günlük 23 Nisan tatili/uzun haftasonu olması sebebiyle şehrin en kalabalık ve turistik günlerinden birine denk geldik. Dolayısıyla merkezdeki turistik noktalar arasında kargaşadan bir şey anlamadan gezmek yerine önerileri dinleyip Meriç kıyısı ve Karaağaç tarafına yöneldik..
  • İyi ki tavsiyelere kulak vermişiz; Karaağaç bölgesine bayıldım!. Her yer ağaçlık, tam küçük sayfiye kasabası havasında.. yan yana kafeler.. İçlerinden Ceviz’i not etmiştim mola için; son anda gelen öneri ile Orta Kahve’de oturup Türk kahvelerimizi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bahçesine karşı içtik.
  • Fakülte, yani eski Edirne Tarihi Tren garı muhteşem bir bahçe içinde konumlanıyor.. 1920’lerde savaş treni olarak yapılan Alman yapımı tarihi Kara Tren okul tarafından renove edilerek bahçenin ortasına kondurulmuş. Dileyen trenle poz veriyor dileyen çimlere yayılmış.. Aynı bahçede birkaç küçük müze de var. Biz İlhan Koman Resim ve Heykel Müzesi’ni gezerek günümüze biraz sanat ve ilham kattık; baya hoşumuza gitti.
  • Meriç kıyısından bisiklet kiralanabiliyor. Karaağaç’a bisiklet ile gelmeyi de tercih edebilirsiniz ama çok sıcak bir günse bence boşverin!.
  • Akşamüstü Meriç kıyısında olmayı tercih ettik. Meriç köprüsünden yüzünüzü Edirne merkeze, ufukta görünen Selimiye’ye doğru çevirince solunuzda Emirgan Çay Bahçesi, sağınızda ise tarihi gümrük binası olan ve şimdi belediye tarafından işletilen bir çay bahçesi olarak hizmet veren minicik bir yapı göreceksiniz.. Dilediğinizde oturun ama her ikisinin önünden de köprüye ve şehre bakıp fotograf çekmeyi unutmayın!. Biz Emirgan Çay Bahçesinde bira içerek dinlendik.. Alternatif olarak çay ve bademli kurabiye ikilisini de birleştirebilirsiniz. (Nehir kıyısında kahve molası için bir diğer alternatif de Edirne Protokol Evi)

  • Tur otobüsleri ve günübirlik gelenler saat 5 civarında şehirden ayrılmaya başlayınca ortalık biraz daha tenhalaştı. Biz de bunun tadını çıkarmak için arabayı Meriç kıyısında bırakıp köprüden yaya geçerek merkeze yürümeye karar verdik. Bugün içinde aldığımız en güzel kararlardan biriydi.. İnsan bir şehirde yürüdüğü zaman çevresini algılayışı tamamen değişiyor..  İki köprüden sırasıyla geçtik.. Sultan Abdülmecid Köprüsü ve Ekmekçizade(Tunca) Köprüsü..  Özellikle çarşı içinden merkeze yürüyüp eski binalara, dükkanlara baktık; şehrin ruhunu anlamaya çalıştık.. Bu yürüyüşte 1902’de yapılan Dönertaş Un Fabrikası mimarisi ile dikkatimizi çekince yanına kadar yürüdük.. Yaz aylarında bahçesinde düğünler yapılıyormuş.. Konumu ve dış cephesi harika!.
  • Merkeze vardığımızda akşam yemeği için aklımızda kalan ve pek çok öneride rastladığımız Köfteci Osman’ı denedik. Kötü değildi ama hayatımda yediğim en iyi köfte olduğunu söyleyemem.. Normal bir köfte, o kadar.. Bir daha gitsem bunun yerine belki Uzunköprü’ye gidip oradaki çok övülen Köfteci Niyazi’yi denerdim.. Sizin de aklınızda olsun.. Eğer yolu uzatmaktan çekinmezseniz Keşan yolunda Çamlıbel Restoran ya da Yeni Muhacir Köyü’ndeki Özen, meşhur “satır et” yemek için iyi alternatifler.. (Edirne için yoğun olarak gelen önerilerden biri de Edirne Baca Kırkpınar Lokantası idi..  değerlendiremedik ama not ettik..)
  • Yemek sonrası çarşı içinden tekrar geçip eve Bademli Kurabiye (Kavala Kurabiyesi) aldık. Daha önce Arslanzade, Tatsan ve Keçecizade başta olmak üzere pek çok işletmeden kurabiye, badem ezmesi ve kare kurabiyenin evimize girmişliği var.. Ben şahsen badem ezmesi konusunda fazlasıyla seçici olduğum için Edirne’den alınacak en lezzetli seçeneğin badem ezmesi yerine Kavala Kurabiyesi olduğunu düşünüyorum.. Kurabiyelerimizi Keçecizade’den aldık; açtık, yedik; taze, bol bademli ve gayet lezzetli..
  • Dönüşte tam günbatımı saatlerinde son kez köprülerden geçtik ve güzel bir manzara yakaladık. Bu sakin saatlerde  burada olmak çok keyifli.. İyi ki kalmışız.. Son fotografları da çektikten sonra yola koyulup TEM üzerinden kolayca evimize vardık.
  • Tek bir gün ayırarak tamamını değil ama büyük kısmını gezerek Edirne’de şahane bir gün geçirebilirsiniz..
  • Sabah yola erken çıkıp bizim gibi biraz tarlalara dalmak, fotograf çekmek isterseniz (ilkbaharda sapsarı kanola tarlaları ve yaz aylarında ayçiçeği tarlaları çok fotografik oluyor) Lüleburgaz’dan girip Ahmetbey Köyü civarında ara yollardan geçebilirsiniz. Ahmetbey köyü de köfte ve et ürünleri ile ünlü(mesela Damak); gidiş ya da dönüşte mola verebilirsiniz.

  • Sabah yolda Lüleburgaz’da kahvaltı yapmaya niyetlenip Hayal Bahçesi diye bir yer bulduk. Ağaçlar altında geniş kahvaltı veren bir mekan.. Ancak tıklım tıklım doluydu; bize hiç beklemeyin dediler; bir daha gelmek üzere aklımıza yazdık..Belki size de lazım olur..
  • Edirne gezinizin Kültür notları arasına Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi, Bahai Evi, Edirne Belediye Binası, Sokullu Mehmet Paşa Hamamı, Makedon Kulesi, İlhan Koman Evi, Dar’ül Hadis Cami, Lozan Anıtı, İkinci Bayazid Külliyesi, Rüstem Paşa Anıtı, Buçuktepe Tabyası, Kırkpınar Güreş Alanı gibi noktaları da ekleyin..
  • Gelecek sefer için not ettiğim başka öneriler de geldi.. Biri Sağlık Müzesi.. Avlusu ve yakındaki av köşkü görülmeye değermiş.. Eski Elektrik Fabrikası, eski orijinal çinileri ile Muradiye Camii, Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Binası hiçbir kaynakta rastlamadığım farklı öneriler..
  • Diyelim ki konaklamak istiyorsunuz; onun için de güzel bir öneri gelmiş.. Belgelere göre Fatih Sultan Mehmet’in doğduğu konaklarda bulunan Taşodalar Otel şahane bir seçenek gibi görünüyor..

Edirne Notları şimdilik  burada bitiyor.. Gelecek sefer ciğeri bir de Niyazi’de denemek(ama @evisual Kazım Usta’da ısrarcı!), Karaağaç tarafında daha fazla zaman geçirmek, Sağlık Müzesi’ni görmek, sonra da Uzunköprü tarafını keşfetmek niyetindeyim.. Giden herkese keyifli bir Edirne gezisi dilerim..

Kendime Notlar:

Edirne yolunda olduğumu gören dostlar önermişler.. kaybolmasın, burada dursun..

  • Lüleburgaz / Tatarköy gölet kenarında Yaşar Baba’nın yeri (restoran, kamp, piknik alanı..)
  • Sütlüce Köyü/ Pınarhisar – Çevirmeci Ömer (gitmeden ara: 05327211786)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir